Kaydet
a- | +A

Başbakan Bülent Ecevit ABD''yi ziyaret etmeden önce ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright tarafından gündeme getirilen meselelerin ilk sıralarında 1971''de kapatılan Heybeliada Ruhban Okulunun yeniden açılması vardı. Aynı istek Beyaz Saray''da Bülent Ecevit''in önüne getirildi. Kıbrıs, Ege meselesi gibi, bu okulun açılması da Türkiye''den istenmiştir. 1844 yılında Osmanlının hoşgörüsü, insan haklarına ve münhasıran inanç hürriyetine gösterdiği iyi niyeti ile kurulan bu okulda yetişen Papazların tamamı değilse de çoğunluğu Batı''nın ve Yunanistan''ın bir ajanı gibi, Osmanlıyı yıkmak için silahlı mücadele dahil her türlü faaliyetin içinde yer aldılar.

Gerçi bu papazlar Jön Türklerle dirsek temasından bulunarak Osmanlıyı yıkmak için işbirliği yaptılar. Jön Türklerin Osmanlıya verdiği zarar bu okuldan yetişenlerden daha zararlı olmuştur. Oysa bu okul Ortodoks dünyasına din adamı yetiştirmek maksadıyla kuruldu. Ama zamanla okul, ihtilalciler ocağı haline dönüştü. Şurasını açıkça belirtmek gerekir ki Türk halkı, Hıristiyanlara din adamı yetiştirme hakkına asla karşı değildir. Bu hakkın, 10 milyonu çoktan aşmış yakında 15 milyona hızla giden İstanbul''un bünyesinde gerçekleşmesine de karşı değildir.

İslamın en azılı düşmanlarından olan Fransız Voltaire, kendi asrı için şu itirafı yapar: "Hiçbir Hıristiyan devleti, kendi topraklarında Müslümanların bir camisinin bulunmasına müsaade etmemiştir. Halbuki Müslümanlar, Hıristiyanların kiliselerine her zaman müsamaha göstermişlerdir." Sultan İkinci Abdülhamid Han''ın hediyesi olan Darülaceze''de cami, kilise ve sinagog yanyanadır. İstanbul Kuzguncuk''ta cami ile kilise bitişiktir. Meşhur Gustave le Bon''un, İslamiyetin hızla yayılmasını müsamahaya bağlayan itirafı şudur: "Kur''ân-ı Kerim''in ve İslamiyetin yayılmasında, kuvvetin hiçbir tesiri olmamıştır. Zira Müslümanlar, mağlup milletleri dinlerinde serbest bırakmışlardır. Eğer Hıristiyan milletler İslamiyet''i kabul etmişlerse, bunun sebebi Müslümanların kendilerine karşı eski hükümdarlarından daha adil ve müsamahalı davranmalarıdır. Müslümanlar, ferdi hayatlarında, toplu yaşayışlarında, Müslüman olmayanlara karşı kendi aralarında, savaşta, barışta, hoşgörüyü bir davranış ölçüsü saymışlardır. Kimseye kin tutmamışlardır. (Ağyarla) dahi dost olmuşlardır. Gönül yıkmayı değil, gönül almayı ve kazanmayı tercih etmişlerdir. Zira müsamaha Müslümanın ahlakıdır." Osmanlılar Doğu Avrupa''da hükümran oldukları 500 yıl boyunca yerli Hıristiyan halkın ayinine, ibadetine, lisanına, yaşayış ve geleneğine, örf ve adetlerine, kültürlerine dokunmamış ama aynı ülkeler Osmanlı çekilince 100 yıl içinde Osmanlıya, Türk''e ve İslamiyete ait ne varsa imha ederek bir tek iz bile bırakmamışlardır. Yalnız Osmanlılar değil başta Asr-ı Saadet dahil Emevi, Abbasi, Selçuklu ve bütün İslam ülkelerinde aynı anlayış hakim olmuştur. Heybeliada Ruhban Okulu''nun temeli 9. asırda İstanbul Patriği Fotios tarafından kuruldu. Okul üç bölüm ve Aya Triada Manastırı''ndan ibarettir. 1894 yılındaki depremde büyük hasar gördü. 1896''da Mimar Fotiadis tarafından tamir edildi. Tamirat parasını Banker Paulo Skiliçi temin etti. Okulun tepeden görünüşü (Pİ) harfi şeklindedir. Banker ismi (Pi) ile başlar. Bülent Ecevit''in ABD gezisinden sonra İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bünyesinde "Yüksek Dinler Kültür Bölümü"nde Hıristiyan din adamı yetiştirme formülü, Heybeliada Ruhban Okulu''nun açılması taleplerini karşılamaya yönelik olmuştur.