Kaydet
a- | +A

1967 Arap-İsrail savaşından bu yana Filistinlilere karşı bu derece şiddetli bir katliam yapılmamıştır. İsrail adeta Filistinlilere ilân edilmeyen bir savaş açmıştır. Üç İsrail askerinin linç edilmeleri elbette tasvip edilemez. Hiçbir cinayet gerekçesi ve gayesi ne olursa olsun ve kim tarafından kime karşı işlenirse işlensin mazur gösterilemez. Kaldı ki İslâmiyette esirlere işkence edilmez ve katledilmez. Ama İsrail''in çılgın bir misilleme ile tank, füze ve helikopterle saldırması korkunç bir katliamdır. Bazı medyanın üç İsrailli askerin linç hadisesi ile duygu sömürüsü yapması İsrail''e doğrudan ve dolaylı destek vermesi ve 200''e yakın Filistinlinin katli ve 2000''e yakın Filistinlinin yaralanmasının gündeme getirilmemesi bir nevi İsrail vahşetine destek sayılır. Zulme rıza da zulümdür. Ankara''nın zirve mekânı olması gerekirken bu fırsat kaçırılmıştır. Filistin 1918''e kadar 402''yıl Osmanlı toprağı idi. Gazze ise Sultan Abdülhamid''in şahsi mülkü idi. Yahudinin Filistin''de toprak sahibi olmasını önlemek için Filistin''in tamamı Sultan''ın mülkü yapıldı. Osmanlıyı yıkan İttihat Terakki''nin ilk icraatı Filistin''in Sultan''ın mülkü kanununu ilga etmek olmuştur. Filistin''de İsrail''in kurulmasının yani Yahudilerin toprak satın almasının yolunu açtılar. Kahire''deki zirve ite-kaka yapılmış bir zirvedir. Barış Süreci artık ölmüş en azından ağır yaralanarak komaya, bitkisel hayata dönüşmüştür. ABD, AB ve hatta Batı''nın gözbebeği İsrail insan haklarını hiçe sayan, faşist, terörist ve tahrif edilmiş dini esaslara göre idare edilen din devletidir. Ama Batı''nın nazarında ilerici ve laiktir. Barış Sürecinin başlangıcı olan Oslo Antlaşmasına göre Batı Şeria ile Gazze''nin tamamının yönetimi Filistinlilere bırakıldığı halde; Batı Şeria''nın %97''si Gazze''nin %40''ı İsrail işgalindedir. Kahire Zirvesinde Rusya hatta İspanya bile temsil edilirken; Türkiye bu zirvede yoktur. Yalan belgelere dayanan Sözde Ermeni soykırımı ile Türkiye muhatab tutulurken; 402 yıl Osmanlı toprağı olan Filistin Meselesinde Türkiye''ye yer verilmiyor! Türkiye''de sivil toplum kuruluşları o derece sindirilmiştir ki; Filistinlilere destek ve İsrail''i telin eden gösteri yapılması adeta yasaktır. 1967''den bu yana İsrail''in yaptığı katliam, zulüm, baskı, işkence karşısında Müslümanlar devamlı sustular. İsrail ve onu destekleyen ülkeler son katliam karşısında sessiz kalınacağını sandılar ama Türkiye hariç İslam Dünyasının her köşesinde öfke, kin ve çok şiddetli tepkiye sebep oldu.

İsrail, Filistinlilerin su ve elektriğini kesti. Yaralı Filistinlilerin bile dışarı çıkması yasaklanmıştır. Hatta 45 yaşından küçük Filistinliler El Aksa Camii''ne (Cuma namazı için) alınmadılar. İsrail''in ve onu destekleyen Batı ve Batı saflarında yer alanlara göre İsrail "toprak" vererek karşılığında "barış" satın alacaktı. Peki kimin toprağını verecekti? Filistinlileri (4 milyon) Filistin dışına sürgüne gönderip; Filistinlilerden gasp ettiği toprağı veriyor. Filistin''in gerçek sahibi olan Filistinliler kendi ülkelerinde kiracı ya da turist gibi görülüyor. "İşgale karşı direnme hakkı" kutsaldır. 1988-1991''de ilk intifada taş ve soparlarla başladı. Son günlerde başlayan intifada ile Filistinlilerin gerçek bağımsızlık savaşı başlamıştır. Bu heyecan kolay kolay durmaz. Filistinlilerin mücadelesi (intifada) çok haklıdır. Çünkü vatanları işgal altındadır. Devletleri yoktur. İnsan hak ve hürriyetlerinin zerresine sahip değildirler. Yahudilerin kölesi ve esiridirler. Allahü teâlâ asla zulmetmez. Ama belalar bizim hatalarımızın neticesidir. Bazı Filistinliler Osmanlıya karşı İngilizlerle işbirliği yaptılar. Para karşılığı topraklarını Yahudiye sattılar. Sultan Abdülhamid Han''ın varisleri Gazze için mahkemeye müracaat ettiklerinde İngiliz hakim bu toprakların sahibi sizsiniz kararı verdi. Arap hakim reddetti. Abdülhamid Han''ın torunlarından esirgenen Gazze, Yahudinin malı oldu.

Elbette Filistinli kardeşlerimizin yanındayım. İsrail''in vahşetini kınıyorum.