Yunan halkının samimiyetine (çok azı dışında) inanmak gerekir. Ama politikacılarının sözlerine, şovlarına asla aldanmayınız. Yunanistan''ın Megalo İdeası''nın kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri vardır. Yunanistan bağımsız olduğu 1830''dan bu yana devamlı Osmanlı ve Türkiye aleyhine genişlemiştir. Yunan devletini kuran İngiltere, Fransa ve Rusya bu devleti Türk Düşmanlığı-Ortodoks Emperyalizmi-Megalo İdea temeli üzerine kurmuştur. Avrupalı tarihçilerin eserlerine göre, bugünkü Yunanlıların damarlarında bir damla bile Yunan kanı yoktur. Büyük kısmı eski Türk kavimleri, Arnavut Slav, Makedon, Ulah başta olmak üzere 13 Ortodoks etnik gruba Fener Patrikhanesi ve Avrupa medyasının telkini ile Yunanlılık şuuru aşılanmış topluluktur. Yine Avrupalı tarihçilere göre Yunanistan''ı bu üç devlet (İngiltere-Fransa-Rusya) Osmanlıyı Balkanlardan ve Ege''den atmak gayesiyle yapay (suni) sanal bir devlet olarak kurmuşlardır.
Yunanistan devlet olarak Türk ve Türkiye düşmanlığından vazgeçerse kendi temelini yıkar ve yıkılır. Halk Türk düşmanlığının bırakılmasını istemektedir ama politikacıları ise Türk tehdidi yalanı ile iktidar olmaktadır. Yunan halkı iki ülke arasında barış ve karşılıklı güven isterken; politikacılar kısa vadede Türk askerinin Kıbrıs''tan çekilmesi, Kıbrıs konusunda Kıbrıslı Türklerin taviz vermesi, Kıbrıslı Rumların AB''ye girmesine rıza gösterilmesi, Ege''de karasularının 12 mil olması ve Ege''nin Yunanistan''ın bir iç denizi olması ve İstanbul''dan İzmir''e gidecek Türk gemilerinin Yunanistan''dan vize alması, Öcalan''ın asılmaması, PKK''nın siyasal kimlik alması ve orta vadede Kürt Devletinin kurulması, Türkiye''nin AB kapısında bekletilmesi ve uzun vadede İstanbul''da Bizans''ın, Trabzon ve civarında Pontus Devletinin kurulması ve Türkiye''nin İzmir dahil Ege ve Batı Akdeniz''de bazı illerinin ilhakıdır. Sürmene, Maçka ve o civardaki fakir ve zeki gençlere burs verilerek Atina Üniversitesinde çeşitli fakültelerde okutulan, onlara Pontus Rumcası öğretilerek, Pontus şuuru aşılanan Türk çocuğu vardır. (Bu konuda çok geniş bir araştırma yazımı, Batı Trakya Dergisi''nde neşredilmek üzere gönderdim. Herhalde yayınlanmıştır.) Yunan Başbakanı Simitis ile Dışişleri Bakanı Papandreu, ısrarla Türkiye''ye deprem sebebiyle yardım ve ilginin "sıradan" olduğunu "Herhangi bir ülkeye yapabilecekleri insani yardım olduğunu ve Türkiye ile siyasi ilişkilerinin aynen devam edeceğini, Türkiye yola gelinceye kadar VETO''yu sürdüreceklerini..." ilan ettiler. Bülent Ecevit ABD gezisinde Kıbrıs, Ege, Heybeliada Papaz Okulu için taviz vermezse (temennimiz vermemesidir) Yunan politikacıları kaldıkları noktadan Türkiye aleyhine sözlü ve fiili faaliyetlerine yeniden başlayacaklardır. Fakat Yunan halkının bir bütün olarak Türk insanının deprem acısını paylaşması ve yanında yer alması şov değildir. Samimi bir davranıştır. Yunan halkı gibi Yunan medyasında da Türkiye-Yunanistan arasındaki düşmanlığın kaldırılmasını isteyenler vardır. London School Economics''te öğretim görevlisi Prof. Nikos Muzelis''in "To Vima" gazetesinde yayınlanan "Yunanistan, Türkiye ve Veto" başlıklı makalesinde: "Yıllardan beri yazdığım yazılarda her zaman Türkiye''nin, Avrupa Birliği ile olan ilişkilerinde Yunan VETO''sunun yanlış bir strateji olduğunu savunmuştum. Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin düzenli olmasından en fazla yararlanacak olan Yunanistan''dır. Eğer çok önceden Yunanistan, Türkiye''nin AB ile olan ilişkilerinin geliştirilmesinde yardımcı olmuş olsaydı, ne Türk-Yunan ilişkilerinde bir problem olacak. ne de geçimsiz bir üye olarak dünyanın şimşeklerini üzerimizde toplayacaktık. Türkiye ile olan ilişkilerimizde uyumlu davranmamamız bizim AB''den tecrit edilmemize neden oluyor. Ne AB''nin zoru ne de insani nedenler değil, bizim bir an önce VETO''dan vazgeçmemizi gerektiren milli menfaatlerimizdir." Bu görüşe katılıyorum. Ama bunun yanında Yunan politikacıları, ABD, AB ve silah tacirleri Tük-Yunan işbirliğini her çareye başvurarak önlerler.

