Kaydet
a- | +A

Son yıllara kadar Türkiye''nin "Irak politikası" Irak''ın toprak bütünlüğünün muhafazası ve bölünmesini önlemeye dayalı idi. 1990 Körfez krizi ve müteakiben Körfez Savaşında bu politika ısrarla devam ettirildi. Bu konuda ABD ve AB çifte standartlı davranmakta ve Kürt Devleti kurulması için ellerinden gelen her türlü faaliyeti yapmaktadır. Maalesef Türkiye son yıllarda Irak politikasında AB''ye giriş için gevşeme göstermiştir. Bugün Türkiye ile işbirliği yapan Musevi asıllı Talabani çok yakında düşman olarak karşımıza çıkabilir. Erbil''deki Türkmenlere karşı tavrı da art niyetinin delilidir. ABD isteseydi 1991''de savaşı yarım bırakmaz ve Bağdat''a girip Saddam''ı teslim alırdı. Kuveyt''i geri alan askeri gücü Irak ordusu asla önleyemezdi. Saddam şu ana kadar ayakta ise, bunun stratejik bir sebebi var demektir. ABD Ortadoğu''daki varlığını "Saddam tehdidi" sayesinde devam ettirmektedir. Saddam korkusu sebebiyle S. Arabistan, Kuveyt ve diğer Körfez''deki Arap ülkelerini üssü ve adeta uydusu haline getirmiştir. 1990-1991 yıllarında, Irak Kuveyt''ten çıkar ama Kuzey Irak''ta Türkiye''nin başı derde girer ve Körfez Savaşının asıl gayesi Kuveyt''i kurtarmak değil, Kuzey Irak Güneydoğu Anadolu, Suriye ve Iran''dan ayrılacak topraklar üzerinde ABD ve İsrail''in mandası, uydusu bir Kürt Devleti kurmaktır görüşünü savundum. Nitekim Körfez Savaşı bitince İncirlik Hava Üssünde, o tarihteki ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Shalikashvili''ye verilen çok gizli (kozmik) brifingte konuşan üst rütbeli ABD''li subayların konuşmalarından birkaçı şöyledir: "Kürt Devletinin kuruluş süresi için beş yıllık bir zaman ön görmüştük. Ama bu süre içinde beceremezler, yetersiz çıkarlarsa, o sebeple süre uzayacak... Orada görevlendirilen çok sayıda NGO var ama fazla etkileri olmuyor... Kürt Devletinin kuruluş süreci içinde en önemli görevi yerine getiren üç grup; Barzani grubu, Talabani grubu ve PKK''dır... PKK''nın görevi, Kürt Devleti''nin kuruluş süreci içinde Türkiye''yi angaje etmek, oyalamak, ekonomisini zayıflatmak ve Barzani ile Talabani''nin faaliyetini kamufle etmektir."

Nitekim Abdullah Öcalan CIA ve MOSSAD tarafından yapılan operasyonla Türkiye''ye iade edildiğinde söylediği ilk söz "Ben rolümü oynadım" diyerek ABD''li subayların brifingteki sözlerini teyid etmiştir. Kürt Devleti kurulması senaryosunda başrollerde ABD ve İsrail vardır. Abdullah Öcalan idam cezasına çarptırılmıştır. Ama ABD, İsrail ve AB, Öcalan''ın asılmasına müsaade etmezler.

1992 yılında, Amerikan Yahudi lobisinin meşhur sözcüsü William Safire "Kürt Devletine Giden Yol" isimli stratejik eserinde: "Türkiye''ye PKK''nın kellesi hediye edilmeli ve karşılığında Irak''ta kurulacak Kürt Devletini tanıması istenmelidir." direktifini vermiş idi. Yıllar sonra bu strateji CIA ve MOSSAD tarafından gerçekleştirildi. Öcalan''ın teslimi neden daha önce ya da sonra olmadı? Yüce Katırcıoğlu''nun 28.7.2000 tarihli Muhalif-İnceleme bültenindeki "Şimdi Anlaşıldı mı?" makalesinde "Bunun sebebi Ecevit''lerin DSP''sini seçimlerde birinci parti yapmak istemeleriydi" denmektedir. Başbakan Ecevit 18 Şubat 1999 tarihinde: "Öcalan''ın yakalanıp, Türkiye''ye getirilmesi konusunda ABD ile olan ilişkimizin bir alışveriş olduğunu" söylemiştir. Ama bu alışverişin mahiyeti açıklanmamıştır. ABD-İsrail, Öcalan''ı asılmamak şartıyla teslim ettiler. Ama bunlar perde arkasında kalıp Avrupa Birliğini kullanıyorlar ve Öcalan''ın asılmasını AB engelliyormuş gibi tavır sergileniyor.

Bülent Ecevit''in 1999 yılında "Kuzey Irak''ta çağdaş bir devlet kuruluyor" sözleri Türkiye''nin Irak''ın toprak bütünlüğü görüşünden taviz sayılır. Kuzey Irak hukuken Irak''a ait bir toprak parçasıdır. Sadece "hukuki" safha kalmıştır. ABD''nin Yahudi asıllı Türkiye''deki Büyükelçisi Mark Parris''in Van''daki konuşmasında: "Hükümetin, bölgeye yönelik statü değişikliği girişimlerini destekliyoruz" sözleri her manaya çekilebilmekte olup bunlar acaba nelerdir?