Kaydet
a- | +A

İstanbul''la ilgili en korkunç proje, 1995 yılının sonunda ortaya atıldı. Günlerce bazı medya gruplarınca İstanbul''un sorunları bahane edilerek, bu "Megaköy"ün kurtarılması için çareler aranmaya başlandı. Basında yer aldığına göre ABD''li bazı uzmanlarca hazırlanan bu projeye göre İstanbul 3''e bölünecekti. 1. Anadolu Yakası: Tamamen yerleşim birimi olacak 2. Surlar İçindeki İstanbul: Tarihi ve kültürel İstanbul olacak. 3.Surlar dışındaki İstanbul: Sanayi, yerleşim ve iş merkezlerinden oluşacak.

Bu projeye göre surlar içindeki tarihi İstanbul, yani Konstantinople, bir dünya kültür şehri olacaktı. Birleşmiş Milletler ve Unesco gibi kuruluşlar başta olmak üzere, uluslararası birçok kuruluş burasının tarihi zeminine ve kültürel mozayiğine uygun olarak canlandırılmasına maddi ve manevi her türlü katkıyı sağlayacaktı. Bu projeyle adeta bir açık hava müzesi haline gelecek olan surlar içindeki tarihi Konstantinople''un, en belirgin vasfı, "Bizans" olarak ortaya konacaktır. Ekümenik bir Patrikhanenin böyle bir dekora ne kadar yakışacağını tahmin etmek, hiç de güç olmasa gerekir. O zaman, Türkiye bir seçim atmosferine girdi de proje rafa kaldırıldı. Türkiye, Yunanistan''la sorunları yüzünden "Jest yapacağım" veya Batı''ya şirin gözükeceğim veyahut da iç siyasi çekişmelerden dolayı İstanbul üzerinde Patrikhanenin istikbaldeki düşüncelerinin tahakkukunu kolaylaştıracak gelişigüzel adımlar atmaktan kaçınmalıdır.

5. Heybeliada Ruhban Okulu''nun yeniden açılması faaliyetleri. Heybeliada Ruhban Okulu, Türkiye için adetâ bir uluslararası sorun haline gelmiştir. Heybeliada Ruhban Okulu 1971 yılında "Özel Üniversiteleri" kapatan kanunun yürürlüğe girmesiyle kapanmıştı. Gerçekte bu kanunu çıkaranların amacı, hiçbir zaman Heybeliada''daki bu ruhban okulunu kapatmak değildi. Hatta belki de akıllarından dahi geçirmemişlerdi. Ancak, Türkiye o tarihlerde olağanüstü bir dönemden geçiyordu. (12 Mart Askeri Muhtırası) ve özel üniversitelerde başta terör olmak üzere bazı sıkıntılar başgöstermişti.

Nitekim kısa bir süre sonra özel üniversitelerin "devlet denetiminde olma" şartı ile açılmalarına izin verildi. Ancak patrikhane bu şartı kabule yanaşmadığı için, Heybeliada''daki okul açılmadı.

Patriğin "kendi din adamlarımızı eğitme hakkından mahrumuz" iddiası doğru değildir. Bu artniyetli propagandaya endeksli iddia, Türkiye''yi dış dünyada zora sokmaktadır. Patriğin, sadece dini eğitim vermesi gereken bir kurumun, bulunduğu devletin denetimi altında faaliyet göstermesine rıza göstermemesinin nedenlerini anlamak güçtür. Ancak, bununla beraber Patriğin ve kendine bağlı 12 metropolitin TC vatandaşı olma şartlarının da (ki bu şartlar Lozan Antlaşması''nın ilgili maddeleri gereğidir) kaldırılması isteği göz önüne alınırsa; yani ikisi bir arada mütalaa edilirse, durum açıklığa kavuşur. Patrik ABD gezisi sırasında Los Angeles Times''e verdiği demeçte "Heybeliada Ruhban Okulu''nun açılmasının, Patrikliğin geleceği açısından vazgeçilmezliğini" üzerine basa basa vurgulaması, konunun sadece basit bir eğitim faaliyeti olmadığının kanıtıdır.