Aylardır Türkiye''nin gündeminde ilk sırayı işgal eden Sözde Ermeni Soykırımı Tasarısı; başta ABD Başkanı Clinton ve ABD Genelkurmay Başkanı olmak üzere, bir kısım ABD''li yöneticilerin devreye girmesiyle şimdilik dondurulmuş, rafa kaldırılarak önlenmiştir. Gerçi bu durum ABD ile bugün ve gelecekteki münasebetlerimizin daha fazla zedelenmesini önlemiştir. Yalan ve hayallere dayanan ve politik amaçlı olarak kullanılan ve Türkiye''yi bölmeye yönelik bu tasarı, Ermeni lobisinin ve buna destek veren Rum ve Yahudi lobisinin desteği ile her ABD başkanlık seçimlerinde yıllarca ve defalarca Ermenilerin 500 bin ile 1 milyon oyu için tam 16 defa ABD Temsilciler Meclisi ya da senato''da tasarı olarak gelmiştir.
Maalesef ABD kamuoyu bu sanal (hayali) soykırıma Hıristiyanlık saiki ile sıcak bakmaktadır. Bu meselede Türkiye devamlı hata işlemiştir. Devamlı savunmada kalmış, günübirlik politika, bekle-gör metodu ile ve sadece inkâra dayalı bir taktik icra edilmiştir. Kaldı ki Türkiye yüzde yüz haklı olduğu bu meselede aktif politika icra etmelidir. Osmanlı Arşivi, Genelkurmay Belgeleri ve Türkiye''de ve dışında yazılmış eserlerin Türkiye''yi savunan belgeleri dünya kamuoyuna ve münhasıran ABD kongresine bıktırırcasına arz edilmelidir. Son aylarda bu tasarı ile ilgili muhtemel gelişmeler sürpriz sayılmaz. Ama ne yazık ki Türkiye gerekli tedbirleri almakta gecikti, meseleyi ihmal etti ve ABD''deki Yahudi lobisine güvendi. Kaldı ki bu tasarı 24 eyalet meclisinde kabul edilmiş olup, bu eyaletlerin eğitim müfredatlarının tarih bölümünde yer almıştır. Sözde Ermeni Soykırım Tasarısının şimdilik rafa kaldırılışında ABD Başkanı Clinton''ın rolü büyük olmuştur. Ama mektubu incelediğimizde Ermenilerin iddialarını reddetmek yerine tam aksine kabul ediyor. Bizde ise basının büyük çoğunluğu Clinton ve ABD Genelkurmay Başkanını övmekle bitiremediler. Bu iyi niyetle izah edilemez. Teşekkürü de kınamayı da yerli yerinde kullanmak gerekir. Dış politika arenası tuzaklarla doludur. Ermenilerin iddiaları yalan belgelere dayanır. Türkiye''nin ise elinde Ermenilerin Müslümanlara katliam yaptığına dair tarih, yer ve katledilen sayısı ve katlin şekli ile ilgili yüzlerce belge ile Ermenilerin Müslümanlardan 600 bin kişiyi öldürdüğü belgelerle sabittir. Bu belgeler bugüne kadar dünya kamuoyuna neden arz olunmamıştır? ABD''nin Louisville Üniversitesi öğretim üyelerinden profesör Justin M.C. Carthy ve arkadaşlarının hazırladığı 1983 yılında New York Üniversitesinde basılan "Muslims and Minorities" (Müslümanlar ve Azınlıklar) isimli eserinde Osmanlının 1911-1912 yılında nüfusunun 17 milyon 536 bin 352 olduğu, bunun 14 milyon 538 bin 142''sinin Müslüman olduğunu ve azınlıklar (Müslüman olmayanlar içinde) Ermenilerin nüfusunun 1 milyon 493 bin 276 olduğu ifade edilmektedir. Sözde Ermeni Soykırım Tasarısında 1.5 milyon Ermeninin katli gösterilmektedir. Bu ise büyük bir tezattır. İngiliz istihbaratı ise mecburi göç (tehcir) neticesi Suriye''ye gelenlerin sayısının 900 bin olduğunu söylemektedir. 600 bin Ermeni; savaşta, hastalık ve çeşitli sebeplerle ölmüştür ama asla katliam olmamıştır. Osmanlı''nın Birinci Dünya Savaşında kaybı 3 milyon ölüdür. Prof. Justin''e göre ise 2 milyon 462 bin 250''dir. (üçte birinden daha azı askerdir) Prof. Justin MC. Carthy''in ayrıca "Death and Exile" (Ölüm ve Sürgün) eseri 1995''te neşredilmiştir. "Bir tek toplumun başlarına gelenleri anıp da diğerinin başına gelenlerden söz etmemek, aslında sadece bir ulusal kimliğe sahip olanların felaketi değil, bir insanlık felaketi niteliği taşıyan olayın (Birinci Dünya Savaşının) çarpıtılmış bir resmini vermek olur" demektedir. Clinton''ın, Amerikan Temsilciler Meclisi Başkanı''na Ermeni tasarısının geri çekilmesi için yazdığı mektup şöyledir: "Size Osmanlı İmparatorluğu döneminde Doğu Anadolu''da 1915-1923 yılları arasında gerçekleşen trajik olaylarla ilgili olarak duyduğum derin endişeyi dile getirmek için yazıyorum. Her yıl 24 Nisan Ermeniler''i anma gününde onları andım, o dönemde masum Ermeniler''in sürgün edilmesinin yasını tuttum. Ve her yıl... Bu tür vahşetlerin bir daha yaşanmaması için çağrıda bulundum. Ancak tasarının ABD için olumsuz sonuçlar doğuracağından endişe ediyorum. Dünyanın bu sorunlu bölgesinde önemli çıkarlarımız vardır. Saddam, Ortadoğu, Orta Asya, Balkanlar, yeni enerji kaynakları... Tasarının bu hassas zamanda kabulü çıkarlarımızı olumsuz etkiler."

