Kaç gündür, Türkiye ortamındaki izdüşümleri ile birlikte "küresel kapitalizmin krizini" yazıyorum.
Bu bağlamda Soros''un Sabah yayınlarından çıkan kitabına da atıflar yaptım.
Soros gibi süper bir kapitalist bile ekonomik küreselleşmenin bu çıkarcı ve egoist bireycilikten kurtulamazsa açık toplumu, demokrasiyi yıkacağı inancında.
"... Piyasa ekonomisi bir toplumdan başka her şeydir. Herkes kendi çıkarını gözetmek zorundadır ve itin iti ısırdığı bir dünyada ahlaksal kaygılar bir yük haline gelir."
Yani, bu tür bir bireycilik, bölücü olmaktadır.
Kişileri bir araya getiren toplum bilinci, sorumluluğu, kamu alanı yıkılmaktadır.
Soros burada kalıyor. Ötesine geçemiyor.
Zenginliği yeni tadan, türedi kompradorların olduğu ülkelerde refah adeta bir gösteriş fırsatı ise, hatta dejenere veya ahlak dışı bir harcama tutkusu ile birleşince malûm, mağdur halk isyanları oynar.
O zaman artan gelir, her ne kadar adaletsiz gelir dağılımı ortamında dahi artsa, düzeni zorlar. İktisadi refah ancak demokrasiyi yaşatır denklemine aykırı hatta tezat bir biçimde açık toplumun düşmanı olur.
Aksine, bu toplumda "Böyle gitmez" anlayışı radikal toplum projelerine vücut verir. Mağdur kesimler içinde mizacına göre toplumu yeniden inşa etme misyonu adeta önü alınmaz tehlikeli bir "kurtarıcılığa" dönüşür. Toplumu kurtarmaya kalkanlar kendi gönlündekinin yegane geçerli toplum projesi olduğu inancıyla herkesi o modele kilitlemeye çalışırlar. Farklılıklara karşı tahammülsüzlük, tek yol... şeklindeki arayışların doğal neticesidir. Hoşgörü toplumdan çekilir, açık toplum, kurtarıcıların elinde kapalı topluma doğru yelken açar.
XXI. yüzyıla doğru iktisadi krizleri salt ekonomik hadise olarak değerlendirmek mümkün değildir.
Amerika''da da aynı sıkıntı var. AB de aynı vakıadan mustarip.
Küresel kapitalizmin yediği haltları izahta ve engellemekte güçlük çeken Batı''da, özellikle Avrupa''da aynen Yugoslavya''da olduğu gibi ırkçılığın nasıl arttığını biliyor muyuz?
Bundan önceleri Dazlakları, Türk evlerinin yakılmalarını duyuyorduk.
Ama, artık Avrupa bunları gizliyor.
İslam''a, Türk''e karşı psikolojik tepkiler tamamen XIX. yüzyıl Yahudi aleyhtarlığı gibi egemen olmaya başladı.
Sokaktaki bireysel şiddetin kökeni karakollarda "ırkçı" saldırılar olarak değil, adi polisiye vakalar olarak kayda geçiyor.
Çünkü, Avrupa bu husustaki artışların "insani gelişim" endeksinde kendisini utandıracağını biliyor ve Avrupa, büyük bir kompleksle kendisinin kendi kıtasında gerçekleştiremediği "çok kültürlülüğü" bize ihraç ile vicdan rahatlatıyor. Aynen bir zamanlar Musevileri bize tehcir ettikleri gibi...

