Bosna''da Dayton Anlaşması ile Kosova''da ise Miloşeviç-NATO arasındaki şaibeli ve gizli anlaşma ile Kosova''nın bağımsızlığı, Kosova Kurtuluş Ordusunun silahlarının toplanması ve dağıtılması ile bu iki ülkenin İslami kimliğini baltalayan ABD-AB-Rusya şer çetesi, şimdi KKTC''nin fiili ve hukuki varlığını federasyon maskesi ile boğmaya hazırlanmaktadır. Öcalan hakkında verilen idam kararı Batı''yı Türkiye''ye karşı birleştirdi. Esasen Öcalan''ı CIA ve MOSSAD, bir nevi gelecekteki planları için Türkiye''ye teslim ettiler. Öcalan''ın duruşmasının hukuka uygun olduğunu dış ülkeler itiraf ediyorlar. Ama CIA ve MOSSAD''ın senaryosu gereği Türkiye örs ile çekiç arasında kalmıştır. Bir tarafta, şehid aileleri ile 30 bin kişinin katilinin cezalandırılmasını isteyen Türk kamuoyu, bunun yanında bu işe karşı çıkan ve 15 yıldır PKK''ya destek veren ABD, İsrail, Suriye, Fransa, İtalya, Almanya ve diğerlerinin giderek daralan kuşatması. İdam cezasını koz olarak kullanan ABD ve Batı Türkiye''yi, Kıbrıs, Ege, Kuzey Irak''ta fiilen kurulan ama henüz hukuken gerçekleşmeyen Kürdistan ve Kürt meselesinde tavize zorlamak istemekte hatta bu maksatla şantaja başvurmaktadır. Kıbrıs ilk hedeftir. G-8 ile başlayan süreç, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 29 Haziran 1999 gecesi aldığı kararla resmileşmiştir. Avrupa kararı bir taraftan Türkiye''nin AB ile münasebetleri açısından bir pazarlık noktasına çekmeye çalışırken diğer taraftan AB-Türkiye münasebetlerini Kıbrıs şantajına bağlamaktadırlar. Başta Almanya olmak üzere İngiltere, Fransa ve diğerlerinin takip ettiği politika Türkiye''yi AB kapısında oyalamak, bekletmek ama asla AB''ye tam üye olarak almamaktır. Varsayalım Türkiye Kıbrıs ve Kürt Devleti konusunda taviz verse bile gerçekte bir Hıristiyan kulübü olan AB''ye Türkiye''yi almazlar. Son yıllarda Türkiye''de insan haklarında oldukça gerileme olmuştur. Batı standartlarında bir demokrasi yoktur. Ekonomik açıdan Türkiye, (IMF)''ye muhtaç duruma getirilmiştir. Ekonomik kriz giderek artmaktadır. Ülke iç ve dış borç batağı içinde çırpınmaktadır. Bütçenin yarısı, vergi gelirlerinin %72''sini aşan borç faizlerine giden bir ülkeden her türlü taviz istenir. Türkiye''de gerçek demokrasi ve Batı standartlarında insan hakları olsa ve borç ve faiz sıkıntısı giderilse, hiçbir ülke taviz istemeye cesaret edemez. Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya''da, ABD''nin bir nevi atlama taşı olan Türkiye''ye ABD''nin tavrı dostça değildir. ABD G-8''i bir nevi ikinci güvenlik konseyine dönüştürmüştür. ABD G-8 ile başlattığı Kıbrıs sürecini Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi''nden çıkarttığı kararla Türkiye''yi Kıbrıs''ta köşeye sıkıştırmıştır. ABD şantaj ve tehdit dahil her türlü taktiği kullanarak Türkiye''ye kesif bir baskı hazırlığı içindedir. Kasım 1999''da İstanbul''da AGİT zirvesi yapılacaktır. Türkiye Kıbrıs''ta tavize yanaşmazsa ve geri adım atmazsa, Clinton AGİT İstanbul Zirvesine gelmeyecektir. ABD''nin baskısı ile İsmail Cem ile Yorgo Papandreu arasında görüşmeler başlamıştır. Güvenlik Konseyi Türk ve Rumların şartsız masaya oturmalarını isterken; Rum Hükümetini bütün Kıbrıs''ın meşru hükümeti olarak sayması (Londra, Zürih Andlaşmaları ile 1960 Kıbrıs Anayasasına) aykırıdır. ABD Hazar (Bakü) Orta Doğu ve Orta Asya petrollerinin güvenliği için Kıbrıs''ın Rumların elinde olmasını istemektedir. Türkiye''yi dış politikada zor günler beklemektedir ve Kıbrıs''ta zaman KKTC ve Türkiye aleyhine işlemektedir. Balkanlarda Almanya-Rusya-Türkiye arasında olan nüfus mücadelesine ABD de katılmıştır. Kıbrıs meselesi ile Türkiye Balkanlardan dışlanmak istenmektedir. Ayrıca Kuzey Irak''ta Kürdistan kurulması için Türkiye''nin yumuşak karnı ve milli meselesi olan Kıbrıs meselesi gündeme getirilmiştir.
ABD, IMF ve Bakü-Ceyhan Boru hattını Kıbrıs''ta taviz için, koz olarak kullanmaktadır. Rauf Denktaş''ı kendisine mania olarak gören ABD ve AB, Rauf Denktaş''a her türlü kötülüğü yapabilir. Rauf Denktaş''ın şu sözüne katılıyorum: "Türkiye, Kosova harekatına tam olarak katılıp üslerini NATO''ya açarken, Kıbrıs Rumları, Miloşeviç''in kirli paralarını aklayıp Sırp zulmüne arka çıktı. Yunanistan da Sırpları korumak için elinden geleni yaptı. Şimdi şartlar böyleyken, Sırp dostu Rum-Yunan ikilisini NATO''nun sadık müttefiki Türkiye''ye karşı Kıbrıs meselesinde korumak ve üste çıkarmak büyük haksızlıktır."

