Bosna ve Kosova''da Sırp katliamının asıl suçluları ve Müslüman soykırımı senaryosunu hazırlayanlar, başta ABD olmak üzere AB''dir. Bosna''da bir İslam ülkesinin doğuşunu Dayton Anlaşması ile önlediler. Kosova''nın bağımsızlığını ve Kosova Kurtuluş Ordusunun lagvedilmesini sağlamakla birlikte Sırplara soykırım yaptırdılar ve kurtarıcı rolüne büründüler. NATO maskesi ile şu anda Bosna ve Kosova ABD ve AB''nin işgali altındadır. Kendi adamları olan Yaser Arafat vasıtasıyla Filistin-İsrail''i sözde barıştırdılar. Şimdi sıra Kıbrıs''ın ABD tarafından barış ve federasyon maskesi ile işgaline geldi. Kıbrıs''ı halledince Kuzey Kıbrıs''ta Kürt Devleti kurarak Balkanlar, Güneydoğu, Akdeniz (Kıbrıs) ve Ortadoğu''yu ABD hakimiyeti altına alacaktır. Bununla birlikte Türkiye''nin uğradığı deprem felaketi, yardımlar, dış borç faizleri, kredi, IMF ve Dünya Bankası ile Kıbrıs''ta taviz koparmaya kararlıdır. Ayrıca yaklaşan ABD Başkanlık seçimlerinden Rum oylarını garanti etmiş olacaktır. Türkiye tehdit altındadır. Avrupa Birliği zaten 20 yıl sonra dağılmaya mahkumdur. Önümüzdeki yıllarda çok önemli hadiseler olabilir? AB uğruna taviz vermek akıllı iş değil...
Helsinki öncesinde Ankara''ya verilen sinyal şöyle idi: "Türkiye Avrupa trenine binmeden, Kıbrıs ve Ege''de adım atmak mümkün değil." AB Genişleme Komisyonu Üyesi Gürter Verheugen''in şu sözü manalıdır: "Türkiye''nin AB''ye adaylığının düşünülebilmesi için birliğe giriş kurallarının hepsini yerine getirmesi zorunludur. Gelecek 5 yıl içinde Türkiye''nin AB''ye adaylığını düşünme noktasına gelip gelmeyecekleri konusunda, şu an için bir şey söyleyemeyeceğini..." beyan etmiştir. AB''ye giren diğer ülkelere AB''nin kriterlerine uyması istenirken, Türkiye girmeden hatta daha 5 yıl içinde girmek şöyle dursun düşünme safhasına bile geleceği şüpheli iken; AB''nin kriterlerine uyması istenmektedir. Atina''dan gelen istekler ise tam bir tuzaktır. "Bizim attığımız olumlu adımların karşılığında Türkiye''den beklediğimiz Kıbrıs jesti, Kıbrıs''ta çözüm sürecini başlatır ve Kıbrıs Türkleri Rumların AB üyeliğine karşı çıkmazsa o zaman Türkiye''nin AB üyeliği gündeme gelir. Türkiye kendisini daha güvende hisseder. Yunanistan ile münasebetlerindeki doku değişikliğini görür ve o zaman bu meselelerin çözümünde müsbet adımlar atılabilir." Bu yapılmak istenen bubi tuzağıdır. Kıbrıslı Rumlar AB''ye girerse Türkiye Kıbrıs meselesinde karşısında Rum ve Yunanistan değil, AB''yi bulur. Batı Trakya Türkleri Lozan''a ve bir yığın anlaşmalara rağmen Türk kelimesini kullanamıyorlar. Rumlar patron, Türkler ırgattır. Batı Trakyalı evini, camisini bile tamir edemez. Arazisini satabilir ama ev ve arazi satın alamaz. Kıbrıs''ta taviz verilir ve federasyon kurulursa Kıbrıslı Türkler Batı Trakyalı Türklerden daha feci hale düşer. Güney Kıbrıs''a yerleşen 50 bin Rus''a Rumlar vatandaşlık hakkı tanımıştır. Güney kesim hızla Ruslaşmaktadır. Ecevit''in bir oldu-bittiye getirilmesinden korkuluyor. Bülent Ecevit''in 26 Eylül-1 Ekim tarihleri arasındaki ABD ziyareti çok kritiktir. İnşallah taviz verilmez. ABD Başkanı Clinton, ABD''deki Rum lobisine şu sözü vermiştir: "Başkanlıktan gidinceye kadar Kıbrıs meselesini çözeceğim." Nasıl çözecek? KKTC''nin hukuki ve fiili varlığını sona erdirmekle mi?
ABD ve AB''nin 40 yıllık Kıbrıs politikasını değiştirmeleri imkansızdır. Bu politika ise Kıbrıs''ı bir Yunan adası yapmaktır. Kıbrıs 26 Eylül-1 Ekim arasında Washington''daki Ecevit''in ABD ziyareti gibi, Kasım 1999''da AGİT toplantısında ve Aralık 1999''da AB zirvesinde yine önümüze gelecektir. BM''nin 54. dönem çalışmalarında da Kıbrıs önümüze sürülecektir. Hıristiyan emperyalizmi Kıbrıs''ta Müslüman Türk varlığına karşıdır. Meselenin özü budur. Kıbrıs meselesini Rumlar Akritas planı (Türkleri imha planı) ile çıkarmıştır. Kıbrıs, Girit yapılmak istenmektedir. Kıbrıs meselesinin aslı budur.

