İsrail''in yeni Başbakanı Barak, İsrail''in dış politikası ve imajında köklü değişiklikler yapmak peşindedir. Netanyahu ile kapanan "Barış süreci" yolunu tekrar açmak için, başta Suriye olmak üzere İran, Filistin ve diğer Arap ülkeleriyle onlara güven veren bir imaj çerçevesinde İsrail''in menfaati ve güvenirliğini garanti altına almak istemektedir. Bunun yanında İsrail''in güvenliğinin sadece ABD ve Türkiye ile temin edileceğinin de idraki içindedir. Hebrew Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Profesörü Ehud Sprinzak, bir yazısında İsrail ile İran''ın ortak düşmanlara ve stratejik ilgililere sahip olduğunu ve İran ile gizlice işbirliği yapmasını ve her iki ülke arasındaki gerginliğin azaltılmasını tavsiye etmiştir. Bu tavsiyeye uyan İsrail Savunma Bakanlığında "İran Forumu" adı altında toplantı yapılmıştır. Gizli servislerin de katıldığı bu toplantıda İran''ın düşman değil tehdit olduğunu, bunun ise Hizbullah, İslami Cihad ve Hamas''a yardım ettiğinden kaynaklandığını ifade etmişlerdir. Bu yumuşama Hatemi''nin ılımlı bir muhatap oluşundan kaynaklanmaktadır. Ayrıca S. Arabistan''ın İran ile giderek yakınlaşması ve Hüsnü Mübarek''in ABD''ye desteğine rağmen Mısır''ın, Camp David''den uzaklaşması neticesidir. Siyonist güdümlü Kopenhag grubunun Kahire''de yapılması planlanan konferansın akamete uğratması İsrail''de şok yapmıştır. S. Arabistan, Suriye, Irak, Lübnan''ın ve ayrıca Mısır''ın da İran''a yakınlaşmasının temelinde Netanyahu iktidarında aşırı ölçüde Türkiye-İsrail yakınlaşması oluşmuştu. Barak, bu sebeple Türkiye ile ilişkilerini normale döndürmek, yani frenlemek istemektedir. Dış politika uzmanlarına göre Ortadoğu''da İran''a yaklaşan her ülke İsrail''den uzaklaşıyor demektir. 12 Haziran 1999 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri İran ile aralarındaki adalar ihtilafında S. Arabistan ve Körfez İşbirliği Konseyi''nin tamamı kendisine destek vermediği için rest çekmiş ve bakanlar seviyesindeki 71. toplantı yapılamamıştır. 3 Temmuz 1999''da yapılan özel toplantıda S. Arabistan, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri bir araya gelmiştir. Barak, Esat ve Arafat ile anlaşma için acelesi yoktur. Bu iki lider dışındakilerden daha çok taviz alabileceğini düşünmektedir. İsrail halkının % 66''sı Golan Tepeleri Suriye''ye verilmedikçe Esat''ın anlaşmaya yanaşmayacağına inanmaktadır. Filistinliler ise idarecileri gibi düşünmüyorlar. İsraillilerle beraber olmak istemiyorlar ve onlardan nefret ediyorlar.
Barak, barış derken, bir yandan da ABD''den (2.5 milyar dolar)a 50 adet F-16 satın almak istiyor. 15 ay içinde yani 2000 Kasım''ına kadar Suriye, Lübnan ve Filistin ile anlaşma yapacağına inanmaktadır. İsrail''de kişi başına düşen milli gelir 16 bin dolardır. Dış ticaret hacmi ise 72 milyar dolardır. İşçi Partisi milletvekili Shlomo Ben Ami, İsrail politikasının Ankara yerine Kahire''ye dönmesini istemektedir. Yafa Üniversitesi Strateji Kürsüsü Başkanı Shai Feldman ise Esat''la imzalanacak bir anlaşmadan sonra Türkiye ile İsrail arasına bir mesafe konulmalıdır, demektedir. Ha''aretz gazetesine beyanat veren İşçi Partisi Milletvekili Yossi Beilin "Likud Partisiyle bizim ayrıldığımız nokta: Netanyahu''nun Türkiye ile ilişkileri Ortadoğu barış sürecinin yerini dolduracak bir unsur olarak görmesiydi. Biz ise her ikisini de geliştirmek istiyoruz."
Beyaz Saray''ın politikası ise Arap-İsrail anlaşmasıdır. İsrailli devlet yetkilileri hiç kimseden çekinmeden açıkça milli hedeflerini şöyle açıklamaktadırlar: "Tevrat''ın 15. Bab''ı bizi çok ilgilendiriyor. Çünkü o bab''ta (Fırat''tan Nil''e kadar uzayan bütün toprakların İsrailoğullarına vaad edildiğine dair açık bir hüküm var. O topraklara (Arz-ı mev''ud) denildiğini biliyorsunuz..." Devlet Başkanları, Başbakan ve generalleri dünyaya defalarca şu beyanatları ilan ettiler: "Bugünkü sınırlarımız büyük devletler tarafından bize zorla kabul ettirilmiş sınırlardır. Bizim tabii sınırlarımız Fırat''tan Nil nehrine kadar devam eder. Biz bu topraklar üzerine Hazreti Süleyman''ın mührünü yeniden basacağız." İsrail bayrağındaki iç içe üçgen Hazreti Süleyman mührüdür. İki mavi çizgi ise Nil ile Fırat nehrini temsil eder... Özür: Dünkü yazımızdaki "... en önemlisi devlet olarak devamı için asgari şu şartları taşımamaya mecbur hatta mahkûmdur" cümlesi "... en önemlisi devlet olarak devamı için asgari şu şartları taşımaya mecbur hatta mahkûmdur" şeklinde olacaktır. Düzeltir, özür dileriz.

