Kaydet
a- | +A

İktidar partileri "muhalefet"ten şikayetçi. Rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. Hatta, ağır sözlerle.

iktidarın doğrularını kabul eden biriyim; ama bu tahammülsüzlüklerini anlamak mümkün değildir.

Muhalefet, demokrasilerde sistemin meşruiyetini ve rejimin demokratik seviyesini/ölçüsünü belirler.

Kaldı ki, bugün meşru muhalefet sayacağımız Meclis içi (iktidar dışı) partiler ne kadar muhaliftirler veya ne ölçüde muhalefet yapabilmektedirler (ki, koalisyon tedirgin olsun!..)

Fazilet''in yarısı var, yarısı yok.

Belki, geleceği yok (Anayasa Mahkemesi marifetiyle)

Dahası, tedirgin olunan, Kutan''ın konuşmaları ise; arasanız dünyada öyle tonton bir muhalefet lideri bulamazsınız. (Eski Baykal ile kıyaslanınca ne dediğimiz anlaşılır, herhalde)

Öte yandan DYP''ye bakalım.

Çiller, ekonomi profesörlüğünü de konuşturarak iktidara yükleniyor.

Hem de hayli keskin bir şekilde.

Ancak, yayınlayan yok. Medya ona kapalı. Sadece bilenler, onu internetten www.dyp.org''dan takip edebiliyor. (Tabiî, biri bizi izliyor"dan kurtulabiliyorlarsa!..)

Avrupa''daki gibi bizde reyting yapmaz. Çünkü, biz bu ülkede "izlenmeye" alışık bir milletiz. Big Brother yurt içi ve dışı adresleriyle zaten bizi izlemektedir. Orwelciyiz biz...)

Herhalde muhalefetin örselendiğinden dolayı, o gediği zaman zaman cumhurbaşkanı kapatıyor. O da yüreklere su serpiyor; ama yine de "Bu ülkeyi kim yönetiyor?" sorusunu gündeme getirerek!.. Siyasetin çarpık işleyişine eklemlenerek.

İktidar-muhalefet ilişkileri, siyaset dışı güçlerin etkinliğinde demokrasi ötesinde üretilince; siyasetin alanı daralıyor.

O zaman siyasî merkezi bürokrasi dolduruyor.

İnsanlar ekmek derdinde olduğu için bu daralış pek -şimdilik- göze batmıyor veya batsa bile tepki verilemiyor.

(Açık yazamıyoruz ki!..)

Bu ortamda iktidar, olmayan muhalefetten şikayet edeceğine, bürokrasinin uzantısı konumunu aşmak niyetinde ise, o zaman muhalefeti de işbirliğine davet edip, siyasetin özerkliği mücadelesini vermek zorundadır.

Bizi birileri, biz de iktidarı izliyoruz.

Ellerimiz şakaklarımızda...