Büyükelçi Uluç Özülker, Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı. 1995-98 arasında Ankara''ya tayin edilmeden önce, Brüksel''de Avrupa Birliği nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi olarak da görev yaptı. Galatasaray Lisesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun olan Özülker 1965''te Dışişleri Bakanlığı İktisat Dairesi''nde göreve başladı. İlk yurtdışı görevi Ortak Pazar''daki Türk Temsilciliğindeydi. Merkezde görev aldığında, genelde ekonomik işler dairelerinde çalıştı. 1983-1987 arasında gene Brüksel''de Ortak Pazar''daki temsilcilikte müsteşar ve Daimi Temsilci yardımcısıydı. Aralık başında Helsinki''de yapılan AB toplantılarını, orada alınan kararları ve bunların Kıbrıs ile ilişkilerini yakından izleyen Özülker ile daha ziyade Kıbrıs ile ilgili son durumlar üzerine bir sohbet yaptık. * Kışlalı -Bizim AB ve Kıbrıs ilişkileri konusundaki resmi tavrımız nedir?
Özülker -Bu iki konu arasında bağlantı görmüyoruz. Onun için de bağlantı çabalarını kesinlikle kabul etmeyeceğimizi açıklamıştık. Bu konuda eski politikamızı takip edeceğiz. Bu politika, KKTC''nin varlığı ve devamlılığı üzerine kurulmuştur.
NEW YORK GÖRÜŞMELERİ * Kışlalı -New York görüşmelerinin anlamı nedir?
Özülker -Kıbrıs Rumları''nın eski tutumlarında ısrar etmeleri halinde bir neticeye varılamayacak toplantılar bunlar. Ama Birleşmiş Milletler Barış Gücü''nün KKTC''nin müsaadesiyle çalışabileceği kaydedilmiştir. Ayrıca BM Genel Sekreteri görüşmeler için yaptığı çağrıda "taraflar" ifadesi kullanmakta ortaya yepyeni bir durum; iki tarafın görüşmelere eşit düzeyde katılması durumu çıkmıştır. * Kışlalı -Helsinki''de yayınlanan bildiri bizi tam tatmin etti mi?
Özülker -Bunu söyleyemeyiz. Ama ortada birden fazla taraf var. Görüş var. İstekler var. Neticede bir uzlaşma metni çıkmıştır. Türkiye''nin adaylığı konusunda tereddüt söz konusu olmamıştır. Bakanımızın İsveç''e gitmesinden sonra da zaten buzlar erimişti. Türkiye''nin bütün diğer adaylarla eşit olarak tam üyelik adaylığı kabul edilmiştir. Konunun gerisi AB ile Yunanistan arasında geçmiştir. Kıbrıs ile ilgili hususlar, o paragrafın kabul edilemez hususları var.
ANLAŞMADAN KAÇACAKLAR * Kışlalı -En önemli mahzur nedir?
Özülker -Güney Kıbrıs''ı büsbütün uyuşmaz hale getirmesi. Anlaşmadan kaçacaklardır. * Kışlalı -Kıbrıs ile ilgili olarak ortaya çıkan durum, bizi neden memnun etmedi?
Özülker -Dört ülke; Almanya, İtalya, Fransa ve Belçika, bölünmüş Kıbrıs''ın Avrupa Birliği''ne alınmaması gerektiği konusunda kararlıydılar. Oysa Yunanistan bu durumu değiştirmek istedi. Başbakanları Helsinki''ye herkesten önce geldi. Bu konu için. Çabaları sonunda bu dört ülkenin yaklaşımını değiştirmeye muvaffak oldu. * Kışlalı -Yunanistan AB''den aldığı ödüllerle bizi veto etmedi öyle mi?
Özülker -Kavga, Türkiye ile Yunanistan ya da Türkiye ile AB arasında olmadı. Yunanistan bu konuda AB''den bazı sözler almış olabilir. Yunanistan''ın da seçim arefesinde zorda olması etki yapmış olabilir. Dolayısıyla öyle bir formül bulalım ki; Türkiye bunu reddetmesin, ama Simitis-Papandreu ikilisi de Atina''ya başları eğik dönmesinler. Metinde ilgili tarafların gözönünde tutulacağının ifade edilmiş olması da önemli. * Kışlalı -Bu koşullar altında ne gibi değişiklikler yapıldı daha önce beklenen bildiriden?
Özülker -Mesela Güney Kıbrıs ile yapılan görüşmeler sonunda, AB Konseyi''nin karar vermesi, siyasi konularda, çözüm yolunda yetersiz bir ilerleme olmasına bağlandı. Bu takdirde Kıbrıs''ın üye olmasıyla Kıbrıs ile ilgili siyasi çözümün birbirine olan bağının Konsey kararıyla koparabileceğini işaret ediyor bu ifade.
YUNANİSTAN LEHİNE * Kışlalı -Şimdiye kadar ancak siyasi çözüm bulunduğunda Kıbrıs''ın tam üyeliği söz konusuydu. Yeni ifadeyle Türk tarafı üzerine bir yük getirilmiş oluyor?
Özülker -Evet. Yunanistan lehine açılmış bir kapı. Demoklesin kılıcı tek taraf üzerine çevrilmiş oluyor. * Kışlalı -Bu durumda Kıbrıs konusunda çözüm muhtemel mi?
Özülker -Olabilir mi? Böylesine bir garanti almış olan Güney Kıbrıs neden daha önce bir siyasi çözüme yanaşsın? * Kışlalı -Peki sadece Güney Kıbrıs''ın AB''ye alınmasının neticesi ne olur?
TÜRKİYE TAVRINI AÇIKLADI Özülker -Bunu yaparlarsa Kuzey Kıbrıs''ın da ayrı bir devlet olduğunu resmen kabul etmiş olurlar. Türkiye''nin bu halde tavrının ne olacağı da defalarca açıklanmıştır. Ama bildirideki Kıbrıs paragrafının sonuna eklenen bir bölüm var. Kıbrıs üyelik aşamasına geldiğinde bütün gelişmelerin inceleneceği söyleniyor. Bu rahatlatıcı bir unsur olarak kabul edilebilir. * Kışlalı -AB''de nasıl bir gelişme bekliyorsunuz yakın gelecekte?
Özülker -AB her halükarda 2003''e kadar gelişme sağlayamaz. Karar alma mekanizmalarının yumuşatılması, temsil meselesi, öncelikle tartışılması ve neticeye varılması gereken konular. Yani AB''nin önce çalışabilir hale gelmesi lazım. 15 ülkeyle çalışamayan AB, şimdi 28 olunca nasıl çalışacak? Önlemler alınması, kararlar alınması gerek. Ciddi adımlar en erken kanımca 2004''ten önce atılamaz. * Kışlalı -Yayımlanan bildiride Avrupa Konseyi, özellikle katılım sürecine etkisi bağlamında ve sorunların Uluslararası Adalet Divanı yoluyla çözümünü teşvik etmek için, ciddi anlaşmazlıklarla ilgili durumu en geç 2004 sonuna kadar gözden geçirir denilmesi Türkiye''yi baskıdan kurtarmış mıdır?
Özülker -Gerekli temasların yapılmasına imkan vermiştir. * Kışlalı -Avrupa Birliği dönem başkanı Finlandiya Başbakanı Paavo Lipponen''in, Helsinki-Ankara ilişkilerinde meydana getirilen gerginliği çözmek için getirdiği mektuptaki anlaşmazlıkların Lahey Adalet Divanı''nda çözümlenmesi konusunda 2004 yılından söz etmesi, açıklaması ne sağlamıştır? Özülker -Orada da belirtildiği gibi bu sorunların Lahey Adalet Divanı''nda çözülmesi için sınır değildir. Bu sadece Avrupa Birliği Konseyi''nin o tarihten sonra konuyu incelemeye başlayacağının ifadesidir.

