Yakında yasama mola verecek. Meclis hızlı çalışıyordu, tatile ihtiyaçları var.
18 Nisan''dan sonraki siyasi gelişmeleri değerlendirirsek, birkaç ilginç tablo çıkıyor.
İlkin, Meclis''te zaaf içindeki muhalefetin küçük tavizler tahsil etme ihtiyacı nedeniyle, yasama bir "bütünlük" içinde görüntüsü veriyor. Tahkimde uzlaşıldı. Sosyal Güvenlikte bile muhalefet öyle pek bastırmıyor.
Bu hal, Meclis dışı muhalefeti etkinleştiriyor.
"Emek Platformu" bu boşluğu dolduruyor.
Meclis''le Emek''in böyle karşı karşıya gelmesi tatsız analizlere neden olabilir.
İyi ki, çağdaş solcu kalmadı ki entelektüel analiz yapabilsin.
CHP ve benzeri arkadaşlar, Ecevit''in eski solu eleştirisine takılıp kalıp, tarihsel utançlarına mazeret üretmekle meşguller.
Tahkim, globalleşme bir zarurettir tarzında neo-burjuva determinizmine cevap verecek nice yeni sol argümanlar var; ama eski tüfeklerde artık okuyan kalmadı galiba.
İkinci tesbit, Erbakan''ın dönüşü ile ilgili.
Arkaik laikçiler, bu "erken affı" adeta 28 Şubat''a yeni hükümetin bir ihaneti (onlara göre daha öncekiler de var) olarak görüyorlar. Ecevit hep bunu yapar zaten, diyenler de var.
Ne var ki, Refahyol''a giden Çiller manevrası ile bu son olayın arasında konjonktürel fark yok mu?
Erbakan''ın dönüşü, bu aşamada FP''deki yeni oluşumu durdurur mu, durdurmaz mı?
Partiyi karıştırır mı, karıştırmaz mı?
Hatta, partiyi bölebilir mi, bölmez mi?
Aslında siyasi parti yasasındaki değişiklik FP''ye nimet değil, külfet olacaktır.
Bu açıdan hükümet taviz değil, FP''ye dinamit lokumu hediye eylemiştir.
Erbakan da, Fazilet''in ne Refah, ne de bıraktığı gündeki Fazilet olmadığını anlamalıdır.
Taş yerinde ağırdır derken, o yer zaman/mekan atlasındaki iki buutlu yerdir.
Yerli yerinde...
Derken izninizle değineyim.
Emekli olan Çevik Bir Paşa''ya ilişkin çeşitli yorumlar var. Polemik yapmayalım. Yapanlara katılmayalım. Ama, E. Orgeneral Bir''in de ister politikada, ister sivil toplumda o eski günlerdeki gibi etkin olabileceğini sanmıyorum. Bu "etkinliği", etkileyebilme anlamını içerecek şekilde kullandım. Tabii, göreceğiz birlikte.
Üçüncü tesbit, dış siyasete ilişkin.
Güçlü bir hükümet, dış politikada saygınlık kazandırır.
İran''ın askerlerimizi iadesi buna delildir.
Ancak, unutulmamalıdır ki, dış siyasette itibar, Türkiye''nin demokratikleşmesine, özgürlüklerin önünü açmasına bağlıdır.
Bu hususta daha alacağımız o kadar mesafe var ki!.. Malum!..
Dış politikada yıldızımızın parlamaya başlamasında TSK''nın aktif caydırıcılık misyonundaki kıtalararası eylemleri kadar, Sn. Kıvrıkoğlu dönemindeki siyasette geri planda durma nezaketi de etkili olmamış mıdır, sanırsınız?..
BANA DA MOLA
Değerli dostlar, izin verin ben de bir hafta yıllık iznimi kullanayım. Kısa bir tatili esirgemeyin benden. Görüşmek üzere...

