Kaydet
a- | +A

"Büyük Sahra"nın altında kalan Afrika''ya kara Afrika (kara kıta) ismi verilir. 21. asrın başında Birleşmiş Milletler Teşkilatı''nın Sierra Leone''de gösterdiği basiretsizlik ile kara Afrika savaş alanına dönmüştür. Kara Afrika''da demokrasi, insan hakları yoktur. Bazılarındaki çok parti sistemi ise göstermeliktir. Kara Afrika, askeri diktatörlerin eli altındadır. Ülkeler arasında sınır, etnik çatışmalar, katliamların arkasında emperyalist güçler, uluslararası şirketler ve bunların paralı orduları vardır. Bu kıtanın bereketli topraklarını, elmas, bakır ve diğer kıymetli madenlerini sömüren Batılı ülkeler, kara Afrika''da savaşı durdurmak şöyle dursun, çatışmaların yayılması hatta devamı için ellerinden geleni yapmaktadırlar.

Etiyopya ile Eritre sınırında 1 milyona yakın asker çatışmakta olup, ölü sayısı onbinlercedir. Buradan göç edenlerin sayısı ise milyona yakındır. Kaldı ki Etiyopya''da korkunç bir kuraklık vardır. Tam üç yıldır bir damla yağmur yağmamıştır ve 8 milyon Etiyopyalı ile 1 milyona yakın (750 bin Eritreli) açlıkla karşı karşıyadır. Bu ülkeler zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını halkın ihtiyaçları yerine silaha ve savaşa yatırmaktadırlar. Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerleri sayıca az, silahları ve eğitimi yetersizdir. BM Genel Sekreteri Kofi Annan ise, BM gücüne destek vermek istemeyen "güçlü ülkeleri" tenkit etmiştir. "BM kararlarını uygulamak üzere orada bulunan askerlere güçlü ülkelerin yardım edeceğini ummuştum" diyen Annan "Barış ancak iyi eğitilmiş ve güçlü silahları olan askerlerle korunabilir. Bu imkanlara sahip olan ülkeler görevi üstlenmeyince biz de bulduğumuzla yetinmek zorunda kaldık." sözleriyle Sierra Leone''deki fiyaskoyu özetlemektedir. Asırlardır sömürge olup kısa bir müddet önce bağımsız olan bu ülkelerin rahat bir nefes alamayacağı ortadadır. Afrika ülkelerindeki zengin kaynakların savaşlara aktarılması ile AIDS, sıtma ve grip gibi salgın hastalıklar çoğalmakta ve bunlarla baş etmek imkansız hale gelmektedir. Açlık, sapık tarikatlar (toplu intiharlar), büyücülük bu meseleleri daha bir çözülemez hale getiriyor.

Demokratik Kongo Cumhuriyetinde iç savaş neticesinde 1998''de devlet başkanlığına gelen Lavrent Kabila''ya karşı ayaklanan 2 kabileyi destekleyen Uganda ve Ruanda, Kongo''nun elmas başkenti Kisanyani''ye kadar ilerlediler. Zimbabwe, Angola ve Namibya, Kabila''yı desteklemektedir. Taraflar arasında ateşkes imzalanmışsa da, güvenliği sağlayacak olan 8500 askeri, BM''nin bulması zordur. Angola''da iç savaş 25 yıldır devam ediyor. UNITA gerillaları ile hükümet güçleri arasındaki çatışmanın esas gayesi "elmas" madenlerine sahip olmaktır. Ruanda ve Burundi''de Hutu ve Tutsi kabileleri arasındaki çatışmayı BM ve emperyalist güçler önlemediler. Katliamı Fransa başta olmak üzere Batı ülkeleri teşvik ettiler ve sonuçta 1 milyon insan katledildi. ABD ve AB''nin tahriki ile Sudan''da kuzeydeki Müslümanlarla güneydeki Hıristiyanlar arasında 40 yıldır savaş devam ediyor. Güney Sudan''da açlık diz boyudur. Zimbabwe Devlet Başkanı Robert Mugabe''nin teşviki ile beyazlara ait 5 bin çiftliğin bini yerli halk tarafından işgal edilmiştir. Kenya''da da beyazlara ait toprakların işgali başlamıştır.