Kaydet
a- | +A

17 Ağustos 1999 depreminden sonra Türkiye ile Yunanistan arasındaki siyasi yakınlaşmaya ben şahsen inanmamıştım. Hatta müteaddit yazılarımda bunu belirtmiştim. Son günlerde NATO tatbikatı ve Kıbrıs''taki Rumların aşırı silahlanma ve beyanatları Yunanistan''ın Türkiye''ye karşı tavrında bir değişiklik olmadığını göstermiştir. Bu arada Avrupa Birliğine girme karşılığında Fener Rum Patrikhanesinin "Ekümenik" statüye kavuşması için baskılar vardır. Daha yıllar önce Yunanistan''ın yıllardır iktidarında bulunan PASOK''un merkez komitesi üyelerinden Mihalis Havalambidis, yaptığı açıklamada: "Bizans Ortodoks kültürü Avrupa kültürünün temel taşlarından biridir. Bizans kültürünün temellerinden sayılan İstanbul patrikhanesi ve Ayasofya esaret altında bırakılamaz. Patrikhane binasının tamirine, restorasyon ve yeni bina ilâvelerine izin verilmesi Türkiye''nin bir hediyesi değildir. AB''ye girmek için verdiği tavizlerden biridir. Türkiye''nin AB''ye girmesi için İstanbul patrikhanesinin Vatikan ve Sen Marino gibi otonom bir devlet olarak kabul edelmesini AB istemektedir." sözleri bizi uyandırmalıdır.

Ana Britannica''da patrikhane ile ilgili şu bilgiler vardır:

Patrikhane, Birinci Dünya Savaşından sonraki mütareke döneminde işgal güçleriyle işbirliği yaptı. (Aslında asırlardır Osmanlıya düşmanlık yaptı) Lozan Antlaşmasından sonra Osmanlı döneminde elde ettiği bütün hakları kaybederek yalnızca dini bir kuruma dönüştü. Ahali mübadelesinde çok sayıda Rum''un göç etmesiyle cemaati daha da azaldı. Patriğin Türk vatandaşı olması gerekir. Türk hükümetinin tasdiki ile "Sen Sinod" tarafından seçilir. Patrikhane''nin başta Aynaros''taki manastırlar topluluğu olmak üzere Yunanistan''dan bir çok dini merkez üzerinde yargı yetkisi bulunur. Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda''daki Ortodoks başpiskoposluklar ve metropolitlikler ve Finlandiya özerk kilisesi Fener Patriğine bağlıdır. Ortodoksların çoğu Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu içindedir. ABD, Fener Patrikhanesi vasıtasıyla dünya Ortodokslarını kontrolüne almak ve Rusya''yı devre dışı bırakmak istemektedir. Sovyetler Birliği devrildikten sonra Rusya Slav milliyetçiliği ve Ortodoksluk ile yeniden süper güç olmak peşindedir. ABD dünya Ortodokslarının kontrolünü ise Fener Patrikhanesine yani patriğe Ekümenik Statü vermek ile sağlanacağını bilmektedir.

Fener Patriği hiçbir zaman Ekümenik Statüye kavuşmamıştır. (Osmanlı dahil) ayrıca bugünkü Hıristiyanlığın itikadı ve temelleri 325 yılında İznik Konsilinde (Ekümenik Konsili)nde tespit edilmiştir. Ve Hıristiyan dünyasının Ekümenik patrikhaneleri bu konsilde tespit edilmiştir. Apostolic köken aranmıştır. Hıristiyanlık itikadına göre bu konsilde alınan kararları değiştiren Hıristiyanlıktan çıkar. Bu konsilde Ekümenik Statü sadece Roma, İskenderiye ve Antakya''dır. İstanbul 381 yılında patriklik statüsüne çıkarılmıştır ama tarihte hiçbir zaman Ekümenik olmamıştır. Ekümenik olma bir başlangıçtır. Sonra Hıristiyan ülkeler dini ateşe tayin edecekler. Az sonra dinî ataşelerin yanına büyükelçilikler tayini ile siyasi yön alacaktır. Surlar içinde serbest şehir gündeme gelecek ve bundan bir müddet sonra serbest şehir "Devlet" olarak Hıristiyan Batı tarafından tanınacaktır. Böylece Bizans''ın temeli atılmış olacaktır...