Kaydet
a- | +A

Dünyamız değişiyor. Bu değişimin hepten iyi olduğunu söyleyemeyiz. Ancak, küreselleşme kendi hukukunu ve kültürünü de üretiyor.

Eskiden darbeler, dahili tasarruflardı.

Darbe olan ülkede, askerler veya onların iktidara mevzilendirdikleri ilk adımda televizyona çıkar ve ulusun "devletlerarası hukuka ve ülkesinin imzaladığı andlaşmalara sadık kalacağını" belirtir; böylece dünya-âlem ohh çeker. Hayat devam ederdi.

Dış politikada menfilik olmadığı/yapmadığı sürece darbeci ülke ile ilişkiler pek de sekteye uğramazdı.

Yani, darbe yapmak bir hükümrânlık hakkı idi!..

21. yüzyıl dünyası farklı. Birtakım kısa dönem çıkarlar uğruna darbeciler alkışlanmıyor, artık.

II. Dünya Savaşı sonrasında nasıl BM militer saldırganlığa karşı yekvücut olmayı bir misak mesuliyeti kabul ettiyse, soğuk savaş sonrasında da global toplum demokrasiye silahla kastedenlere karşı neredeyse aynı tavrı üretmeye çalışıyor.

İş dünyası, uluslararası finans ağları, sivil toplum kuruluşları hemen o ülkeyi kara listeye alıyor. Onun dünya ile irtibatını sağlayan tüm kabloların fişi çekiliyor, adetâ.

Hani, Levent Kırca''nın parodisindeki gibi keyfiyle darbe yapmanın imkânı ortadan kalkıveriyor.

İşte, izleyin Pakistan''ı. Borsa çöküyor. IMF yardımı kesiyor... Devamı da gelecek.

Hani, bunları bilmem ne ülkesinin sinsi bir komplosu diye ilkel mazeretlerle izah etmek de mümkün değil artık.

Bu, böyle bir dünya.

XXI. yüzyılda darbeler artık "Global komşuluk" kavramı çerçevesinde hepimize yapılmış addediliyor.

Çünkü, demokrasi ortak değer haline geliyor.

Sadece nükleer güce sahip olmak bile sizi saygın ve güçlü kılmıyor.

Artık, böyle bir dünyada postmodern darbeleri dahi kabbullenmek güçleniyor.

Hatta, ileride ilişkimiz bozulmasın diye en dost ve en kardeş ülkelerdeki darbeler karşısında bile sessiz kalmak devri geçmiştir.

Pakistan''ı aşk ölçüsünde seven bir insanım.

Bundan önce de susmuştuk. Bugün hükümet bile bu darbeyi nasıl karşılayacağını bilemedi. Nezâketen lâflar yuvarlanıyor.

"Pakistan bizim canımızdır, onu incitmeyelim" diye onların demokrasiden uzaklaşmalarını veya demokratik olmayan süreçlerle siyasi hayatlarına müdaheleleri mazur görmek bizim asıl ve asil dostluğumuza yakışmaz.

Biz milletin yanındayız, elbette.

Ama, gevelemesinler lâfı canım. İlkeli olmak lazım.

Yaşadığınız dünyayı anlayın artık.

"Bari bütçemizi de Cotarelli yapsın" demek de aynı yanlışlığı yansıtır. Her şeyin içiçe geçtiği bir dünyada en büyük milliyetçilik, demokrasinin boyundadır.