Kaydet
a- | +A

Türk kültür ve san''at hayatımızın değerli ve mümtaz kişilerinden biri olan; ayrıca Türk basınının "Şeyh''ül Muharririn"i eğitim ordumuzun önde gelen ve onbinlerce makale, onbinlerce okuyucu ve öğrencisi, ciltler dolusu ilmi eseri, Türk Edebiyat Vakfı''nın kurucusu ve 30 yıl her hafta Çarşamba günleri açık oturum ve konferanslarla Türk ve İslâm Dünyasının meselelerini gündeme getiren ağabeyimiz, hocamız ve gazetemizin çok değerli yazarı; Ahmet Kabaklı''nın fani olan dünya hayatından ebedi olan ahiret âlemine intikali ile yalnız Türkiye Gazetesi değil, Türk ve İslâm Dünyası kıymetli bir mensubunu, evlâdını kaybetmiştir. Elbette "Hoca"mızı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Ama devamlılık sadece Allahü teâlâya aittir. Dünya bir imtihan yeridir. Mühim olan Allahü teâlâ''nın rızasına uygun icraatlar ile iz bırakıp hayır dualarla hatırlanmaktır. Cenaze namazına ben de katıldım. Sayılarla ifadesi güç o muazzam kalabalık ve onların içten gelen dualarına imrendim. Allahü teâlânın rahmeti üzerine olsun. (Amin)

Bazı duygular ve görüşler vardır ki, kelimelerle ya da sözlerle ifade edilemez. "Hal Bilgisi" ancak yaşamakla anlaşılır. Yazarlar koridorunda odalarımız yanyana idi. Bu kıymetli arkadaşımız rahmetli Ahmet Kabaklı''yı elbette bir makaleye sığdırmak şöyle dursun ciltlere sığdıramayız. Son yazısı 19 Kasım 2000 tarihinde "Damda deve aranır mı?" başlıklı yazı olup, İslâm dininin büyük âlim, evliya, tasavvuf sultanlarından İbrahim Edhem Hazretleri''ne ait idi. İNŞALLAH bu büyük evliya O''nu kabir âleminde karşılamıştır. İslâm büyüklerini seven kurtulur. Rahmetli Ahmet Kabaklı çok sevdiği eşini Kadir Gecesi kaybetmişti. 1948 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümünden mezun oldu. 1960''lı yılların başında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Paris''te de edebiyatla ilgili öğretim yaptı. Uzun yıllar Türk Edebiyatı Dergisi ve Tercüman Gazetesi''nde ve bilahare uzun yıllar Türkiye Gazetesinde "Gün Işığında" köşesinde değerli makaleleri ile ışık saçtı. İnandığı gibi yaşadı. Dürüst bir kişiliğe sahip idi. Türkiye''ye Türk Milletine ve Türkçeye aşık olup, çok seviyordu. Ve ömrünü bu sevdiklerine hizmet için harcadı. 5 ciltlik "Türk Edebiyatı" en büyük eseridir. En az 30 yıl süren Türk Edebiyatı Vakfındaki Çarşamba günü sohbetleri tatlı bir hatıra olarak kaldı. Türk edebiyatı, bu güçlü kalemini (şair, yazar, öğretmen) kaybetmekle öksüz ve yetim kaldı. Kalemiyle 54 yıl hizmet etti. Adeta bir çınar devrildi. İlk yazısı 1947''de ve son yazısı 2000 yılı sonunda (19.11.2000) olarak arkasında ciltler dolusu eser, makale, şiir ve sohbet ile derin izler bıraktı. Bir ömür emek vererek hizmet etti. Hep kendinden verdi. Hocalık yaptığı bir yüksekokula ismi verilmiş idi. Bu bile çok görüldü ve o okulun ismi değiştirildi. Ama cenazesindeki kalabalık, bu asil milletin O''nu sevdiğinin ve minnet duygusunun tezahürüdür. Nasıl ki, rahmetli Seyyid Ahmed Arvasi zamanımızda Yesevi Hazretlerinin varisi ise; Ahmet Kabaklı da günümüzün Alp-Eren''i idi. Dede Korkud''un varisi idi. Onbinlerce makalesine ilâveten neşredilen eserlerinden bazıları şunlardır:

"Türk Edebiyatı (5 cilt, 6.sını hazırlıyordu), Müslüman Türkiye, Mabet ve Millet, Kültür Emperyalizmi, Bürokrasi ve Biz, Mehmed Akif, Yunus Emre, Mevlâna, Mubayyelat-ı Aziz Efendi, Bizim Alkibiyades, Ecurufya, Ejderha Taşı, Nedim, Temellerin Duruşması, Sohbetler, Sultanü''ş Şuarâ ve Şiir İncelemeleri..." Gazetemizde hizmet kervanından ahiret âlemine intikal eden yazı ailesinden saymak gerekirse, şırasıyla şöyledir:

S. Arvasi, Mevlüt Işık, Mehmed Emin Alpkan, N. Yıldırım Gençosmanoğlu, Prof. Mukbil Özyörük, Tarık Buğra, A. Yılmaz Boyunağa, Selahaddin Şar, Prof. Ayhan Songar, M. Sedat Işık, Ahsen Çetiner, Safiye Doğrular, Prof. İsmet Miroğlu, Prof. Aydın Taneri, Vecihi Ünal, Prof. Abdülkadir Karahan ve Ahmet Kabaklı... Kabirleri Cennet bahçesi olsun. Hepsi yeri doldurulmayacak değerler idi. Ahmet Kabaklı''nın bazı özellikleri ise; son derece cömert, munis, alçak gönüllü, şen ve esprili oluşudur. Her nefis ölümü tadacaktır. Ölüm yok olmak değildir. Yeni bir ''dünya''da doğuştur. Dünya, kabir, mahşer bütün bu âlemler sonsuz olan "Ahiret Âlemine" giden menzillerdir. İslam âlimlerine göre "Akıllı kişi dünyanın geçici ahiretin ise sonsuz olduğunu düşünen ve ona göre tedbirini alıp hazırlanan kişidir...