Kaydet
a- | +A

Ledra Palace nire? Lefkoşa''nın, 1960''larda en lüks oteliydi. 1964''ten itibaren Kıbrıs''ta toplumlar arası çatışmalar başlayınca Birleşmiş Milletler''in karargâhı oluverdi.

Güney Kıbrıs''la Kuzey Kıbrıs arasında edatâ bir ara bölge, tampon vazifesi gördü. Bugün sınırın tam orta yerinde "tarafsız" kısım. Tam bir barikat alanı. BM askerlerinin tuttuğu bir "üs" gibi.

Yabancı diplomatlar gelince hem Türk, hem Rum kısmı ile burada, bu mekânda görüşüyorlar.

Biz de orada çekim yaptık.

"Yuvarlak masa" toplantılarının yapıldığı bir salonda, Türk ve Rum ilgililerin huzurunda, Kuzey ve Güney Kıbrıs yetkilileri tartıştılar.

25 senedir ilk kez taraflar yüz yüze geldiler. BRT''nin tecrübeli Kıbrıs temsilcisi Metin Çatan''ın yorulmak bilmeyen ısrarı ile Türk kesiminden Ulusal Birlik Partisi temsilcisi İlker Nevzat, Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talat; Güney''den ise iktidardaki Disy Partisi başkan yardımcısı Panayottis Dimitriv ve Komünist Akel Partisi lideri Christofias karşı karşıya geldiler.

Onlara tartışmada Türk ve Yunan (Rum) kesiminden iki medya mensubu da eşlik etti.

Dikenli tellerin ardında cereyan eden bu akşam toplantısı, önce tarafların çay-kahve içtiği bir resepsiyonla başladı. Tabii ki, iki taraf da gergindi, ilk başta.

Aslında Rum tarafı, iyi hazırlanmıştı.

Özellikle de kavga çıkartan taraf olmak istemiyordu. Baştaki konuşmalar genel anlamda iyi niyet mesajları ile dokundu.

Rum tarafı, biz birleşmek istiyoruz. Bu ayrılık niye? Mesajlarını verdi.Amaçları, eski cumhuriyetin çatısı altında yeniden federasyon gibi gözüküyordu.

Kuzey "federe" deyince onlar istememişler, şimdi Türk tarafı "konfederasyon" deyince, federasyona dönmüşlerdi.

Türk tarafı, eşitlikte ısrarlıydı.

Bu onların egemenliğin paylaşımında "erimemek" için kararlı tutumuydu. Birlikte yaşayalım, iyi de, ya sonra Güney bizi yutarsa, ya da Enosis''e kurban ederse endişesine karşı hukukî garantileriydi. Onun için bir nevi "yalıtılmışlığı" savunuyorlardı.

Mazi korkutuyor.

İlginç olan, Rum kesimi hatalarını kabul eder gibi görünüyordu. Bu hataların acısını ve faturasını ödedik diyorlardı.

New York görüşmelerinden bir çırpıda Copperfield misâli çözüm beklemiyorlar.

Ama, bir yumuşama var. Bu taktik icabı mı, samimiyetinin ölçüsü tartışıldı.

Aslında bütün taraflar AB''ye girmek istiyor (Türkiye dahil). Zamanlaması, takdim-tehiri önemli.

Artık kimse kan istememeli.

Çatışmanın çözülmesi, ayıklanması güç iş.

Barış yapmak zor zenaat.

Her iki tarafa da sorumluluk düşüyor.

Ve tabii içtenlik. Milli çıkarların ada ölçeğinde uzlaşması bölge dışı güçlerle birlikte nasıl gerçekleşecek (gerçekleşebilecek mi) göreceğiz.