ABD''nin "Yeni Dünya Düzeni Projesi"nde temel hedefin "Tek Başlı Bir Dünya" olduğunu belirtmiş ve bunun için Vatikan''a giden yolun hazırlık safhalarından bahsetmiştik.
Çok dikkatlice hesaplanmış olan bu plân çerçevesinde, çeşitli aşamalardan geçilerek hedefe varılacaktır. Her bir aşama, bir sonrakinin hazırlık safhası olacaktır. Şimdi bu aşamaları teker teker ele alalım:
a. Birinci Aşama: Ekümeniklik statüsüyle patrikhane ve bağlı ruhanileri Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının vesâyetinden kurtarmak. Bilindiği gibi, Fener Patrikhanesi Lozan Antlaşması''nın ilgili maddeleri gereğince "Azınlık Statüsünde"dir. Sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Rumların dini kurumudur. Binaenaleyh, Patrik ve kendisine bağlı 12 metropolit (bugün için semboliktirler) ancak Türkiye vatandaşı olan ruhaniler arasından seçilebilirler. T.C. Hükümetlerinin uygun görmediği, onaylamadığı herhangi bir ruhani bu görevlere aday bile gösterilemez. Özetle, gerek Patrikhane ve gerekse kendine bağlı olan ruhaniler, Türkiye Cumhuriyeti''nin kanun ve yönetmeliklerine tabidir.
İşte, Fener Patrikhanesi''ne "Vatikan Statüsü" verme düşüncesinde olanlar, ilk aşama olarak Patrikhanenin ve kendisine bağlı ruhanilerin öncelikle Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının vesayetinden kurtulmalarının gerekliliğinin elzem olduğuna inanmaktadırlar. Bunun için de Patrikhaneye "Ekümeniklik" sıfatı vermek yeterlidir. Türkiye bunu tanıdığı anda artık Patrikhaneyi kontrol edemeyecektir.
b. İkinci Aşama: "Sur içi İstanbul"un eski Konstantinople olarak yeniden kurulması Patrikhane, Türk ve Rum işadamlarının satın alarak, "Azınlık Vakıfları"na, onların da Patrikhaneye hibe ettikleri gayr-i menkullerle, bu düşüncenin alt yapısını önemli ölçüde gerçekleştirmiştir. "Mega köy" İstanbul''u kurtarma (!) gibi projelerle, "Sur içi İstanbul" esas şehirden ayrılır, kültürel ve dini çehresi öne çıkarılırsa, Vatikan''a giden yolda çok büyük bir merhale katedilmiş olacaktır. Zira BM, AB, UNESCO ve DÜNYA KİLİSELER BİRLİĞİ gibi kuruluşların parasal yardımıyla şehrin eski Bizans ve Hıristiyani çehresi ön plâna çıkarılmaya çalışılacaktır. İşin doğrusu Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının vesayetinden kurtulmuş bir Patrikhane, bu şehre hem damgasını hem de rengini vuracaktır. Artık o topraklar kendisi ile bütünleşecektir. Böylece Vatikan''a giden yolda, çok önemli bir merhale daha katedilmiş olacaktır.
c. Üçüncü Aşama: Hıristiyan ülkeleri İstanbul''da dini ataşelikler açmaları. Ekümenik bir Patrikhane ve restore edilerek Bizantinist çehresi öne çıkarılmış bir İstanbul!.. Yeni ve artık moda deyimiyle Konstantinople... 270 milyonluk bir dünyaya hükmeden bir patrik... Her gün dünyanın dört bir yanından gelen ruhaniler, siyasiler, bilim adamları... Uluslararası faaliyetler...
Artık sıra en önemli merhaleye gelmiştir: Ankara''da büyükelçilikleri bulunan tüm Hıristiyan ülkeler, Patrikhane civarında yani Konstantinople''de birer "Dini Ataşelik" açacaklardır. Bunlar, bir süre sonra Vatikanlaşacak, istikbaldeki devletin büyükelçilikleri olacaktır. Ekümenik bir Patrikhanenin çevresinde dini ataşelikler açmak kadar tabii ne olabilir? d. Dördüncü Aşama: Surlar içindeki tarihi Konstantinople''nin "Açık Şehir" haline getirilerek, Türkiye''nin hükümranlık hakkının tartışmaya açılması. Yukarıda saydığımız üç aşamada gerçekleştiği andan itibaren, Türkiye artık gelişmelerin önünü alamayacaktır.
e. Beşinci Aşama: Vatikan''ın (Bizans''ın) resmen kuruluşu Dördüncü aşamanın tamamlanmasıyla, Bizansın fiilen kurulmuş olduğunu görmekteyiz. Bu safhada artık ekümenik bir Patrikhanenin önderliğinde, Bizans yeniden kurulmuş olacak; önce İstanbul''un tamamı, kademeli olarak da boğazların Avrupa yakasındaki topraklarımız elimizden çıkacaktır. Ekonomik darboğazlarla boğuşan, dış baskı ve ambargolarla bunalan, bölücü terör örgütü ve dost (!) komşularıyla boğuşan bir Türkiye bu safhada dünyayı karşısına alamayacaktır. Bu mücadelede hiçbir yerden destek de bulunmayacaktır. Hatta yoğun bir propaganda ile, Avrupa Birliği''nden gelen cazip tekliflerle, bu bölgede yaşayan insanlarımız da buna rıza gösterebilir. Kesin olan şudur ki, işler bu noktaya varırsa; ergeç korkulan tahakkuk eder. (Konunun hassasiyeti nedeniyle daha fazla detaya girmeyeceğim) Yapılması gereken ise, işlerin bu noktaya gelmesini önlemektir.

