Schumpeter, bir kitap yazmıştı. Siyasi rejimleri kıyaslayan. Nerede kaldı o günler? En güzel tatil kentimizdeyim. Her şeyin inceden inceye düşünüldüğü harika bir hotel. Tatilcilerin büyük kısmı Rus kökenli veya eski Doğu Bloku ülkelerinden. Yani 1917-1989 arası Komünizmi yaşamış olanlar! Mücevher zevki, marka merakları, giyim-kuşam-davranış hâlleri ile hiç de öyle "homo sovieticus"u yaşamamışlar sanki! Burjuva alışkanlıklar içindeler. Sanki kapitalizmin içindeydiler kırk yıldır!.. Komünizm, asıl bu "Brütüs"leri görseydi, gerçekten kahrolurdu!.. Komünizme kızıyoruz. Kızılacak da şeydi hani!.. O istibdadı ile. Oysa ki, kabul etmek lâzımdı: Ne Rusya''nın, Ne Çin''in o yıllarda başka şansları vardı! Hani Oxford vardı da, okumadık mı misâli bir vakıa işte. Komünizmi Stalinciliğe inkılap ettirenler, suça dayalı bir mafya ekonomisiyle serbest piyasaya geçmeye çalıştılar. Asıl Brütüsler onlardı! Komünizme en büyük kötülüğü komünistler yaptı. Faşistleşerek, sonra mafyalaşarak!..
Kahrolsun faşizm!.. Hem de bin kere! Milyon kere!.. Faşizm 1930''larda ortaya çıkan Mussolini-Hitler çizgisi ile ibaret bir rejim biçimi değil sadece. Bir kafa yapısı, icraat modeli, bir hayat tarzı, bir bakış açısı, bir düşünüş biçimi; bir kültür anlayışı vs... vs!.. Ne ekonomi, ne siyaset, ne dış ilişkiler! Faşizm içimizde, genlerimizde... Hiç farketmez, kimliğiniz, siyasi parti eğiliminiz, bürokrasideki konumunuz... Faşizm size sızar, sizi rehin alır, kullanır. Her yerden o kafasını çıkarır. Mücadele çok zordur. Ben başarılı olabileceğimiz kanaatinde değilim. "Ülkemde Demokrasi İstiyorum" (Metin Abinin kulağı çınlasın). Su gibi, ekmek gibi!.. Ama, ölmeden tadabilecek miyim, bilmiyorum. Onun için bu ülkeyi o kafalara bırakıp, demokrasi aramaya çıkmak istiyorum. İlticacı olarak!.. Demokrasi nimettir. Onu dün Faşizmin pençesinden Komünizmin "korkusu" korumuştu. Bugün o korku yok. Artık, demokrasi bir zorlama değil, kişisel devrim, kültür neticesi yaşayabilir. İnsanî değerlerle. Önce insan diyen ahlâkî yapılarla. Dünyevileştirilen kafalar ve sadece biyolojik pompa haline gelmiş yüreklerle işimiz zordur!

