Kaydet
a- | +A

Cenevre''de 5 Temmuz günü "Üçüncü Tur Kıbrıs Dolaylı Görüşmeleri" başladı ve kısa bir müddet sonra bu görüşmelere ara verildi. Bu görüşmelerden müspet bir netice çıkacağını sanmıyorum. Asırlardır Kıbrıs''ın gerçek sahiplerinin nesilleri yani bugünkü Kıbrıslı Türkler azınlık sayılmaktadır. Şu güne kadar KKTC tanınmadığı gibi; Londra ve Zürih Antlaşması ile 1960 tarihli Kıbrıs Anayasasını yalnız Rumlar değil, bütün Batı, AB, BM, Yunanistan açıkça reddetmektedirler. Bu hukuki belgelere göre Kıbrıslı Türkler azınlık değil, Kıbrıs Cumhuriyeti''nin ortağıdırlar. Kaldı ki, Kıbrıslı Rum hükümeti kendini bütün Kıbrıs''ın meşru temsilcisi olarak kabul etmektedir. Bu ise gayrimeşru bir durumdur. Türkiye son birkaç yıl dışında Kıbrıs politikasında ve Kıbrıs meselesinde yanlış at''a oynamıştır. 13 Ağustos 1974''ten bu yana Kıbrıs''la ilgili yazılarımda Kıbrıs''ta federasyonun ENONİS''e giden yolu açtığını ve Yunanistan''ın Kıbrıs''ı ilhakına açık kapı olduğunu sizleri bıktırırcasına yazdım ve çeyrek asırdan sonra Türkiye''ye ne olduysa gerçeği gördü ve federasyondan vazgeçerek konfederasyon tezini savunmaya başladı.

Avrupa''nın önde gelen fikir ve düşünce kuruluşlarından olan "Center for European Policy Studies" tarafından hazırlanan rapor; Kıbrıslı Rumları ve Yunanistan''ı tedirgin etmiştir. Çünkü bu raporda ilk defa "konfederal çözüm"den bahsedilmektedir. Raporda ayrıca Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum toplumlarının Avrupa Birliği kurumlarında eşit bir şekilde temsillerinden sözedilmektedir. Kıbrıs''ın AB''ye katılım görüşmelerini yürüten Yorgo Vasiliv "Bu raporun değiştirilmesi, bu yapılmıyorsa geçersiz kılınması"nı istedi. Raporda ayrıca Kıbrıs''taki İngiliz üslerine Türkiye ve Yunanistan''ın katkıda bulunması ve "Avrupa Acil Müdahale Gücü"nün bu üslerde konuşlandırılması da istenmektedir. Helsinki kararlarıyla Türkiye''ye AB kapısı aralanmışsa, Kıbrıs artık Kıbrıslı Rum, Yunan, Kıbrıslı Türk ve Türkiye''nin meselesi olmaktan çıkarılarak AB''nin ortak meselesi haline gelmiştir. Bu ise Yunanistan''ın başarısıdır. Kıbrıs''ta Türkiye, artık Kıbrıslı Rum ve Yunanistan''ı değil, karşısında AB''yi bulacaktır. ABD''de başkanlık seçimleri yaklaştıkça Washington Kıbrıs meselesinde sertleşmektedir. ABD''nin AB Daimi Temsilcisi ve ABD''nin eski Kıbrıs arabulucusu Richard Holbrooke yaptığı açıklamada: "Başarılı barış görüşmeleri Kıbrıs''ın AB''ye üyeliğinin yolunu açacaktır. Fırsat kaçırılırsa trajedi olur" demiştir. Ayrıca 3. tur görüşmelerinden umutsuz olduğunu ifade etmiştir. ABD ve AB Türkiye''nin ve Kıbrıslı Türklerin taviz vermesi için baskı yapılmasını isteyerek bir nevi tehdit etmiştir. Yunanistan Meclis Başkanı Apostolos Kaklamanis, Atina''yı ziyaret eden ABD''li senatörlerle yaptığı konuşmada Atina''nın çirkin yüzünü göstermiştir. KKTC''den "Kıbrıs Türk sahte devleti" diye söz etmiştir. Kıbrıs''ın uzun süre işgal altında olduğunu söylemiştir. Kıbrıs''ta Türk ordusunun bulunuşu asla işgal değildir. Londra, Zürih Antlaşması ile 1960 Kıbrıs Anayasasının Türkiye''ye tanıdığı müdahale hakkıdır.

3. tur görüşmelerde 4 çekirdek konu toprak, güvenlik, yetki dağılımı ve mal-mülk mübadelesi Türklerin aleyhine olup, taviz istenmektedir. BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Alusro de Sato, Rauf Denktaş ve Klerides ile görüşmektedir. KIBRIS''TA KALICI VE GERÇEĞE UYGUN ÇÖZÜM KONFEDERASYON''DUR..