Kaydet
a- | +A

Bu yazımın 20 Temmuz günü çıkması gerekiyordu. Benden kaynaklanan sebeple yetiştiremedim. Ama Sayın Kenan Akın 20 Temmuz 2000 tarihli "Kıbrıs bizim canımız" başlıklı yazısında söylenmesi gerekenleri özet olarak yazmıştır. Şurası gerçek ki ABD, AB, Rusya ve Hıristiyan Kiliseler Birliği ve Siyonizm AB maskesi altında Kıbrıs''ta bir tezgah hazırlanmaktadır. Kanımızı dökerek Kıbrıslı Türklerin tattığı bağımsızlık ve hürriyeti elinden alınmak, Kıbrıslı Rumların esaretine sürüklenmek istenmektedir. Kendi imzaları Londra, Zürih Antlaşmaları ve 1960 Kıbrıs anayasası yok sayılarak hatta inkar edilerek Türkiye işgalci gibi gösterilmektedir. İslam dünyasından koptuğumuz için İslam ülkeleri dahil hiçbir ülkece KKTC henüz resmen tanınmış değildir. Geçmişte Batı''nın Girit''te oynadığı senaryolar şimdi Kıbrıs için sahnelenmektedir. Dış güçler Rauf Denktaş''a düşmanlık aşılıyorlar. Maalesef bazı Kıbrıslı Türkler, Türkiye ve Türk düşmanıdırlar. Rumlara olan yakınlığı daha fazladır. 1963-1974 arasında Kıbrıslı Türklerin çektiği sıkıntılar Rumların zulmü, baskısı ve katliamları çoktan unutulmuştur. 1974''te Barış harekatı emrini o tarihte Başbakan olarak veren Bülent Ecevit, Batının isteği üzerine KKTC''ye gitmemiştir. Kıbrıslı Türkleri toptan imha planı, Akritas planı halen yürürlüktedir ve bu planları hazırlayanlardan biri olan Klerides, Rumların lideridir. 26 yıl önemli Kıbrıs harekatı ile ENOSİS ve Kıbrıslı zulmün toptan soykırımı önlenmiştir ve 1974''ten bu yana Türk askerinin getirdiği bu huzur batının gözünü korkutmaktadır.

Silah ile ENOSİS''i gerçekleştiremeyenler; Şimdi Kıbrıslı Rumların AB''ye tam üye alarak ENOSİS''i gerçekleştirme peşindedir. AB''nin Kopenhag kriterleri adı altında Lozan delinerek Sevr getirilmek istenmektedir. Kıbrıs milli koordinasyon komitesinden Saygıdeğer halkımıza duyurulur Anavatan ve KKTC TÜRK halkı olarak 20 Temmuz Mutlu Barış Harekatının 26. Yıldönümünü biraz buruk ama coşkuyla kutluyoruz. AB''ye Türkiye''nin kabul edilip, edilmeyeceği pazarlıklarına dayanan bir zaman dilimi içerisindeyiz. Türkiye''nin AB''nin, ne içinde olması ne de dışında kalması "Batılı" sözde müttefiklerimizce arzulanmaktadır. Ve bir ara formül bulunmuştur. "Ne içeriye almak, ne dışarıya salmak. Önemli olan kapı önünde bekletmek." Bu anlamda Türk insanına yapılan dayatmaların, Türk insanının Anavatan Türkiye''nin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin egemen devlet varlığından vazgeçemeyeceğini idrak edemeyenler; halen devam etmekte olan dolaylı Cenevre görüşmelerinde peşin hükümlü olarak TÜRK tezini çürütme, TÜRK varlığını yok farzetme gayretlerini sürdürmektedirler.