Kaydet
a- | +A

Cezaevleri bir âlem. Önce sol görüşlülerin isyanını yaşadık. Dün de sağ görüşlülerin. Benim anlamadığım; bu kadar güçlü devletin nasıl bir türlü cezaevlerine hâkim olamadığı. Olamıyorsa, oraları cezaevi mi? Galiba bir türlü çağdaş cezaevleri oluşturamıyoruz. Oluşturamayınca da, "Koşulların kötülüğü"nü bahane edip, şikayetler infiâle dönüşüyor. O zaman devlet de geri adım atıyor. Mecburen "müsamahalı" oluyor, tavizler veriyor. Ne var ki, bu hâl ve gidiş dışarıdakileri içinde yaşadıkları ülke hakkında endişelendiriyor. Mekânlar, insan davranışlarını etkiliyor. Evlerimiz de öyle. Depremle o kadar haşır-neşir olduk ve o kadar çok ürkütücü genelge hazırladık ki, evlerimiz de cezaevimiz oldu. Sigortası yapılmayan evlerde yaşamak bir risk. Ama, atsan atılmıyor, satsan satılmıyor. İnsanlar deprem uzmanlarına baktırmış dahi olsalar, evlerinde diken üzerinde oturuyorlar. İmânımız ahirete kaldı, mekânımız ise elden çıktı. Yetmişlerde terör belâsı kimse evinden çıkamazdı. Son on yılın öyküsü de evlere girememek. Sokaklarda yatıp, kalkıyoruz. Huzur, Tanpınar''ın romanında, kaldı. O da zaten pek huzur veren roman değildir! Mekânlar insanların davranışlarını değiştiriyor. MHP''liler Genel Merkeze dolup, "Bu mu bizim evimiz?" diye isyanlarını dile getiriyorlar. İmam-hatip, türban, YÖK''de geri adım derken Öcalan''ın asılmasında da maziide söz verdiklerine tezat davranırlarsa seçmen ne yapsın, nereye gitsin? Bence ilki ile ikincisi arasında fark var. Bahçeli''nin bugünkü mekânı, söylemi ile icraatındaki farklılığı açıklıyor. Millî çıkarlardan taviz veriyor mu, vermiyor mu; onu dillendirmeli. Kaldı ki, MHP, tam kılıç üstünde. MHP yeni oluşan dünyaya uyum sağlar ve merkeze oturursa; onu kimse oradan koparamaz. MHP, seçmeninden kopmadan, onlara değişimi anlatarak Türkiye''yi güçlendirecek tarzda yoluna devam ederse uzun vadede kazanacaktır. Ancak, sistemin "esiri olup, uysallıkla herşeyi kabullenen bir tavra girerse, evini dahi kaybedebilecektir.

PEMBE KONAĞIN GELİNLERİ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Tiyatroları sessiz, reklâmsız çalışıyor. Ancak, çok başarılı. Hep kapalı gişe oynuyorlar. En son "Pembe Konağın Gelinleri"ni seyrettik. Eser, Gülsün Siren''in. Dahiyane, o ölçüde de sıcacık yazılmış. Yönetmen Engin Gümen iddiasız, fakat su gibi akan bir yönetimle sahneye koymuş. Tarihî perspektif ışığında kuşaklar arası farklardan, kadın-erkek ilişkilerine kadar ideolojisiz, insanî bir bakışla Türkiye tarihi, bir konağın öyküsüyle verilmiş. Fevkalade sempatik, espriler yerinde ve lâtif, eleştiriler düşündürücü. Hele Funda Postacı ile Zihni Göktay''ın oyunları muhteşemdi. Herkesi kutluyorum.