Kaydet
a- | +A

Osmanlıyı yıkmak için 100 gizli proje hazırlanmıştı. Ve bu konu Paris Üniversitesi''nde doktora tezi olarak kabul edildi ve basıldı. Şu anda Türkiye''yi açıkça bölme ve devleti yıkma faaliyetleri yüzlercedir. Bunlardan biri de İstanbul Surları içinde Bizans''ı yeniden kurmak için ilk adım sayılan Katolik Vatikan gibi Ortodoks din devleti kurma faaliyetidir ve bu yolda çok mesafe alınmıştır. Yazarların vazifesi sadece kamuoyunu bilgilendirmek ve tehlikeleri önceden haber vermektedir. İstanbul dıştan fethedilemez ama kaleyi içten fetih için muazzam faaliyet vardır. Müslüman gençleri Hıristiyanlaştırmak, Ehl-i Sünnet dışı Müslümanları cami ve mescidlerden koparmak, sözde din ilim adamları ile itikadı sarsmak Bizans''ı kurmanın değişik mozaik taşlarıdır. Benim yazılarım belgelere dayalıdır. Ve şahsıma mahsus bir özelliğim bir meseleyi benim kalemimden daha iyi anlatan kişilerin görüş ve yazılarını nakletmektir. Asıl mesele en iyiyi verebilmektir. Doç. Dr. Mehmed Çelik''in "Türkiye''nin Fener Patrikhanesi Meselesi" bu konuda çok önemli bir eserdir. Yazıyı hazırlarken bu eserden çok geniş şekilde istifade ettim. 3. Fener Patrikhanesi''ne verilecek Ekümeniklik statüsünün Türkiye''ye getireceği faydaların (!), yerli ve yabancı basında işlenerek, Türk kamuoyunun konuya sıcak bakmasını sağlama faaliyetleri. Türk kamuoyunda; şehirlisinden köylüsüne, aydınından okur-yazar olmayanına kadar...hemen herkesin vicdanında Fener- Rum Patrikhanesi mahkumdur. Bunun sebebi de bir cihan imparatorluğunun yıkılışında patrikhanenin ihanetleridir. Osmanlı Devletinin o engin hoşgörüsüne, o din ve vicdan hürriyetine olan saygısına karşın, Türk Milleti, patrikhanenin ihanetini hiç unutmamıştır.

Aslında Patrikhanenin Ekümenikliği hususunda önündeki en büyük engel de, Türk kamuoyunun bu anlayışıdır. İstanbul''da binlerce cami vardır. "Ayasofya''yı İbadete Açma" isteği Ağrı Dağı''ndaki çoban da dahi bir "Kızıl Elma" idealine dönüşmüşse, bunu Patrikhaneye karşı beslenen milli duygularla izah etmek gerekir.

İşte bu duyguları yoketmek mümkün olmasa da, törpülemek, nötr hâle getirmek için basın kullanılmaya çalışılmaktadır. Patrikhanenin bu faaliyetleri karşısında Türk basınının tavrını şu şekilde sınıflandırabiliriz: Konuya ilgisiz kalanlar, Patrikhane lehinde konuya yaklaşanlar, Patrikhane aleyhinde konuya yaklaşanlar

a. Konuya ilgisiz kalanlar: Bunların bir kısmı gerçekten konuya ilgisizdirler. Gazetelerinde magazine yakın ağırlıklı haberlere yer verirler. Okuyucuları bu tür milli ve ağır konuları tahlil ve takip edecek düzeyde değillerdir. Bir kısmı ise bilinçli olarak ilgisiz kalmaktadırlar ki, bu ilgisizlik, "destek" hânesine yakın kabul edilmektedir. Bu da iki nedenden kaynaklanmaktadır. Birincisi, o medya kuruluşunun bağlı olduğu holdinglerin ticari bağlantıları, ikincisi o medya kuruluşlarının haber dairesinde çalışanlarının, Patrikhaneye tepki gösteren basın kuruluşlarıyla ideolojik hasım ve düşmanlıkları... Bu iki nedenden kaynaklanan "ilgisizlik" destek anlamına alınmalıdır.

b. Patrikhane lehinde konuya yaklaşanlar: Bu yaklaşımda olanları da ikiye ayırmak gerekmektedir. Türk basınındaki bir kısım köşe yazarı ekümenik statüdeki bir patrikhanenin Türkiye''ye dış dünyada siyasi, sosyal ve ekonomik alanlarda fayda sağlayacağına gerçekten inanmaktadırlar ve bu konuda yazılar yazmaktadırlar. Bunlar görüşlerinde samimidirler. Ancak, bilgileri yüzeysel olduğu için, mantıklarıyla hareket ederek, bu konuda fikir ileri sürmektedirler. Demokrat kişilikleri, her düşünceye saygıları ve geniş bir perspektiften meselelere bakışları, Türk kamuoyunda bu yazarlara farklı bir yer kazandırmıştır. Ancak bu konudaki "bilgisizlikleri" bu müsbet vasıflarıyla birleşince, ülke için "art niyetlilerden" daha çok zarar vermektedir. Bu yüzden de acilen konu hakkında bilgilendirilmeleri gerekmektedir.