Doç. Dr. Mehmed Çelik''in "Türkiye''nin Fener Patrikhanesi Meselesi" (1998-İzmir, 106 sayfa) fakat tam 104 Türk ve yabancı eserden istifade edilerek hazırlanmıştır. Bu konuyu çok güzel ve geniş ölçüde incelemektedir. Sizlere aşağıda bazı bölümlerini arz ediyorum:
a- Önce, restorasyon izni altında patrikhaneye yeni binalar eklendi.
b- Uzun zamandan beri patrikhane çevresinde Türk ve Rum işadamlarınca alınan gayri menkuller önce hibe yoluyla "Azınlık Vakıfları"na (Rum), daha sonra da Lozan''ın ilgili maddeleri çiğnenerek patrikhaneye devredildi. (1995)
c- Lozan Antlaşması''na Anayasamıza, 3335 sayı ve 26.3.1987 tarihli yasaya göre, ayrıca 2908 Sayılı Dernekler Kanunu ve Türk Medeni Kanununa göre kurulan, vakıfların faaliyetlerini düzenleyen 25.7.1970 tarih ve 7-1066 sayılı tüzüğe göre Bakanlar Kurulu''nun izni olmadan uluslararası faaliyet göstermemesi gereken patrik, son yıllarda bunların tümünü çiğnedi. Bu konuda hiçbir işlem yapılmadı.
Patrikhanenin önderliğinde 1990''lı yıllardan itabaren düzenlenen uluslararası sempozyumların yanısıra, patriğin yine bu tarihten itibaren yaptığı dini-siyasi dış gezi ve temaslar, mevcut yasalarımıza göre suç teşkil etmektedir. Ancak, itiraf edelim ki dış tepkilerden çekindiğimiz için, kanunlarımızı işletememekteyiz. Böylece, bir yandan Fener Patrikhanesine "azınlık statüsü" tanıyan Lozan Antlaşması''nın ilgili maddeleri fiilen delinmiş oldu, bir yandan da ekümenikliğe giden yolun hazırlık safhasındaki önemli bir engel aşılmış oldu.
Fener Patrikhanesine Vatikan Statüsü kazandırma projesinin hazırlık safhasının ikinci basamağı, Türkiye ve Ortodoks dünyasının kamuoyunu buna hazırlamak teşkil etmektedir. Bunu yaparken de üç noktaya titizlikle riayet edilmektedir. Bu üç nokta şunlardır: 1-Dünya kamuoyunun dikkatlerini konuya çekmek için, günümüz insanlığının en duyarlı olduğu konular tesbit edilerek, (Din, Bilim, Çevre) Fener Patrikhanesinin önderliğinde uluslararası sempozyumlar düzenlemek. 2- Bu sempozyumlarla çeşitli ülkelerden din, bilim, sanat, siyaset ve iş dünyasında uluslararası şöhrete sahip kişilerin katılımını sağlayarak, basın yoluyla dünya kamuoyunun ilgisini Fener patriği üzerinde yoğunlaştırmak. 3- Bu faaliyetlerin her safhasında Fener Patrikhanesini öne çıkarmak suretiyle, O makama ekümenik bir mahiyet atfederek, bunu dünya kamuoyunun şuur altına yerleştirmek.
Bu üç noktanın özenle öne çıkarılarak vurgulandığı faaliyetlerden birkaç örnek verelim: a- Dünya Barışına Katkı Toplantısı-1994, İstanbul. Bosna-Hersek savaşının en şiddetli günlerinde, Balkanların bir barut fıçısına döndüğü 1994''te Fener Patrikhanesi, İstanbul''da tüm Ortodoks ruhanilerinin de katıldığı "Dünya Barışına Katkı" amacıyla bir toplantı düzenledi.
Kan ve gözyaşının temiz vicdanları isyan ettirdiği böyle bir ortamda, Patrikhanenin bu girişimi basının da olağanüstü yaklaşımıyla, dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Bu hava içerisinde toplantıya Diyanet İşleri Başkanımız M. Nuri Yılmaz da katıldı. Toplantının sonunda, patriğin gerçek niyeti ortaya çıktı. Şöyle ki: Toplantı İstanbul''da olmasına rağmen, patrik Dimitri Bartholomeos''un ısrarıyla "Sonuç Bildirisi"nde İstanbul kelimesi kullanılmadı. (herhalde Konstantinople kelimesine de gözü kesmediği için); "Boğaziçi Deklarasyonu" ismiyle yayınlandı. Hazırlanan İngilizce metinde ise Bartholomeos için "Ekümenik Patrik" unvanı kullanıldı.

