Kaydet
a- | +A

Devlet İstatistik Enstitüsünün verilerince, 1985 nüfus sayımına göre kiracı aile sayısı % 30 idi. Son sayıma göre ise bu oran % 40''tır. Her yüz konuttan 30''u da sağlam olmayan bir yapı arzetmektedir. Türkiye''de aylık gelirin dörtte biri kiraya gidiyor ve bu oran ile 52 ülke arasında 5. durumdadır. Türkiye mevcut ekonomik yapısıyla tıkanmıştır. 21. asra bu yapısıyla giremez. Girse bile çıkamaz. Tanzimattan bu yana, Osmanlı ve Türkiye''nin imkanlarını birkaç yüz aile sömürmüştür. Bu sömürü ne zaman kendini tehlikede hissetse Osmanlı zamanında ve şimdi de irtica feryadı ile sömürüsünü devam ettirmektedir.

İnançlı kişilerin istenmemesinin perde arkasındaki neden; devletin menfaatini ön planda tutan, iç ve dış sömürülere vasıta olmayan bürokratların kaynağını kurutmaktır. Çok sayıda dürüst bürokrat, eğitimin neticesi değildir. Fuat Bol''un "Sefalet ve Debdebe" başlıklı yazısının şu kısmını önemine binaen aynen naklediyorum: "...Merhum Özal''ın oluşturmaya çalıştığı hedefi, demokratikleşme sürecinde (orta direği) yeşertip geliştirmekti. KOBİ''ler ve baştan başa Anadolu sermayesi ve müteşebbisi bu oluşumun müjdecisi idi. Dikkat ediyorum da; sanki gizli bir el, merhum Özal''ın almış olduğu siyasi, ekonomik ve ictimai kararları birer birer silip yok ediyor! Türk insanının sıçramasına ve hamle yapmasına müsaade edilmiyor! Zira bütün çabalar (orta direğin) ortadan kaldırılmasına matuf! Bu, çok tehlikeli gidiş, tamponsuz kalan çok zenginle çok fakiri karşı karşıya getirip topyekün toplumu çatışmaya götürür..."

Türkiye 1997''de 10 milyar 358 milyon 600 bin dolar, dış borç aldı. Bunun yanında Türkiye yıllık döviz gelirinin tamamına yakınını dış borç ödemeye ayırıyor. Bunun anlamı tek kelime ile "felaket"tir. En verimli topraklarımızdan her yıl, Kıbrıs büyüklüğünde bir parça, erozyon sebebiyle deniz ve göllere akmaktadır. Devlete ait makine parkları israf kaynağıdır. Bazı makineler kiralansa daha kârlıdır. Devlet İstatistik Enstitüsünün araştırmasına göre, geçen yıl (parfüm-makyaj malzemesi-losyon) olarak harcadığımız para tam 16 trilyon 940 milyar TL''dir. Ege ve Akdeniz''de 5 yıldızlı bir otelde 15 günlük bir tatilin faturası 1 milyar TL.dir. Dünyada bulunan şirketler içinde en büyük olan 15 şirketin ilk 5''i ABD''nindir. Bu 15 şirketten sadece 2''si Japonya, 1''i İsviçre, 1''i (Hollanda- İngiltere)ye aittir. Diğer 11''i de yine ABD''ye aittir. 1997 yılında Türkiye''de bankaların yıllık kârı, 1 milyar doları aşmıştır. İslamiyette mülkiyet ve sermayenin tekelleşmesi diye bir adeletsizlik yoktur. 1998 yılında Türkiye''de ilk üç ayda (Ocak- Şubat- Mart) 3 katrilyon 300 milyar TL. iç borç ve o günkü kur itibariyle de 332 trilyon TL. dış borç ödedi.

Para piyasalarında geçerliliği olmayan para birimlerinden en zayıf para birimi olan Zaire parası bile 1998 başında Türk lirasını ikiye katladı. TL. birinci gibi, ikinci ligde de küme düştü. Türkiye''de devlet, sanayiciye rakip durumundadır. Türkiye''de mevcut olan 4 milyon esnaf ve sanatkarın bazıları son ekonomik krizle birlikte siftah etmeden dükkanını kapamakta ve iflaslar çoğalmaktadır. Son yıllarda toplumun alım gücü düşerken, buna bağlı olarak da talep daralması yaşanmaktadır. 20. yüzyılın en büyük spekülatörü George Saros''un yeni hedefi Türkiye''dir. Güney Asya ve Rusya''da yaşanan ekonomik krizin sorumlusu olarak da Saros gösterilmektedir. Siyasi istikrar olmadan ekonomik istikrar olamaz. Ekonomik istikrar olmadan da, ekonomi düzlüğe çıkamaz. Bütçesinin % 70''e yakını faiz ödemelerine giden ülke ise ekonomik krizden kurtulamaz.