Kaydet
a- | +A

Avrasya, küreselleşen XXI. yüzyılın en stratejik bölgesi. Ve Türkiye, ister istemez, bu oyunun bir parçası.

Soğuk Savaş dönemindeki gibi aktif bir partneri.

Bu çerçevede Türkiye-Rusya ilişkileri önemli.

Hem ikili düzeyde, hem BDT düzleminde.

Moskova''ya ilişkin Türkiye''de iki (aslında bir buçuk) görüş var.

1. Moskovacılar! Bunu karalama maksadı ile kullanmadım. Bu yaklaşımın sahipleri, ne olursa olsun Rusya''nın hâlâ Süper Güç olduğuna inanıp, belâ olmaktansa devâ olsun kabilinden iktisadî yatırımlarını bu pazara kaydıranlar. Yani, bugünün Moskovacıları, Moskova''da iktidarda komünizm döneminden kalma komünistler olmasına rağmen, burjuva, açıkçası Türk uluslararası kapitali. Sermayesi. Rusya''da iktisadî çıkarları olduğu için Rusya''nın toprak bütünlüğünün ve anayasal düzeninin korunmasını istiyorlar!.. Onun için Çeçen tezinde Moskova''ya daha yakınlar.

2. Buçukuncu görüş ise Soğuk Savaş dönemindeki alışkanlıklarını sürdürenler. Fazla da etkileri yok.

Türk-Rus ilişkilerinin Türk-ABD ve ABD-Rus ilişkilerinden etkilendiğini varsayarsak; sonuncu bahiste Washington, Rusya''nın demokratik, liberal, hiç olmazsa yarı istikrarlı bir ülke olmasını diliyor. Onun için Moskova ile "stratejik partnerliği" yeğlediği imajını veriyor.

Ne var ki, sathın altında ABD''de Rusya''ya ilişkin tedirginlik artıyor.

Rusya''nın giderek mafyanın eline geçmesi, bu mafyanın küresel bir organize suç teşkilâtı ile ABD''nin ulusal ve uluslaraşırı finans açılımlarını tehdit etmesi, hatta komünizm bitmesine rağmen Rusya''da Anti-Amerikancılığın artması ve küreselleşmenin illetlerinin Rusya''ya bulaşmasından Washington''u sorumlu tutmaları...

Bu nedenle, "Şanghay Beşlisi"nin Orta Asya''daki muhalif cereyanları "irticacı" diye nitelendirmelerine rağmen ABD, kapalı kapılar ardında geleceğin "istepneleriyle" dirsek temasında...

Ancak, ABD, Hazar petrolleri oyununda da tezahür ettiği gibi, henüz kararsız.

ABD''de hangi lobinin ipi göğüsleyeceğini tarihin vazgeçilmez akışı belirleyecek.

Avrasya stratejisinde ABD ya Rus, ya da Türk kartını oynayacak. Çünkü, BDT oldukça Moskova''nın Türklerle "uzlaşması", nihaî analizde mümkün değil. Ne var ki, kısa dönemde Moskova ile Ankara''yı diyalogda tutarak bu açmazı geçici de olsa bertaraf etmeye çalışıyor. Türkiye de bu bağlamda "Ben de Rus''la dostum" diyerek Moskova''nın kartını güçlendiriyor. Yani, kendi kalesine gol atıyor. Kısa soluklu menfaatler için geleceğini ipotek altına sokuyor. Bugünkü idarecilerle hoş geçineyim derken, yarının Türk Dünyası liderlerini küstürüyor.

Pekiî, ileriye yönelik projeksiyonlar?

Soru: Bugün Türk Dünyasını elinde tutan liderler ne kadar "kalıcı"? Onlar gittiğinde yerine gelecek lider kuşağı, bugün Türkiye''nin gücendirdiği muhalifler olmayacak mı? Bu soruların cevabı için "Türk Halkları Asamblesi"ni tanımak gerek.

İpek Yolu''nda Türk ekonomik azatlığına bir gün kavuştuğunda Ankara ne yapacak? Büyük oyunun neresinde kalacak?