Kaydet
a- | +A

Sağ değil, muhafazakâr mı deseydim, acaba?Neyse, yelpazenin o tarafı diyelim, hep "haklı" sebeplerle "Güçlü Devlet" talebinde bulunmuştur. (Bugün de çoğunlukla öyle. Sanki demokratikleşme ile bu devlet zaafiyete uğrar evhamı ile hantal oligarşinin yanında yer alıyorlar gibime geliyor...) Evet, coğrafyamız, jeo-politiğimiz, tarihimiz güçlü devlet istiyor. Dış düşmana karşı devleti kollamak şerefimizdir. Ama, nedense o güçlü devlet de sağı da hırpalamaktan geri kalmamıştır hani!.. Ülkücülerin seksenlerde, İslamcıların doksanlardaki şikayetleri malûm. İsterseniz daha geriye gidin demokratların hayal kırıklıkları 50''ler, 60''lar, hatta yetmişlerde bile kulaklarımızda çınlar. Sağ hep, "milli devlet", "devleti millileştirmek" tezlerini savunmuştur. Aydın-halk kopukluğu demiş, bürokrasinin ilkinden müteşekkil olduğundan bahisle amacı hep "bizden birilerini" o kademelere sokmakla, bunların sayılarının çoğalmasıyla güçlü geleceğe kavuşulabileceğini ümit etmiştir. Aslında devlete bizim çocuklar girse de sinsi sızmalar onların elini kolunu bağlamakta hatta onları değiştirebilmektedir. Yaa, af buyrun, artık bu argümanların çok eskidiğini (doğru olsalar bile hani, siyaseten hatalı bir durağanlığa, mecralara bizi soktuğunu, hattâ başkalarına yaradığını) düşünüyorum. Ben, yanlış anlaşılmasın, devlete sadıkım. İtaatkârım. Ama, güçlü devlet yerine güçlü milleti tercih ederim. Milletin güçlü olamadığı güçlü devletler faşist (olmasa bile totaliter) değil midirler? Ben güçlü bir lider gelsin, devleti eline alıp, ülkeyi kurtarsın mitolojilerini hiç sevmedim, sevemedim.

Ben hep milletime aşık oldum ve kolektif şuurun kendi kendini yöneten iradesini bekledim. Oysa ki, sağda millet olabilmenin boyutlarını hep reddettik biz. "Halk" diyenler solcudur diye milleti şahsında değil, tüzel kişiliğinde; sokakta değil kabristanda aradık. Bireyi üretelim diyen liberallere kızdık. Bunlar milleti atomize edecek. Herkes kendi gemisini kurtarırsa, ülkeyi kurtaracak adam bulamayız endişesiyle kişi hak ve hürriyetleri dendiğinde, "pekiî ya yurttaşın ödevleri?" deyip, devletten fazla devletçi olduk! Şimdi, sivil toplum rüzgarı esiyor. Ve sağda yorumlar muhtelif. Bir ürkeklik var. Savunalım mı, uzak mı duralım? Sivil toplum, milletin sinesidir. Bu sinenin içinden katılımcı demokrasi çıkar. Siyasetin en etkin mecraı da budur. Yarın için daha da geçerlidir. Devletin tarafsız bir kamusal alan olarak muhafaza edilip, her sorun için örgütlenmiş bir milli irade manzumesi siyasete medeni ülkelerde egemen oluyor. Kendini yenileyemeyen sağ düşünce Batı''da ya aşırı faşizme sürükleniyor, ya da iktidarı kaybediyor. Geç kalanlar da, Türkiye''de treni kaçırıyor.