Başbakan''ın talimatı ile son on yılda görev yapan bütün Enerji Bakanları soruşturulacakmış!
Olacak iş mi?
Aralarında DSP''li Prof. Dr. Ziya Aktaş da var ki, arasanız bu kadar temiz adam bulamazsınız. Ecevit, kendi partidaşına bile hakaret etmekten kendini alamıyor.
Ne uğruna?
28 Şubat öncesinde bu silsilede FP''nin şimdiki lideri Kutan da var da, ona da gözdağı verilsin diye mi?
Yoksa Ersümer''e ve onun koalisyon partneri olan partisiyle aralar bozulmasın diye zaman kazanmak için mi?
Meselâ, daha geriye gidip, AP zamanındaki bakanlar filan da araştırılsaydı!..
Doğrusu, halk artık Meclis tahkikatlarına güvenini yitirdi. Üstelik, zabıtları iyi takip eder biri olarak benim hiç itimadım yok.
Çiller zamanından başlayalım.
Siyasi amaçlar uğruna, Meclis''in bu soruşturmalarla nasıl meşgul edilip, Tansu Hanım''ın boğulmaya hatta rehin alınmaya çalışıldığını hep birlikte gördük.
Yüce Divan diye başlayan gayretlerin nasıl cüceleştiğini, parmakların o yönden bu yöne savrulduğunu yaşadık.
Meclis tahkikatları öyle "siyasallaşmıştır" ki, parmak hesabı ile aklanma, aynı metodla karalamalar vâki olmaktadır.
Vicdanla değil, parti rozetiyle hükümler verilmektedir.
Çiller, o aşamada "bağımsız yargı" derken haklıymış; şimdi daha iyi anlaşılıyor.
İyi de yargı, "cüzdan ile vicdan" arasına sıkışmış.
Bir de siyasal etkiler diye şikayet ediyorlar.
Tabiî, her dönemde vardı; ama doğrusu ben olağanüstü mahkemelerin siyasi konularda devlet elitinin reflekslerinden daha fazla etkilendiğini düşünüyorum.
Siyaset-hukuk etkileşimi; bürokrasi-hukuk etkileşimi kadar yönlendirici değil gibime geliyor.
Bir de medyanın tesiri var.
Medya bazen öyle "dolduruş"a geçiyor ki, hakim, popülist davranmak durumunda da kalabiliyor. Medya bu safhada objektifliği bozan, toplumsal linçi hareketlendiren bir rol oynuyor. Kendi yargıladığını, hukuk tescil etsin gibi bir böbürlenmeye giriyor.
Hukuk, ciddi iştir.
Ciddi de bir bakanımız var.
Ama, herşey orada başlayıp, orada bitmiyor!

