Kaydet
a- | +A

Tarih boyunca başta Vatikan olmak üzere Hıristiyan Batı, Rusya, Hindistan, Çin ve diğer emperyalist güçler Osmanlıyı ve şimdi de Türkiye''yi komşularından; Türk ve İslam Dünyasından tecrit etme politikasını çok iyi bir şekilde icra etmişler ve bunu da Türkiye''nin aleyhine olarak başarı ile yürütmüşlerdir. Osmanlı ne zaman Batı''ya sefer açsa Hıristiyan Batı, İran''ı Osmanlıya karşı kullanmıştır. İran Bağdat ve civarını işgal edince Sultan Dördüncü Murad, Bağdat seferi ile İran''ın kendi sınırlarına çekilmesini temin etmiş ve daha sonra 1638 tarihli Kasr-ı Şirin Antlaşması ile bugünkü hudutlarımız tespit edilmiştir. 1638''den bu yana İran ile ciddi bir ihtilaf ve savaş hali olmamıştır. Ama dış güçler bu iki ülkenin siyasi ve ekonomik işbirliğini devamlı önlemişlerdir. Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra, Yeltsin devrinde; 1991-1999 sonuna kadar Rusya, Batı''ya yaklaşmıştır. Fakat Rusya''nın iktidarı, Putin kuklası ile generallerin eline geçince, Rusya saldırgan, emperyalist bir siyasetle Batı''dan uzaklaşarak Çin''e ve Hindistan''a yaklaştı. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin eski komünist liderlerine iktidarda kalma ve iktidarlarını koruma garantisi vererek Orta Asya''da atağa geçti. Kafkasya''da Çeçenistan''da soykırım ile Kafkas halkına gözdağı verdi. Son olarak Türkmen doğalgazını ele geçirmek üzeredir. Bu durum Rusya''nın tarihi ve geleneksel müttefiki İran''da şok tesiri meydana getirdi. İran ABD, AB ve Türkiye''ye yaklaşma sinyallerini verdiği anda, Türkiye''de faili meçhul cinayetler gündeme geldi ve birisi çıkıp bütün bu cinayetleri kabullendi. Bu gelişmeler üzerine bazı medyada İran''a karşı aleyhte bir kampanya başlatıldı. Rusya''nın resmen "soğuk savaş"ı başlatıp İran''ın Türkiye''ye yakınlaşmasına karşı bazı güçler, strateji ve politikalarına ters düştüğü için Türkiye ile İran arasında gerginlik hatta savaş için düğmeye bastılar.

Rusya''nın Hindistan ile yakınlığı, Vietnam ve Kuzey Kore ile stratejik işbirliğine gitmesi ile Çin bile ABD''ye yakınlaşırken; Irak''ta Rusya''nın deniz üssüne ilaveten yeni üsler kurma hazırlığı İran''ı ABD ve Türkiye''ye yakınlaşmaya mecbur etmiştir. Almanya, Fransa ve İtalya ise İran''ın ABD ve bilhassa Türkiye''ye yakınlaşmasına karşıdırlar. Özellikle Almanya, İran ile Türkiye''nin ticaret hacminin artmasına karşıdır. 1994 yılında Türkiye-İran arasında gerçekleşen 800 milyon dolarlık ticaret hacmi şu anda 1980 yılı seviyesindedir. Dış Ticaret Müşteşarı Kürşat Tüzmen başkanlığındaki çok sayıda bürokrat ve işadamının İran''daki temaslarında bu ülke heyetimize yakın bir ilgi göstermiştir. Bu görüşmelerde 2000 yılı için ticaret hacminin 1.5 milyar dolara çıkartılması kararı alınmıştır. Bu ise Almanya''yı tedirgin etmiştir. Hatta İran''da bazı reformcular İran''ın NATO''ya girmesinden yanadır. Rusya''nın Basra Körfezinde (Irak''ta) askeri üs kurması için yapılan anlaşma İran''ı telaşlandırmaktadır. Türkiye''nin İran ve Suriye ile yakınlaşmasına ise en büyük engel İsrail''dir. Bu engelin aşılması çok zordur. Çünkü İsrail, ABD ve AB demektir. ABD ve AB, İsrail''in bir nevi vesayeti altındadır. Türkiye dışpolitikasında İsrail güdümlüdür. İran''ın gerek tarihte gerekse son yıllarda vahim hatalar yaptığı gerçeği asla inkar edilemez. Ama diğer bir gerçek emperyalist güçlere karşı Türkiye ve İran''ın siyasi ve ekonomik işbirliğini geliştirmesi gerekir.