Kaydet
a- | +A

ABD''deki Yahudi lobisinin ağır baskısı ile ABD Başkanı Clinton, görev süresi dolmadan Suriye-İsrail Antlaşmasının imzalanmasını istemektedir. İsrail Başbakanı Ehud Barak ile Suriye Dışişleri Bakanı Faruk El-Şara bir araya gelmişlerse de sonuca varılamamış ve bir nevi "Havanda su dövülmüştür" ABD Beyaz Saray Sözcüsü Joe Lockhart yaptığı açıklamada: "Ele alınan meseleler zor ve karmaşık. Ancak Başkan Bill Clinton, iki ülke liderlerini çeşitli ortamlarda bir araya getirerek görüş ayrılıklarının çözümlenmesine katkıda bulunacağına inanıyor..." demiştir. ABD''de süren Suriye-İsrail barış görüşmelerinde patlak veren kriz, ABD Başkanı Bill Clinton''ın bütün gayretlerine rağmen çözülemezken, elde edilen tek başarı, toplantıları tamamen boykot etme tehdidinde bulunan Suriye heyetinin müzakerelerden çekilmemesidir. İsrail''in Golan Tepeleri ve Güney Lübnan''dan çekilmesi ana ihtilaf konusudur. ABD ve İsrail''in Ortadoğu''da kalıcı bir barış tesis etmesini ve İsrail''in güvenliğinde Suriye''yi kilit ülke ve aynı zamanda bu işi yapacak kişi olarak Hafız Esad''ı görmektedir.

ABD''nin Shepherdstown kasabasında yapılan ve netice alınmayan ikili görüşmede Suriye''nin Lübnan''da faaliyet gösteren Hizbullah örgütüyle bağlantılarının kesilmesini ve İran ile ilişkilerini gevşetmesi istenmiştir. Dört yıl aradan sonra başlayan Suriye-İsrail görüşmelerinin ikinci turu sona ermiş ve müteakip turlar için temaslar başlatılmıştır. ABD ve İsrail istihbaratına göre son aylarını ya da yıllarını yaşayan Hafız Esat, her iki ülke için "umut" olmuştur. Suriye hükümetinin yayın organı "El Tavra" gazetesinde İsrail Başbakanı Ehud Barak''ı üçüncü tur görüşmelerden kaçmakla suçlamıştır. Bu gazeteye göre masadan kaçmak için Barak, imkansız şartlar öne sürmektedir. Barak ise "Maariv" gazetesine verdiği beyanatta üçüncü tur görüşmelerine Hafız Esad''ın katılmasını istemektedir. Bu konuda: "ABD Başkanı Bill Clinton ile benim karşımda Esat oturmadan, karar veremeyeceğimiz bazı konular var" demiştir.

Amerikalı Ortadoğu uzmanı Daniel Pipes, "Commentang" adlı dergiye verdiği "Gerçek Yeni Ortadoğu" başlıklı yazısında; Ortadoğu''da durumun geçmişten daha tehlikeli olduğunu ve ortaya çıkan yeni kampların bölge dışındaki ülkeleri de içine çektiğini kaydetti. Türkiye-İsrail ve Suriye-İran şeklinde başlayan kamplaşmanın "düşmanımın düşmanı, dostumdur" düsturu üzerine inşa edilmiştir. Türkiye-İsrail kampına Ürdün, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Sudan ve Lübnan''daki Hıristiyanlar yakınlık duymaktadır. Suriye-İran kampına ise Yunanistan, Libya ve Sudan yakındır. Mısır ise bir çok konuda Suriye-İran kampına yakın davranışlar sergilemektedir. Bu ülkelerle beraber Makedonya, Bosna-Hersek, Slovenya, Hırvatistan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Gürcistan ve Azerbaycan Türkiye''ye yakın olup; Rusya, Ermenistan ve Tacikistan Suriye-İran''a yakındır...