Çin Cumhurbaşkanı, Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri ve Çin Silahlı Kuvvetler Başkomutanı olan Jiang Zemin''e "Devlet Nişanı" verilmesi tartışma konusu oldu. Şu anda 55 milyon Doğu Türkistanlı''ya dünyanın en acımasız soykırımı icra edilmektedir. Kaldı ki, Doğu Türkistan Çin''in bir parçası değildir. 1949''da komünist rejim tarafından işgal edilen bağımsız bir Türk devletidir.
Çin Cumhurbaşkanı, Çankaya konuşmasında Doğu Türkistanlı Mücahidleri PKK ile aynı kefeye koymuştur ve bu itham cevapsız kalmıştır. Bununla birlikte Doğan kitapçılıktan çıkan "Komünizmin Kara Kitabı"nda verilen rakamlar son derece ürkütücüdür. Özcan Yüksel''in 22 Nisan 2000 tarihli Hürriyet Gazetesi''nin 14. sayfasındaki yazısında bu rakamları tam sayfa (kitabın özetinde) vermiştir. Bu ürkütücü rakamlar yani toplu kıyım listesi şöyledir: "SSCB 20 milyon ölü, Çin 65 milyon ölü, Vietnam 1 milyon ölü, Kuzey Kore 2 milyon ölü, Kamboçya 2 milyon ölü, Doğu Avrupa 1 milyon ölü, Latin Amerika 150 bin ölü, Afrika 1.7 milyon ölü, Afganistan 1.5 milyon ölü, uluslararası komünist hareket ve iktidarda olmayan komünist partiler 10 bin civarında ölü." Çin''de icra edilen 65 milyonluk toplu kıyım, o tarihlerdeki toplam nüfusun %15''idir. Ve bu kıyım da büyük ölçüde Türk ve Müslüman katledilmiştir. Çin''de 100 milyon Müslüman vardır. Bunun en az yarısı Müslüman Türktür. Devlet nişanının verildiği Zemin, uzun yıllar Çin''in en üst seviyesinde görev yapmıştır. Elektrik mühendisi ve 74 yaşındaki bu kişi 1 milyar 300 milyonluk Çin''in ve Çin komünist partisinin 3 bin kişilik Merkez komitesinin ve bunların içinde 7 kişilik Siyasi Büronun ve 5 milyonluk Çin ordusunun başkomutanıdır. Deng Xiao Ping''in, 1993''de ölümü ile cumhurbaşkanlığına getirilmiştir. Doğu Türkistan''a "Sincan Uygur Bölgesi" tabiri yanlıştır. Sincan kurtarılmış bölge demektir. DOĞU TÜRKİSTAN, ÇİN''İN TOPRAĞI DEĞİLDİR. İŞGAL ALTINDA BİR TÜRK VATANIDIR.
"Doğu Türkistanlılar, dinlerini kimliklerini koruma mücadelesi veriyor. Bu insanlar, Türkiye Cumhuriyetinden binlerce kilometre uzakta, ülkemizi bir ümit ışığı, manevi güç ve teselli kaynağı gibi görüyor. Oysa biz ne yapıyoruz? Sadece ve sadece Kürt ayırımcılığının kompleksi altında politika geliştirebildiğimizden, bütün cinayetlere (o devletlerin iç işi) yorumuyla, göz yumuyoruz." Şayet Türkiye''nin milli politikası, milli hedefi ve milli stratejisi olsaydı, Doğu Türkistanlılara sahip çıkacak bir politika geliştirilir ve yardımcı olurduk. Onlar dinlerini, dillerini, kimliklerini koruma mücadelesi veriyor. Biz ise soykırım yapanlara devlet şeref ödülü takdim ediyoruz. Ne acı gerçek!..

