İslâm Konferansı Teşkilatı 21 Ağustos 1969''da fanatik bir Yahudi''nin Mescid-i Aksa''yı yakma teşebbüsü üzerine reaksiyonel bir hareket olarak kuruldu. Bu teşkilatın üye sayısı 56 olup; Birleşmiş Milletler Teşkilatından sonra en fazla üye ülkeye sahip bir organizasyondur. Maalesef büyüklüğüne ve kuruluşundan bu yana 31 yıl geçmesine rağmen kendisinden beklenen hizmeti yapamamıştır. İslam Konferansı Dışişleri Bakanlar Zirvesi İstanbul''da toplanmış ve bu 7. zirvede İslam ortak pazarı kurulması kararı alınmasına rağmen bir arpa boyu yol alınmamıştır. Her yıl toplanan bu teşkilat, bugüne kadar çok önemli ve hayırlı kararlar almışsa da bu kararlar sadece kağıt üzerinde kalmıştır. 1970''li yıllarda ve 1980 başlarında bu teşkilata aşırı ölçüde güven duymuştum.
Ama zaman seyri içinde bu teşkilatın Müslüman kamuoyunu oyalamak, aldatmak ve avutmaktan öteye gitmediğini ve maalesef süper ve emperyalist güçlerin kontrolü altında olduğunu müşahede ettim. Hıristiyan Batı, Siyonizm, Hindu, Çin ve diğer emperyalist güçler ABD, AB, gelişmiş ülkeler İslam ülkelerinin ekonomik, siyasi, kültürel, mali ve hertürlü işbirliği ve dayanışmasını her çareye başvurarak önlemektedirler. Bugüne kadar İslam Dünyasının ekonomik bütünleşmesini ve gelişmesini önleyenler, İslam ülkelerindeki temsilcileri ve devşirme aydınlarla önleyeceklerdir. İNŞALLAH yanılan ben olurum. Yanılmak kulluk vasfıdır. Ama İslam Konferansı Teşkilatı gerekli değişikliği yapmadıkça ve zihniyetini devam ettirdikçe geçmişte kalan 31 yıl gibi gelecekteki 31 yıl içinde de İslam Dünyasının ekonomik bütünleşmesi, siyasi işbirliğinde müsbet icraatının olması zordur. 27. İslam Konferansı Dışişleri Bakanları Zirvesi Malezya''nın başkenti Kuala Lumpur''da yapıldı. Bu toplantıda en önemli konu Genel Sekreter seçimi idi. Bu teşkilatta başlıca üç grup vardır. Arap, Afrika ve Asya grubları. Türkiye Asya grubundadır. Asya grubundaki 17 ülkeden 10''u Türkiye''yi destekliyordu. (Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, Pakistan, Malezya, Guyana ve Arnavutluk) Bangladeş de aday olduğunu ilan etti. Arap ve Afrika ülkeleri ise Faslı genel sekreterin görevinin 4 yıl daha devamını destekliyordu.
Neticede Arap ülkelerinin isteği oldu. Türkiye''nin İsrail ile aşırı işbirliği, İslam ülkelerine son yıllarda soğuk davranışı ve cumhurbaşkanının Tahran zirvesine gitmemesi ile Türkiye genel sekreterliği kaçırdı. Aslında Türkiye''nin İslam Konferansı Teşkilatı Genel Sekreterliğine gelmesini ABD, AB, Rusya, Çin, Hindistin ve İsrail kesin olarak istemiyorlardı. Çünkü bu görev ile Türkiye İslam Dünyasında itibar ve etkinliği artmış olacaktı. Arap ve Afrika ülkeleri sadece piyon rolünü oynadılar. ABD, AB ve diğerlerinin arzusunu yerine getirdiler.
Türkiye, İslam Dünyası ile Batı arasında bir köprüdür... İslam Konferansı Teşkilatı üzerine ölü toprağı serpilmiş bir teşkilattır. Türkiye''nin liderliğini sindiremiyenler içerde ve bilhassa dışardakiler İslam Konferansı Teşkilatı Genel Sekreterliğine Türkiye''nin gelmesini önlediler.

