Kaydet
a- | +A

Az değil bizim Coşkun Çokyiğit! Bu çarşamba sizin çekimi geç bir saate alalım mı dedi. Severim keratayı. Evet, dedik. Nereden bileyim. O saatlerde GS''nin final oynadığını. Fark edince iş işten geçmişti. Serzenişte bulundum:

-Abi, siz sıkı GS''lisiniz. Fazla heyecanlanmanızı istemem.

Demedi mi!

Bu arada heyecan konusunda dünkü yazdığımızı destekleyen nice telefon ve e-mail geldi.

Hani şu devir-teslim için.

Sadece o mu?

Siyasi liderlerimiz de heyecan vermiyorlar.

Kendine özgü, sarışın güzel kadın imajıyla Tansu Hanım''ın bir zamanlar verdiği hava şimdilerde o kadar sürükleyici değil.

Mesela Yılmaz. Duru bir lider. Hatta somurtmakla ünlü. Halkla ilişkileri uyardıkça tebessüm ediyor. Onu da hep yanlış yerlerde yapıyor.

Bahçeli''de de pek karizma yok. Dingin, fazlasıyla sakin, hatta sert bir ifade çiziyor. Mimik oynamıyor kendisinde.

Kutan yumuşak başlı bir insan. Yine de karizması yok. Heyecan uyandırmıyor.

Ecevit ise mütevazılığını ön plana çıkarmış. İnsancıl bir yapısı ile, bu onun mizacı. Belki 70''lerin karaoğlanlığını geçmiş.

Sevecen, sempatik, lider gibi lider beklentisi mi değişiyor, yoksa ciddiyet uğruna başla soğuk bir siyasi liderler galerisine mi mahkûm olduk.

Milletvekillerinin Kopenhag''a gidişi bile toplumda coşku üretmiyor. Takım elbiseler, lacilerle kuru bir görüntü egemen.

Zaten, asık suratlı bir millet olduk.

Gülmeyi unuttuk. Girdiğiniz yerde farkedilirsiniz sloganı bizim liderlerde görülmüyor.

Yeni Cumhurbaşkanımız dahi, onca zorlanmaya rağmen bir rüzgâr oluşturmadı. Dönüşüm heyecanının akılla birleşmesini bekler.

Gel de karamsarlığa kapılma.

Çok şükür ki, bir Galatasaray var.

Kopenhag kriterlerini ilk aşan öncülerimiz.

Bizim durgun ve dingin (!) liderlerimiz "önce devlet" diyerek "ağır başlılıklarını" kanıtlayadursunlar, bir spor takımı nerelere geldi, görsünler. Nasıl bir coşku, nasıl bir 19 Mayıs verdiler. Onları kutluyoruz.

Avrupa her türlü pisliği yaptı.

UEFA en adi oyunlarını sergiledi.

İngilizler, bilineni-bilinmeyeni ile melânetlerini döktüler.

Ama, Allah''ın izni ve dualar ile oluyormuş, sebat edince.

Hiçbir komplo sistemli çalışma ve inancı durduramaz.

Ama, unutmayın.

GS de ağaç kabuğundan çıkmadı.

Arkasında Çanakkale Destanı''na giden bir okul var. Bir "ekol" var. Camia var. Sahaya son ana kadar yansıyan bir seyirci var. (Bu arada yazarınızın doğru takımı en başından beri seçmiş olmasını da unutmayın hani...)

Terim, takım, herşey. Bütün bunlar yılların birikimi. "Türk gibi başla, İngiliz gibi bitir" derler. Bu kez Türkler bu yöntemle İngiliz''i bile yendiler.

Bu, en güzel 19 Mayıs''ımız!

Mustafa Kemal''e bu yakışırdı.