Kaydet
a- | +A

1974 Kıbrıs Barış Harekatından bu yana 26 yıldır dünyanın en huzurlu bölgesi Kıbrıs''tır. Fanatik bazı Rumların senede birkaç defa KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki sınır bölgesinde yaptığı taşkınlıklar hariç; dünyada anarşisiz, savaşsız en huzurlu bölge olmasına rağmen ABD ve AB, Kıbrıs üzerinde neden bu derece duruyorlar? 26 yıldır Kıbrıslı Türkler gibi Rumlar da ayrı ayrı dünyalarını kurmuş barış ve huzur içindeler. Kaldı ki Doğu Timor''da çoğunluk olan Katolik Hıristiyan (%90) ile %10 Müslümanlar aynı millet hatta akrabadırlar. (1512-1975) arası Portekizlilerin baskısı ile Hıristiyanlaştırılmışlardır. Endonezya''nın 5 bin yıllık toprağı olan Doğu Timor''un bağımsızlığını istediği ve savunduğu halde; KKTC''nin bağımsızlığına karşıdırlar? Bunun tek izahı var. ABD ve AB Balkanlar''da Müslüman Bosna, Arnavutluk ve bağımsız Müslüman Kosova istemediği gibi; Kıbrıs''ta da Müslüman Türk devleti istemiyorlar! Bunun dışındaki her izah yalan ve aldatmacadır. Hıristiyan Batı ve Siyonizm emperyalizminin şuur altında yatan (gizlediği) arzusu KKTC''nin İkinci Kosova yapılmasıdır.

Yunan Hükümetlerinin Marmara ve Atina depremi ile yakınlaşmasına aldanmayalım. Bu sanal bir senaryodur. Yunan devleti Megalo İdea''dan asla vazgeçmiş değildir. Ama aynı şeyi Yunan halkı için söylemek haksızlık olur. Yunan halkından Türk düşmanı olanlar vardır ama düşman olmayanların sayısı da oldukça fazladır. Bunun yanında Kıbrıslı Rumlar korkunç derecede Türk düşmanıdırlar. Hatta Marmara depreminde Türkiye''ye arama kurtarma için gelen ve Atina depreminde Atina''ya giden Türklere ilgi gösteren Yunanlıları açıkça "hain" ilan ettiler. 1922 yılında Anadolu''dan Yunanistan''a göç eden Rumların tamamına yakını Ortodoks olmuş Türk idiler. Bunların gönderilmesi hata idi. Şu anda Yunanistan''da yaşayan 3 Yunanlıdan birinin ceddi (Baba ocağı) Anadolu''dur. Turist olarak gelen bu kişilerin ilk işi dede ve ninelerinin yaşadığı yeri görmek oluyor. Aşırı Türk düşmanı Papandreu''nun oğlu Papandreu''nun; depremlerin Türkiye ile Yunanistan arasındaki "düşmanlık mitosunu yıktığını" Ankara''ya AB yolunda destek sözü verdi. Ama Kıbrıs tavizi istenecektir. "Kıbrıslı Türk ve Rumların birbirinden duvarla ayrılmaması gerektiği şeklindeki" ağzının altında sakladığı "bakla" federasyondur. ABD Kıbrıs''ta tavize karşı dış borçlanmada garanti verecekti; şimdi ise "garantör"lükten vazgeçti. Bunun sebebi Bülent Ecevit''in Washington''a getireceği Kıbrıs dosyasıdır. Dosyanın özeti şöyledir: "Sorun statü sorunudur. Türk tarafı bir ortak çatıya karşı değildir. Ancak, Türk tarafının da egemen yetkileri haiz kurucu ortak statüsü tanınmalıdır. Rum tarafı egemen devlet, Türk tarafını azınlık statüsünde gören yaklaşımın kabul edilmesi mümkün değildir." Rauf Denktaş''ın görüşü ise: "Kıbrıs''ta bir millet yok. İki millet var. Birini egemen sayıp, diğerini azınlık saymak kabul edilemez. Bu şartlarda doğrudan görüşmelere oturmanın bir anlamı yok. Belki yapabilecekleri, taraflarla ayrı ayrı görüşmek olabilir. Böylece önce dolaylı bir temas sağlanmış olur... Biz konfederasyona karşı değiliz. Ancak bunun asgari şartı KKTC''nin eşit statüsünün tanınmasıdır." Ecevit-Clinton görüşmesinin ana gündem maddeleri Kıbrıs, Kuzey Irak, Türkiye-AB ilişkileri, Avrupa Savunma Sistemleri, Türk-Yunan münasebetleri ve ABD''nin 21 tekstil ve 21 konfeksiyon kategorisinde konulan kotanın kaldırılmasıdır. Eski dışişleri bakanlarından Mümtaz Soysal''ın "Kıbrıs elden gidiyor" ikazı boşuna değildir.