Kaydet
a- | +A

Dünyaca ünlü "illüzyon" sanatçısı David Copperfield ülkemize gelecek. Mydonose gösteri merkezindeki dev çadırda nefes kesen sihirbazlık örneklerini sergileyecek.

Adamın ünü malûm. Sahnede adam bile uçuruyor. Kesiyor, biçiyor; yine bir araya topluyor.

Kimi göz aldatması diyor, kimi üstün teknolojiye bağlıyor başarısını.

Bizim yerli Mandrake de "Bende para olsaydı -veya devlet elimden tutsaydı- ben de ne numaralar yapardım" demiş.

Pişmiş aşa "maydanoz" olmak istemem, ama bizim millet öyle hokus pokusa pek -bu yönden- alışık değil. Biz hep "Canbaz"la büyüdük. "Canbaza bak" diye bazen bekledik durduk, cepteki gitti. Ya da bir ipte iki canbaz misâli ile çok şeyler gördük, geçirdik.

Bizde para canbazları çoktur. Hani öyle Soros gibi değil.

Milletin gözünün içine baka baka para uçuranlar!.. Zaten her gün teşhirde bunlar.

Harcamasına bakın. Kazancına bakın.

Öyle bir illüzyon ki, kimse "Nereden buldun?" diyemiyor!..

Yolsuzluk da Türkiye''de ayrı bir sihir sanatı oldu. Gazeteler neşrettikçe, sayın seyirciler "Vay canına, nasıl da yürütebilmiş de bu kadar zaman farkedilmemiş" diyorsunuz!..

Müthiş bir zenaat bu.

Ve servet böyle yapılıyor.

Sonra aklanıyor. Ve saygın işadamı olunuveriyor. Nasıl? İşte, bu da hokus pokus!..

Arada sırada dünya yolsuzluk sıralamasında rekorlarımız yayınlanmasa, şöyle pekâla temiz bir toplum olduğumuza inanacağız!..

Temiz Toplum''a ulaşabilir miyiz?

İşte, "Büyük İllüzyon" burada... (Not, Büyük İllüzyon, iki dünya savaşı arası önemli bir yazarın dünyada barış olmaz karamsarlığını içeren kitabıydı. II. Cihan Harbi onu teyid etti.) Ben de o mânâda kullanıyorum: Ve maalesef, Türkiye''den yolsuzluğu kazıma inancının (eğer safdillerde varsa) "büyük illuzyon" olduğu kanaatindeyim.

Demokrasisi gelişmeyen ülkelerde yolsuzlar bir avuçtur. Eylemler tepede kilitlenmiştir. Adamların sayısı mahdut olduğu için bir şekilde temizlenirler.

Demokrasisi gelişmiş ülkelerde ise her şey çok şeffaftır ve çekirgeler üçüncü sıçramada kapana kısılırlar.

Biz ise yarı-demokraside olduğumuz için yolsuzlukların üzerine gidilmez.

Demokrasimiz var olduğu için yolsuzlukların bölüşümü geniş bir satıha yayılır, yani "egaliterien"dir. Ama, yarı-demokrasi olduğumuz için zincirin ucuna varamadan, elinizden kaçırıverir!..

Tam demokrasiye bile geçsek, işimiz zor.

Zira, şu yolsuzluk herhalde alışkanlık yapıyor. Esrar gibi bir şey.

Popülizm''le birleşince önü alınamıyor.

Herkes birbirinin açığını kapatınca, kimse "Kral Çıplak" diyemiyor. Ne yapalım, bu dünya böyle!..

"Ötekinde görüşürüz" demekten başka çare yok.