Bu gezi iyi niyetle yapılmış olup, Rabin ile Arafat arasında başlayıp, Netanyahu''nun radikal tavrı ile tıkanan "Barış süreci"nin yeniden başlaması anlamındadır. Nitekim Süleyman Demirel bir grup gazeteci ile yaptığı sohbette:"İsrail''in yeni başbakanı Barak ile görüşmemde, bana barış sürecine devam edeceğini, barışın önündeki engelleri kaldırmak için Filistinlilerle çalışacağını, Lübnan ve Suriye ile anlaşmaya taraftar olduğunu söyledi..." demiştir. İsrail''in Suriye ile anlaşması halinde Filistinlilerin ve Türkiye''nin ikinci plana düşeceği kaygısı vardır. İsrail ise bu görüşü red etmektedir. Süleyman Demirel Suriye için geçmişe nazaran çok ılımlı konuşmuştur: "Suriye düşmanımız değil komşumuzdur. Suriye Adana Anlaşmasıyla artık teröre yataklık yapmayacağını bize taahhüt etti. Bu anlaşmaya uyuyorlar. Düzgün istihbarat alıp şurada şöyle bir şey var dediğimizde hemen uyguluyorlar. Kurulan mekanizmalar işliyor. Bunlar olurken Suriye hakkında farklı birşey söylememiz doğru olmaz. Türkiye ve Suriye arasında siyasi diyaloğun başlaması için şartlar henüz yok. O zorlamayla olmaz. Bu biraz zaman işidir." Süleyman Demirel son 3 yıl içinde Gazze''yi ikinci defa ziyaret etmiştir. Türk yetkilileri bu gezinin Türkiye''nin Ortadoğu Barış Sürecine olan ilgisini göstermek için yapıldığını açıklamışlardır. Filistin ve Gazze''den sonra Ürdün ziyaret edilmiştir. Yakında Ürdün Emiri Abdullah Bin Hüseyin Türkiye''yi ziyaret edecektir. Suriye''ye gelince hasta olan 69 yaşındaki Esat, kendisinden sonra bu koltuğu oğlu Başar''a bırakma hazırlığındadır. Esat Paris''ten sonra Moskova''yı ziyaret ederken; Oğlu S.Arabistan''ı ziyaret etmiştir. Yakında Ürdün''e gidecektir. Bir ay sonra da ABD''nin Dışişleri Bakanı Madeleine Albright (Yahudi asıllı) Şam''ı ziyaret edecektir. Esat politik suçlular dışında 150 bin kişiyi kapsayan "Genel af" ilan etmiştir. ABD Başkanı Clinton ile görüşen İsrail Başbakanı Barak, Suriye''ye ne gibi tavizler verileceğini konuşmuşlardır. Esat''ın biyografisini yazan İngiliz Patrieh Seale: "Esat Golan Tepelerini geri istiyor. O gayet pragmatik ve iş bitirici biri. Golan''ı verin ve barışa kavuşun..." diye yazmıştır. Barak Clinton ile görüştükten sonra Esat''la yüz yüze görüşecektir. Hatta Clinton''ın da Esat ile görüşmesi muhtemeldir. Netanyahu Arap ülkelerini dışlamış ve Türkiye''yi yanına alarak denge sağlamıştı. Barak ise Barış Sürecinin eksenini Suriye''ye kaydırmıştır. Türkiye ve Filistin ikinci plana itilmiştir. Barak, ABD''nin rolünü azaltmaya çalışacaktır. Filistinliler, geçen yıl imzalanan Wye Platation Anlaşmasına göre İsrail''in Batı Şeria''dan çekilmesini istemektedir. Ayrıca İsrail''in yeni inşa etmekte olduğu yerleşim merkezlerini muhafazakarları kızdırmamak için gündeme getirmekten çekinmektedir. Türkiye ise "Barışın çekirdeği İsrail-Filistin anlaşmasıdır" görüşü ile Filistin''e destek vermektedir. Clinton''ın nazarında Barak, yeni bir şafağın anahtarını elinde tutuyor. Batı "Barış çok yakın" duygusu içindedir ve İsrail''in yeni Başbakanı Barak''ın politikası ile Türkiye''nin Ortadoğu politikası değişiktir. Türkiye''nin bölge barışı anlayışı, geleneksel İsrail-Filistin barışı tezine dayalıdır. Barak''ın Barış Süreci için yeni stratejisi Türkiye''yi Ortadoğu''dan dışlayan ve Filistin''i de merkezden uzaklaştıran bir politikadır. Barak''ın Filistin''i devre dışı bırakıp eksenini Suriye''ye yöneltmesi hatalıdır. Filistinliler devre dışı bırakılmamalıdır. İsrail''de çıkan Yediot Aharonot Gazetesine göre İran ve Suriye destekli Hizbullah''a karşı 1978 yılında İsrail tarafından Lübnan''ın güneyinde 15 km''lik bir saha işgal edilmiştir. Bu ilk işgalden bugüne kadar 1200 İsrailli ölmüştür ve İsrail Lübnan''dan şartsız çekilecektir.
Ordu arkadaşlarının "Küçük Napolyon" dediği Barak''ın 1967 öncesi sınırlara dönmesi çok zordur. Kudüs''ün başkent olmasından da vazgeçemez. Yahudi yerleşim merkezlerini önleyemez. Bu ise barışı engeller. Barak''ın parolası "Suriye IN" ama "Filistin OUT" şeklindedir. Clinton Barak''ın 15 Temmuz''da başlayan gezisinde onu adeta bağrına basmıştır. Arap dünyası Mısır ve Ürdün''ün İsrail ile işbirliğine göz yumduğu halde, Türkiye''nin İsrail ile işbirliğine sert tepki göstermiştir. Bu arada Türkiye''den İsrail''e ''Manavgat Çayı''ndan su ihracı sakıncalıdır. Türkiye''nin ve bilhassa KKTC''nin suya ihtiyacı vardır. Bu su İsrail yerine buralara ihraç edilmelidir. Barak ile Ortadoğu''da dengeler yeniden yerine oturuncaya kadar çok sarsıntı geçirecektir.

