Kaydet
a- | +A

Türkiye''nin Marmara Bölgesinde 20. asrın en büyük felaketi olan 17 Ağustos Depremi ile kısa bir müddet sonra Atina''da vuku bulan deprem 1820''den bu yana Yunan politikacılarının ördüğü Türk ve Türkiye düşmanlığı "duvarı"nı da yıkmıştır. Yunan politikacılarının şu günlerde sarf ettikleri sözlere asla aldanmayınız. Ama bunun yanında Yunan halkının sözleri samimidir ve politikacılarının hışmından çekinmemiş olsalar, içlerindeki samimiyeti çok daha geniş şekilde açığa çıkarırlardı. Politikacıların sözleri sahte ama Yunan halkınınki, içtendir. Elbette Yunan halkı içinde de fanatik Türk ve Türkiye düşmanları vardır. Ama çoğunluk düşmanlığa karşıdırlar.

Unutulmasın ki Yunanistan''daki 3 Yunanlıdan birinin "baba ocağı" yani dede ya da ninesi Anadolu doğumludur. Bunların aslı 1071 öncesi Anadolu''ya gelmiş Türk kavim ve boylarının Doğu Roma''nın baskısı ile Hıristiyanlaştırılmış nesilleridir. Esasen bunların 1922''de Yunanistan''a gönderilmesi hata idi; İstanbul Rumlarının gönderilmesi gerekirdi. Ama Megalo İdea''nın 10 maddesinden biri İstanbul''da Bizansın yeniden kurulması olduğundan Patrikhane ve Rumlara dokunulmadı. 17 Ağustos depremi sıradan bir deprem ve felaket değildir. Türk sanayi tesislerinin üçte birini yerle bir eden, 20 milyon insanı strese sokan, ilan edilen ölü sayısının çok üstünde ölüme sebep olan bu deprem, bölgenin 5 bin yıllık bilinen tarihinde en büyük felaketidir. Böyle acı bir günde, ihtilaflı olduğumuz İran, Irak, Suriye, Yunanistan ve Ermenistan''ın yardıma koşmaları her türlü takdirin üstündedir. Yarınlar için ümit ışığıdır. Türkiye''nin komşuları olan bu ülkelerde paylaşamayacağı hiçbir şey yoktur. Bu ülkelerin toprağında gözümüz yoktur. Yardıma ilk koşan İran olduğu halde ve yapmış olduğu büyük yardım medyadan gizlendi. Irak için de aynı şey yapıldı. Acı günler ve felaketler hangi milletten ve dinden olursa olsun, insanların içindeki düşmanlıkları siler ve birbirlerine yakınlaştırır. Son günlerini yaşadığımız 20. asırda savaşlar, ideoloji, içsavaşlar ve doktrinler yüzünden insanlar çok çile çektiler ve yüzmilyonlarca insan öldü ve yine yüzmilyonlarca insan sakat kalmakla beraber açlık ve sefalet çektiler. Bütün bunlar az sayıda politikacılar ve emperyalist güçlerin doymak bilmeyen ihtiraslarıdır. 21. asır demokrasi, insan hakları ve manevi inanç asrı olacaktır. Bu yaşlı ve yıpranmış dünyanın üzerinde eziklik içinde yaşayan, yorgun, bezmiş insanlar artık doktrin ve savaş istemiyorlar. Huzur içinde, insan haklarına sahip ve karınları tok yaşamak istiyorlar. Yeni Dünya Düzeninin, dünya servetini bir kaç kişinin elinde bulunduran sömürü sisteminin emrinde olduğunu biliyorlar. Ancak barışın onlara mutlulukla birlikte iyi günler getireceğine inanıyorlar. Marmara Bölgesi, Atina, Tayvan deprem bölgesinde gördük ve yaşadık. Millet ve din ayrımı yapmadan enkaz altında kalan insanları kurtarmak için canlarını tehlikeye atmaktan çekinmeyen her milletten insanların fedakarca gayretlerine şahit olduk. Düşman bilinen insanlar kucaklaştılar.

Yunanlı politikacıların ve Ortodoks kilisesinin yaklaşık 2 asırdır Türk ve Yunan insanının arasına ördükleri duvar nihayet Marmara Bölgesi ve Atina depremi ile yıkıldı. Ege''nin iki sahilindeki insanlar birbirlerine kavuştular ve kucaklaştılar. Daha doğrusu tanıştılar. Bu, önemli bir dönüm noktasıdır. Deprem hadisesi Yunanistan''ı Türkiye''nin karşısında sahneye yepyeni bir yüzle çıkardı. Gerçeği söylemek gerekirse Yunanistan''ın depremzedelere ilgisi Türk insanının gözlerini yaşarttı. Bugüne kadar Yunan diplomatik misyonların (elçiler ve konsolosluk) önüne kara çelenkler koyanlar, depremden sonra güller ve karanfillerle süslenmiş buketleriyle buraları doldurdular. Türk insanı ve medyası geçmişi bir anda silip attı. Atina''nın PKK ile ilişkilerini bile unuttu. Müşterek konserler hazırladı. Yunan Hükümeti Türk-Yunan halklarının yakınlaşmasından rahatsızdır. Başbakan Simits ve Dışişleri Bakanı Papandreu''nun şu mesajı: "Türkiye''ye yapılan yardımın insani bir yardım olduğunu ve bunu felakete uğramış hangi ülke olursa olsun yapmalarının politikaları gereği olduğunu" ilan etmeleri Türkiye''yi sıradan bir ülke sayması Türk ve Yunan halkında düş kırıklığı yapmıştır.