İstiklal Savaşında "Asya Müslümanları Federasyonu"nun Ankara''ya gönderdiği yüzbin altında Keşmirlilerin de payı büyüktür. Bugün Keşmir''e sahip çıkan Pakistan''ın kurucuları geçmişte Keşmir''in önemini anlayamadılar ve Keşmir yanlış bir politika uğruna, Hindistan işgali altında kaldı. Pakistanlı idareciler İngiliz oyununa geldiler. Keşmir ihtilafının fitne tohumlarını İngilizler ekmiştir. Dünyanın neresinde bir huzursuzluk, ihtilaf varsa bunun temelinde İngiliz parmağı vardır. Keşmir ihtilafı da bunlardan biridir. Putperest Hindular 1947''den bu yana Keşmir ve Jammu eyaletlerinde (bu iki eyalet aslında Keşmir''dir) 52 yıldır zulüm, baskı ve katliamlarını giderek artan bir tempo ile devam ettirmektedir. Hıristiyan Batı''nın çifte standardı ve farklı davranışı, "Vahşi Batı"nın gerçek yüzüdür. İslam dünyasına gelince, çoğunluğu dünya ve nefslerine öyle dalmışlar ki, İslamiyete ve Müslümanlara yapılan saldırılar karşısında hiçbir tepki göstermeyecek kadar gaflet içindedirler. Çünkü İslam ülkesindeki bazı entelektüeller ile zulüm yapanlar aynı inanç ve kültür potasının mamulleridir. İslam dünyasında zerre kadar dayanışma olsaydı Keşmir''de, Bosna''da, Azerbaycan''da, Doğu Türkistan''da, Afganistan''da, Filistin''de, Eritre''de, Kosova''da, Batı Trakya''da, Filipinler''de ve daha birçok yerde Müslümanların kanı dökülmezdi.
Hindistan devamlı Hind putperestlerini yerleştirerek, Keşmir''i eritme politikası gütmüştür. 1947-1952 yılları arasında Hindistan''ın ilk Başkanlığını yapan Nehru, 1952 Ocak ayında Kalküta''da, "Keşmir ne Hindistan''ın ne de Pakistan''ın mülkü değildir. Keşmir, Keşmirlilerindir... Onların halk oylaması ile hallini ve Keşmirlilerin kendi geleceğini tayin hakkını kabul ettiği halde, putperest Hindu emperyalizmi bu kararın tatbikini önlemiştir. Keşmir için 1947, 1965 ve 1971 Martında, Pakistan ile Hindistan arasında savaş çıktı. 1971 savaşı ile Doğu Pakistan, Pakistan''dan ayrılarak, Bangladeş adı altında bağımsız oldu. Bu bölünme Hint emperyalizmi adına, süper ve emperyalist güçlerin senaryosu gereği oldu. Osmanlı Devleti''nin yıkılışı ile İslam dünyası yetim kaldı. Siyonizm, Hıristiyan Batı, Rus, Çin ve Hind emperyalistleri kan dökmeye doymadılar. Keşmir''in 1947''de Hindistan tarafından işgali ile başlayan ve devamlı kanayan yarası, son günlerde kangren halini almıştır. İslam Dünyası, üzerindeki ölü toprağını atıp kendine gelmeli ve ezilen Müslümanlara biraz ilgi göstermelidir. Haçlı seferleri tarih kitaplarında kalmadı, sadece şekli değişerek devam etti. Keşmir''de savaş bulutları giderek yığılmaktadır. "Hatırat-ı Hempher"in 82. sayfasında şunlar yazılıdır: "Londra Misyoner Teşkilatı Başkanı şöyle konuştu; Biz İngilizlerin müreffeh ve saadet içinde yaşamamız için, Müslümanlar arasında nifak tohumları ekmemiz lazımdır. Onların içinde, ihtilaf kıvılcımlarını tutuşturmalıyız..."
Son üç asır dünyanın neresinde harp çıkmışsa, Türk ve İslam dünyası ihanete uğramışsa bunun müsebbibi İngilizler olmuştur. Geçmişte Keşmir''i karıştıran İngiltere, 1990 yılında da 7 maddelik bir planla Türkiye''nin komşularıyla arasını açma peşindedir. Dış basında yayınlanan bilgilere göre muhtemel 7 madde şunlardır:
1- Büyük Ermenistan''ın ve İsrail''in kurulması Kürdistan''dan geçer. 2- Türkiye''nin Türk ve İslam Dünyasına yeniden lider olmasını önlemelidir. Bunun için yıpratılmalıdır. 3- Türkiye''de mezhep kışkırtıcılığı yapılmalıdır. 4- Silah yolu dahil, KKTC''nin hukuki ve fiili varlığına son verilmelidir. 5- (Dicle-Fırat) suları, uzay topu ve İsrail kullanılarak Türkiye ile (Irak ve Suriye) hatta diğer Arap ülkeleri arası açılmalı ve savaş ortamı hazırlanmalıdır. 6- Türkiye''de gençliğin ve halkın milli ve manevi değerlere ilgisi irtica bahanesi ile önlenmelidir. 7- Türkiye''nin Sovyetler Birliğiyle, Türk ve İslam ülkeleriyle işbirliği önlenmelidir. 8- Türkiye AB''ye girme vaadi ile oyalanmalı, çağdaşlaşma ve evrensel kültür maskesi altında Hıristiyan Batı kültürü içinde eritilmelidir. Dünyanın her köşesinde Müslümanlara karşı korkunç bir (saldırı soykırımı) katliam ve vahşet başlatılmıştır. Bu vahşetlerin arkasında ABD, AB, Siyonizm ve Hıristiyan Kiliseler Birliği vardır.
1990 yılında Hindistan''da 150 milyon, Pakistan''da 120 milyon, Bangladeş''te 110 milyon ve Keşmir''de 20 milyon Müslümanı böylece 4 parçaya bölmüştür. Şayet Hind Müslümanları bölünmemiş olsaydı, 600 milyon Hindu''nun karşısında 400 milyonluk muazzam bir güç olacaklardı ve 2000''li yılların başında ise Hindistan''da Müslümanlarla eşit olacaktı. Muhtemelen 2020 yılında ise, Müslümanlar Hindistan''da çoğunluk olacaklardı. Pakistan''ın kurucuları samimi idiler, iyi niyet sahibi idiler, fakat istemeyerek İngilizlerin oyununa ve tuzağına düştüler. Halbuki Müslüman olmadığı halde İslamiyet''i metheden Gandhi, Müslümanların Hindistan''dan ayrılmamalarını, bunun bir İngiliz hilesi olduğunu savunduğu için, suikast yapılarak öldürüldü. Hain İngilizler Hindistan Müslümanlarını böldükleri gibi, Arap dünyasını da 23 parçaya bölüp zenginliklerini sömürdüler. Hıristiyan Batının, İslam dünyasına tatbik ettiği politika şudur: "Böl, parçala, hükmet", "Zayıf ülke ve kukla hükümet..."

