Siyah Afrika, Avrupa''nın (Batı''nın) istilasına uğrayıp sömürge olmadan önce kendilerine mahsus bir kimlikleri, medeniyetleri, sosyal ve ekonomik bir hayat tarzları vardı. Avrupalı bu kıtayı sömürmekle kalmadı "sizi medeni yapacağız" diye dilleri, örf ve adetleri dahil herşeylerini imha ettiler. Bununla birlikte bir kısmını para, menfaat, makam karşılığı Hıristiyanlaştırdılar. Misyonerler zaten Hıristiyan Batı emperyalizminin öncüleridir. Siyah Afrika''da yüzlerce değil binlerce dil, lehçe tarihe karıştı. Avrupalı kara Afrika''nın yeraltı servetlerini sömürürken yerli halkı köle gibi kullandılar. Halen Zimbabwe''nin verimli topraklarının % 70''i 70 bin Avrupalının mülküdür. Bu ise bu ülkenin %1''i bile değil, % 0.7''sidir. Yerli halkın bu çiftliklerde aldığı ücret ise ayda 10 (on) ekmek parasıdır. Dayak, işkence ise cabasıdır. Kaldı ki asırlarca Avrupalı, Afrika halkının (bilhassa kara Afrika''yı) Büyük Sahra altındaki yerli halkı zorla, silah gücü ile yurtlarından, yakınlarından kopardılar ve bunlardan köle ticareti yaptılar. Demir kafesler içinde bilhassa ABD''ye sevk ettiler. Önemli kısmı Müslüman olan bu siyah köleler burada Hıristiyanlaştırıldı. 20. Asır ve içinde bulunduğumuz 21. Asrın ilk yılında kara Afrika''nın çektiği çile zirvededir. Bu kıta Avrupalılar gelmeden önce altın devirlerini yaşadı. Batılılar "Oryantalizm" adlı bir bilim kurdular. Bu bilime göre dünya Doğu ve Batı diye ikiye ayrılır. Doğu''ya Batı gözlüğü ile bakılır. Oryantalizm biliminin gayesi: "Batı kültürünün dışında kalan kimliklerin kendilerine ait hakikatleri kabul etmek yerine, onlara kendi hakikatlerini dayatmak, dolayısı ile de onların milli kimliklerini silmeyi ve tahribi hedeflemektedir." Doğu ülke kimlik ve kültürlerini duygusal, akıl dışı, subjektif, bununla birlikte Batı için potansiyel tehlike olarak görürler. Batı kendi kültürünü zorla ikame etmek için diğer kültürlere savaş açmıştır. Bunun da başta gelen hedefi ise Türk-İslâm kültürü olmuştur. "Doğu"yu yani Batı''nın dışındakini ilkel, barbar olarak simgeler. Aslında ilkel ve barbar olan Batı''nın kültürüdür. Batı, kültürünü yaymak için Doğu''daki aydınları kendi kültür potasında eritip, kendi mazisine, diline, dinine, kültürüne, örf ve adetlerine düşman olarak yetiştirdiği "devşirme" aydınlarla yürütür. Medya ise bu kültürün telkin ayarlarıdır.
Batı, sömürge insanını cahil bırakmıştır. Bilim diye lüzumsuz şeyler vermiştir. Teknolojik yardımı yapmamıştır. Sömürge ülkeleri insanını kendi kafasını, kendi kabiliyetini, kullanamayan, kabiliyetli olanları ise tasfiye eden zayıf bir toplum haline getirmiştir. Kara Afrika''da sömürgecilerden önce kıtlık, açlık, iç savaş yaşanmamıştır. Avrupalı gelmeden önce hububat ihraç eden bu ülkeler hububat ithal eder hale gelmiştir. Çünkü Avrupalı bazı ülkeleri sadece kakao ya da pamuk tarımına dayalı bir hale getirmiştir. Bu yalnız Afrika için değil Asya için de söz konusudur. 1943 yılında Bengal''de açlıktan 5 milyon insan ölmüştür. Halen dünya gelirinin % 70''i, dünyanın % 30 (gelişmiş ve gelişmekte olan) ülkelerine aittir. Dünya gelirinin % 30''u ise %70 geri kalmış ülkelere aittir. Batı dünyayı sömüren ve sömürülen olarak iki kutba bölmüştür. Kapitalizm, serbest piyasa, globalleşme ve IMF, Dünya Bankası, BM, AGİT ise bu durumu meşrulaştırmak ve devamlılığını temin ile görevlidir. Afrika''nın sıkıntısının temelinde yatan gerçekler bunlardır.

