Kısa bir müddet önce İran''da karışıklıklar oldu. Medya bu hadiseleri kendi arzu ve inançları istikametinde yorumladılar. Çok azı hariç İran''ı tanımadıkları gerçeği ortaya çıktı. Gerçi son hadiseler neticesi Şii devriminin 20. yılında çıkan hadiseler ile İran rejimi ve İran''ın görünmeyen "derin devlet"i ağır darbeler ve yaralar aldı. Bu inkar edilemez. Ama inkarı mümkün olmayan bir gerçek de "Devamlılık sadece Allahü tealaya aittir." Fertler gibi rejimler de, iktidarlar da geçicidir. Şurası bir gerçek ki, "halka dayanmayan" rejimler yıkılmaya mahkûmdur. 21. asırda ülkelerin kalkınması, refahı, siyasi ve ekonomik istikrarı ve hatta milletlerarası siyasi arenada itibarı ve en önemlisi devlet olarak devamı için asgari olarak şu şartları taşımamaya mecbur hatta mahkumdur: 1- Gerçek demokrasi 2- Çok partili rejim 3- İnsan haklarına aşırı ölçüde saygı 4- Devlet ve iktidarların, milletle bütünleşmesi 5- İşsizliğin en asgariye indirilmesi 6- Sosyal adalet 7- Milli gelirin adil dağıtımı 8- Milli ve manevi değerlere saygılı eğitim 9- İçinde yaşadığımız çağın teknolojisine sahip olunması 10- Vicdan, din, ibadet hürriyeti 11- Herkesin güvendiği "adalet" 12- Hukuk devleti 13- Güçlü ordu 14- Her türlü kötü alışkanlıklar ve ahlakı dejenere eden her türlü sapıklıklarla mücadele 15- Tarih ve mazi ile güçlü bağ 16- Güçlü ekonomi. Netice olarak bu değerlere önem vermeyen devletler ayakları üzerinde ve sağlam temellere dayanamazlar. Şah''ı deviren, 1979 devrimini yapan ve yaşayan bu kişiler, neden sokaklara dökülmüşlerdir? İnternet, cep telefonu ve çanak antenle büyüyen gençler, daha fazla hürriyet istemektedirler. 1979''da 4 milyon olan Tahran nüfusu, şu anda 15 milyona yükselmiştir. Bu ise İran''ın nüfusunun dörtte biridir. Ülkede geçim sıkıntısı giderek artmaktadır. Devrim Muhafızlarının imtiyazları ve giderek artan suiistimalleri, işsizlik rejime karşı hoşnutsuzluğu artırmıştır. 60 milyon İran nüfusunu, dış dünyadan tecrit etmek bugünkü teknolojik ortamda imkansızdır. Irak-İran savaşında milis kuvvetleri olan Devrim Muhafızları, şimdi en genci 35 yaşındadır ve rejimin muhafızı olarak meydanları doldurmaktadırlar ve mali durumları da çok iyidir. Bu imtiyazlarını kaybetmek işlerine gelmez. Cumhurbaşkanı Hatemi reform taraftarıdır ama şu anda ordu, parlamento, anayasa mahkemesi ve dini liderler bunu istememektedirler. Hatemi''nin arkasında sadece halkın çoğunluğu vardır. İki yıl sonra seçim var ve seçimde Hatemi yanlıları İran Meclisinde çoğunluk sağlarsa durum güçleşir. Dini liderler 2 yıl önce cep telefonu ile çanak anteni yasakladılar. Ama yine de gizlice kullanılıyor. Hatemi''yi destekleyen Selâm gazetesini kapatarak halkın tepkisini ölçtüler. Yeni basın kanunu ile herşeyi kontrol etmek istiyorlar. Unutulmasın ki, Sovyetler Birliği''nde Kızılordu dünyanın en güçlü kuvveti idi. KGB dünyanın en acımasız ve en güçlü istihbarat teşkilatı idi. 70 yıl beyinler resmi ideoloji ile dolduruldu. Sovyetler Birliğinde, liderinden en küçük yerleşim birimine kadar özel telefon hattı vardı. Ama halka dayanmayan ve halkın maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamayan bu arada halkı açlıkla mücadele ederken, özel marketlerde herşeyi temin eden bürokrat saltanatı vardı. Bürokrat diktası halkı ancak 70 yıl sosyalizm ve refah yalanları ile uyutabildi.
Netice olarak Sovyetler Birliği dağıldı. Ama bundan ders almayanlar yani halka dayanmayan kendi iktidar hırslarını ve sömürülerini ideoloji ile örtenler kendi sonlarını hazırlıyorlar. İran, basında olduğu gibi televizyon, sinema, dergi ve çeşitli sanat dallarında devletin herhangi bir kurumunu ve mollaları tenkidi yasaklanma yolundadır. Yabancı muhabirlerin İran''da görev yapması da zorlaşmaktadır. Rejim aleyhine haber yapanlar sınır dışı edilmektedir. Basında yer alan bilgilere göre "Mollalar" giderek zenginleşirken "halk" giderek fakirleşmektedir. Temennimiz İran''ın demokrasi, insan haklarına ve hukuka saygılı olmasıdır. Şu ana kadar dünyanın hiçbir ülkesinde diktatörler başarılı olamamıştır. Bundan sonra da olamayacaktır. ABD, İsrail ve bazı güçler, geçmişte Irak''ı kullandıkları gibi şimdi Türkiye''yi kullanarak Türk-İran savaşının özlemini duymaktadırlar. İran ve Türkiye birbirine muhtaçtır. Savaş yerine her konuda işbirliği yapmalıdırlar.

