ABD dış politikasına "Yahudi Lobisi" hakimdir. Bunun için "Beyaz Saray''a giden yol, Sinagogtan geçer" sözü meşhurdur. Siyonizm ve İsrail menfaatlerine karşı çıkan ABD Başkanı olamaz; varsayalım olsa bile, Kennedy gibi o makamda duramaz. Clinton''ın Dışişleri Bakanı ile birlikte çok sayıda bakanı ve Beyaz Saray''daki müşavirlerin çoğunluğu Yahudi asıllı olduğu halde; İsrail menfaatlerine biraz ters düşen kararları sebebiyle, Monica skandalı ile görevden azil sınırına geldi.
Yahudi lobisi ABD gibi AB ve Rusya''da ve hatta Türkiye''de de güçlüdür. İsrail''i potansiyel düşman olarak karşımıza almak, Türkiye''nin menfaatine ters düşer. Ama son yıllarda Türkiye dış politikası başta olmak üzere elindeki bütün imkanlarını İsrail''in lehinde kullanmıştır. İsrail''in iflas eşiğine gelen savunma sanayiini iflastan Türkiye kurtarmıştır. Seçimi kaybeden Netanyahu, ırkçı ve siyonist bir politika takip etmiştir. Böylelikle Barış Sürecini baltalamıştır. Ayrıca Arap dünyasında İsrail ve onun şahsında ABD''ye karşı muhalefet ve nefreti güçlendirmiştir. Bu sebeple ABD Netanyahu''ya destek vermedi. Hatta ABD, Türkiye-İsrail münasebetlerinin bu derece üst seviyede olmasından tedirgindir. Çünkü bu yakınlaşma iki düşman Esad ile Saddam''ı ve yıllardır düşman olan iki ülke, İran ile S. Arabistan''ı birbirine yakınlaştırmıştır. İsrail''in yeni başbakanı Ehud Barak''ın da Netanyahu iktidarında olduğu gibi aşırı Türk-İsrail yakınlaşmasını ilerletmek yerine normal sınırlar içine çekerek ilk önce Suriye ve bilahare Filistin, Lübnan, Mısır, Ürdün ve diğer Arap ülkeleriyle işbirliğini geliştirmesi beklenmektedir. Clinton hükümeti de Barış Sürecinin devamı için Suriye, Filistin, Lübnan başta olmak üzere Arap ülkeleri ile normal ölçüler içinde İsrail''in işbirliğini istemektedir. Balkanlarda, Kafkaslarda, Orta Asya''da olduğu gibi yanlış politikamızın acı meyvesini yakında göreceğiz. Her zaman olduğu gibi Ortadoğu''da da kaybeden Türkiye olacaktır. Bununla birlikte Türkiye sanal tehlikelerle oyalanmayı bırakıp; milli hedeflerini, milli stratejisini ve (kısa-orta-uzun) vadeli dış politikasını tespit etmedikçe hüsrana uğramaya mahkûmdur.
Cengiz Çandar''ın Sabah Gazetesinde 17 Temmuz 1999 tarihli "Stratejik Düşünceler" başlıklı yazısı, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''in son İsrail gezisi ile ilgilidir. Bu yazısını devleti idare edenlerin muhakkak okumasını ve ders almasını tavsiye ederim. Cengiz Çandar yazısında: "...Bölgede sadece İsrail yaşamıyor, Ortadoğu''ya daha geniş perspektifle bakmayan tavrın, maliyeti zamanla çıkar. Bu yüzden bizim yetkililerin İsrail basınındaki haberlere göre (İsrail''in Suriye ile barış yapması bizim çok işimize gelir. Hatta ilerde Suriye ve Irak''ı da aramıza dahil eder, dörtlü ittifak bile kurabiliriz) diye konuşmaları, cehaletten kaynaklanmıyorsa
boş hayallerin dile gelişinden başka bir şey değildir. İşin en ironik tarafı, Türkiye''nin Araplar nezdinde itibarını yeniden toparlayabilmesi için İsrail''e ihtiyacı olacak. İsrail''in şu vadede Araplar nezdindeki (kredisi) Türkiye''den daha güçlü... Böylece Türkiye, bölgede inisiyatifi İsrail''e teslim etmek zorunda. Türkiye''nin bazı bakımlardan güçlü bir ülke olduğu ve bölge gücü gibi algılandığı doğal ama bu bir (imparatorluk mirasçısı olmanın gücü)nden ziyade irikıyım ve belinden saldırması, yakası bağrı açık dolaşan mahallenin efesinin gücünü hatırlatan bir güç... Hele birçoklarının (haklı olarak) arzuladıkları İran''daki baskı rejimi libarelleşir, İran (derin devleti) çökerse o zaman (stratejik hesaplar) karışacak. Amerikan-İran ilişkilerinin normalleşmesiyle Türkiye''nin (enerji koridoru) olması rüyaları bile suya düşebilir..."
Türkiye maalesef Arap dünyasını ve Ortadoğu''daki İslam ülkelerini gücendirecek şekilde, İsrail ile çok ileri safhada işbirliği yaptı. ABD''nin baskısı ile Barak iktidarı Suriye ve diğer Arap ülkeleriyle ikili münasebetlerini normal seyrine koyarsa, Netanyahu devrinde kurulan Türkiye-İsrail ekseni İsrail lehine dönecek ve tahterevallinin havada kalanı Türkiye olacak, İsrail''in bu tahterevalliye tepkisi ile Türkiye ve Ortadoğu politikası tepetaklak olacaktır.

