XXI. yüzyıl "liderlik" kavramını da değiştiriyor. Bu çağ hangi türde liderlerin yıldızının parladığı dönem olacaktır? Öncelikle, dünyanın gittiği istikâmeti algılayan kişilikte olmalı. Bugün, aramızda değişim yok diyenler de var, değişimi küçümseyenler de. Değişime direnenlerin bu fırtınada tutunabilmesi bile mümkün değil. İkinci merhâle, değişimi nasıl "okuduğunuza" bağlı. Kilit kelimeler: Küreselleşme, iletişim devrimi, Bilgi Toplumu, sanayi ötesi çağ... Bu tanımları "holistik" (bütüncül) bir fikrî sentezde yerli yerine koyabilen, sistemleştiren liderler mutlaka ki, çağdaş literatüre egemen olan, okuyan, yazan, web sayfalarında dolaşan biridir. Kademe üç: Bu birikimi ile evrensel de demiyorum, küresel düşünen bir aksiyon adamı olmalıdır. Küresel dedik diye ipin ucunu kaçırmış bir kozmopolit kişiyi kastetmiyorum, öyle sanılmasın. Ama, ne yerel, ne de sadece ulusal kalmış olmak yeterli. Farklılıkları kabul ile onları reddetmeyen ve o çeşitliliği iptal etmeden onların ipliklerinden yeni bir kumaş dokuyabilme dehâsını gösteren kişiden bahsediyoruz. Tabiî ki, XXI. yüzyılın lideri, yalnız başına üretecek ve yönetecek değil. Yönetmeyi değil, yönetişimi kabullenecek. Yönetişim, bir orkestra idaresidir. Kollektif icraattır. Katılımcılığı teşvik ile karar verme mekanizmasında çoğul girdileri ortak bir mecrada birleştirebilme yeteneğini gösteren kişi liderdir. Hoşgörülü, uzlaşmacı. Herşeyin ötesinde ahlâklı. Sadece özel hayatında değil, sosyal hayatta, alanda etiği olan biri. Gandi ne demiş. İlkesi olmayan siyaset, ahlakı olmayan ticaret, çalışma olmadan zenginlik, şahsiyet kazandırmayan eğitim, insanlık olmadan fen, vicdan olmadan eğlence... Bizi bir yere götürmez. Kavramlar değişiyor. Liderlik de. Bu çerçevede benim 2 Haziran cuma günkü, Gülay Göktürk''ün 18 Haziran ve Cengiz Çandar''ın 20 Haziranki yazılarını özellikle okuyun. Hatta, kesip, kenara koyun. Elli sene sonra lâzım olacaktır!..
Millîler nihâyet!.. Denizli''ye sağol hocam diyorlar da. Bence bunu haketmiyor. Unutmayın: Terim kompleksi yüzünden ilk maçta milli takımı GS''den soyutlayarak sahaya sürdü. İkinci maçta uyandı, takımı GS''lileştirdi. Ve üçüncü maçta sonucu gördü. Şu sen-ben işi ile de liderlik olmaz! Bir de sen gerçek bir lidersin Denizli demiyorlar mı!

