Kaydet
a- | +A

Türkiye sanal yani hayali tehlikelerle oyalanırken Balkanlar''da Türkiye''nin etkinliği, Osmanlının izleri tarihin sayfaları arasına gömülmek üzeredir. Balkanlar''da sessiz sedasız yürütülen bu işlemden Türk kamuoyu bazı medya ile kamufle edilirken; yeni bir dönemin eşiğine gelinmiştir. "BALKANLAR", Osmanlıdan miras kalan bu kelime bile, Yunanistan''ın liderliğinde AB''nin ve Hıristiyan Batı''nın uğraşıyla milletlerarası siyasi platformda kişiliksiz bir terminoloji olan "GÜNEYDOĞU AVRUPA" kelimesini yerleştirdiler. Hırvatistan''da son olarak yapılan Balkan ülkeleri milli meclis başkanları toplantısının da TRT''nin bile "Balkanlar" yerine "Güneydoğu Avrupa" kelimesini kullanması manidardır. Ayrıca Suudi Arabistan inşaat firmaları Kosova, Bosna-Hersek, Makedonya ve Balkanların her köşesinde Osmanlının mirası tarihi eserleri restorasyon maskesi ile tamamen imha ederek, yerle bir etmektedirler. Sırpların imha edemedikleri Osmanlı eserlerini yok ederek, kendi mimarilerini akseden eserler yapmaktadırlar. Tarihi ve bütün insanlığın ortak malı olan Osmanlı eserleri yok edilirken; Türkiye sessizdir. Soğuk savaşın sona ermesi ile 1990 başında başlayan "Yeni Dünya Düzeni"nin başta gelen bir hedefi de başta Balkanlar ve Kafkasya olmak üzere Ortadoğu, Kuzey Afrika ve hatta Anadolu''da Osmanlının izlerini silmektir. Bu konuyla ilgili olmak üzere, İstanbul Milletvekili Hüseyin Kansu ve Davut Nuriler''in yolladığı fakslardaki bilgiler şöyledir: 24 Eylül 2000 Pazar günü Yeni Yugoslavya''da son on yılın belki de en önemli seçimi yapılıyor. Son on yılda halkını sürüklediği bütün savaşları kaybeden "Miloşeviç" yönetiminin son bulma ihtimali bir hayli yüksek görülmektedir. Miloşeviç''in partisi (SPS)nin içinde büyük bir kamplaşma başlamıştır. Miloşeviç''in karısı Mira Markoviç''e ve sol kanattaki partisi "Jul"e tepkiler vardır. (Jul)u Sırp mafyasının paravan olarak kullandığı ifade edilmektedir. Yugoslavya eski devlet başkanlarından ve Miloşeviç''in en yakın danışmanlarından Zoran Biliç, Miloşeviç''in Sosyalist partisinden istifa etti. Miloşeviç seçilemeyeceğini anlayınca, parlamentoda anayasa değişikliği ile devlet başkanını halkın seçmesi usulünü kabul ettirdi. Geçen sene 3 ay süren NATO harekatına rağmen hâlâ ayakta kalmayı başaran kanlı diktatör, iktidarı kolayca bırakmayabilir. Onun için seçim yaklaştıkça ülkede gerginlik artmaktadır. Miloşeviç kendisine karşı artan muhalefeti susturmak için her tedbire başvurmaktadır.

Bunun en son misali de kendisinden önce Sırbistan Devlet Başkanı olan İvan Stamboliç kaçırılmıştır. Kendisinden hiçbir haber alınamamıştır. Başından beri Miloşeviç karşıtı politika uygulayan Karadağ yönetimi ise seçimleri boykot kararı almıştır. NATO bombardımanı ile geniş ölçüde Kosova''yı kaybeden totaliter rejim, kendi halkı nezdinde büyük itibar kaybına uğradı. Milletlerarası ambargo işsizlik ve hızla artan fakirlik Miloşeviç''i yolun sonuna doğru hızla yaklaştırmaktadır. Savaş suçlusu ilân edilen ve dünyadan tamamen izole edilen bu adam kendine yeni ittifaklar arıyor. Çin''i yanına alarak güçlenmek isteyen Miloşeviç''in bu ülkeden 50 bin kişiyi Yugoslavya''ya getirerek vatandaş yaptığı ve seçimlerde oyunu artırmayı planladığı söyleniyor. Miloşeviç 12 Nisan 1998 tarihli Meclis oturumunda çoğunlukla Rusya-Belarus Birliğine katılma kararı aldı. Ama bu, fanteziden ileri geçemez.

On seneden beri kanlı çatışmaların ortasında varlıklarını sürdüren SANCAKLI BOŞNAK MÜSLÜMANLAR bu seçimlerde seslerini dünyaya duyurmaya çalışıyor. Ekonomik siyasi etnik, dini ve her çeşit rejim baskılarına rağmen varlıklarını sürdüren bu toplum YARDIM BEKLİYOR.

Şu anda cereyan eden seçim kampanyasında hem devletin hem de SIRP TOPLUMUNUN tam ambargosuna karşı mücadele veren bir avuç SANCAKLI VATANSEVERİ desteklemek hepimizin boynunun borcudur. Her çeşit maddi destek onlar için önemlidir.

KOSOVA''DA yok edilmek istenen Türk varlığını desteklerken hemen onların yanı başındaki SANCAKLI BOŞNAKLARI UNUTMAYALIM... Hükümete ve parlamentoya ve dış Türklere yardımla görevli Devlet Bakanlığına konunun önemini bir kez daha anlatmakta büyük fayda vardır.