Polat Gürkan kimdir ? Polat Gürkan, 1944''te Ankara''da doğdu. Ankara Koleji''nin ardından, 1966''da ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümünü bitirdi. ABD''deki İllinois Üniversitesi''nde doktora yaptı. 1971''de öğretim üyesi olarak ODTÜ''ye döndü. Askerlikten sonra 1977''de doçent oldu. İki yıl araştırmacı öğretim üyesi olarak gittiği Kaliforniya Üniversitesi Berkeley''den 1979''da döndü. 1982''ye kadar deprem mühendisliği alanındaki çalışmalara devam etti. O yıllardaki düzenleme gereği 1982''de profesör olup Hacettepe Üniversitesi''ne gitti. Mühendislik Fakültesi''ne dört yıl Dekanlık yaptı. Sanayi alanında iki yıl izinli olarak İsviçre''de araştırma-çalışma yaptı. 1988''de döndü. 1995''te Perdue Üniversitesi''ne bir yıl için gitti. Uluslararası Deprem Mühendisliği Birliği İcra Kurulu Üyesi Prof. Dr. Polat Gürkan, (Birliğin 40 kadar üyesi var) 30 senedir deprem mühendisliğinin muhtelif alanında çalışıyor. Halen Ortadoğu Teknik Üniversitesi''ndeki Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi''nin başkanıolan Gürkan, Türkiye''nin son deprem bölgeleri haritasının başlıca hazırlayıcılarından biri.
Deprem felaketinde, Gölcük''teki sarsıntının şiddetinin 9-10 olduğunu belirten Prof. Dr. Polat Gürkan, "Artan mesafelerde şiddet azalır. Ama enerjisi aynı kalır" dedi. Türkiye''deki yapıların çağa uydurulması gerektiğini söyleyen Gürkan, "Eğer toplum olarak bundan sonra binaları yaparken şartlara uymayı gerçekleştirirsek bu kayıpları şimdikinin 10''da 20''de hatta 50''de birine düşürürüz. Bize 50-75 yıl arasında bir nefes alma süreci gerekir. Tabiat bunu verebilir ama ders almamız gerek. Kat ekleme hastalığından da kurtulmalıyız" diye konuştu.
Ortadoğu Teknik Üniversitesi Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Polat Gürkan ile deprem üzerine konuştuk.
- Kışlalı -Deprem dolayısıyla o kadar çok kişi konuşuyor ki. Bir de "Ben söylemiştim" diyenler var. Kim ciddiye alınmalı sizce?
Gürkan -Haklısınız. Çok konuşan var. "Ben söylemiştim" diyenleri ciddiye almıyorum. Ama bazı meslektaşlar var. Naci Toksöz gibi. Jeofizik dalında MİT''ten dünyaca meşhur uzmanlarla da çalışmıştır. İzmit depreminin olabileceğine dair geçen yıl uluslararası bir yayın organında çıkan makalesi tabii bilimsel değer taşıyan bir tahmindir. - Kışlalı -Makalede ne deniyordu?
Gürkan -US Geological Survey''den başka jeologla beraber, 1939''dan itibaren Kuzey Anadolu fay hattı üzerindeki depremleri gözden geçiriyorlar. Jeologların baktıkları başka kriterler de vardır. Muhtelif ölçümler, uzay fotoğraflarının değerlendirilmesi gibi birçok hususu değerlendirerek makalelerinde "İzmit ve yöresinde önümüzdeki 30 yıl içinde 6.8''den büyük bir deprem olma ihtimali yüzde 12''dir" diyorlar. Erzincan batısındaki kesimde ise, aynı büyüklükteki depremin meydana gelme ihtimali yüzde 15 diyorlar. Böylesine gerçeklere dayandırılmış tahminlere şapka çıkarılır. Doğrudur.
- Kışlalı -Deprem ile ilgili olarak sizce kimler konuşmalı?
Gürkan -Herkesin bildiği bir konu vardır. Herkes kendi bildiği alanda konuşmalı. 17 Ağustos''tan itibaren ordu halinde medyaya çıkılıyor.
- Kışlalı -Hazırladığınız deprem haritasında İzmit''in yeri neresi?
Gürkan -Bu haritada da, daha öncekilerde de İzmit daima birinci derecede deprem bölgesinde olmuştur.
SİSTEM BOZUK - Kışlalı -Şimdi nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?
Gürkan -Bir yıldır İmar Kanunu ve ona bağlı yönetmelikler üzerinde çalışıyoruz. Doğal afetlere karşı dayanıklılık sağlayıcı tedbirler içeren bir çalışma yapıyoruz. Yıkıntıların, kayıpların en başta gelen sebeplerinden biri mevzuatımızdaki eksikliklerdir. Sistem bozuk. İmar Kanunu''nu Bakanlık çıkarıyor ama uygulamasını belediyeler yapıyor. Burada büyük yanlışlık var. Ama eskiye dönüş, yetkiyi Bakanlığa vermek de olmaz. Yetkiler dengelenmeli.
- Kışlalı -Bugünkü durum nedir?
Gürkan -1985 tarihli bir yasa var. Afetler bakımından eksik. Nasıl uygulanacak? Türkiye''de üç bin belediye var. Geçerli olan belediye meclis kararları. Uygulanan inşaat projeleri ve bunların kontrolü mümkün değil. Yeterli personel yok hiçbirinde. Sorumluluk projeyi yapandadır. Mühendislerin kalitesinde de küçük kentlere doğru gidildiğinde düşme olur. Eksiklikler görürsünüz.
- Kışlalı -Yönetmeliklerin tam uygulanmadığı görülüyor?
Gürkan -Deprem bölgelerinde mühendislerin yasada öngörülenin ötesinde de tedbir alınmalı. Yönetmelik sadece asgari şartları ister. Ama iyi mühendis ötesini de düşünmeli. Oysa müteahhitler nezdinde en makbul mühendis örneği az demir kullanandır. Türkiye''nin şartları böyle.
- Kışlalı -Bugüne kadar olan depremlerde bunlar söylendi mi? Binalar aynı!
Gürkan -Evet. Aynen söylendi. Ama bunlar kabul etmek istemediğimiz Türkiye gerçekleri. 1944''te şiddetli bir depreme uğrayan Gerede''ye gittik. Orası vuku bulmayı bekleyen bir faciadır. Yapı kalitesi açısından. Bütün Anadolu özensiz yapılarla dolu. Ankara''daki Demetevler semti eğer Kızılcahamam''da olsa, böyle bir depremde ortaya çıkacak kayıpları tahayyül dahi etmek istemem.
GÖLCÜK''TEKİ SARSINTI - Kışlalı -Son depremin merkezi neresiydi? Çeşitli görüşler var.
Gürkan -Kanımca Gölcük''teki şiddet 9-10 arasındaydı. Gebze''de 7 olabilir. İstanbul''daki şiddet 6 olmalı. Uşak''ta 5''tir. Ankara''da 4.5 veya 5''tir. Artan mesafelerde şiddet azalır. Ama enerjisi aynı kalır.
- Kışlalı -Son depremi genelde nasıl yorumluyorsunuz? Nasıl görüyorsunuz?
Gürkan -Türkiye''nin 50-75 yıl arasında yenilenen yapı stoku çağa uydurulmalı. Büyük şehirlerde 30 yılda bir bile binalar yıkılıp yeniden yapılıyor. Eğer toplum olarak bundan sonra binaları yaparken şartlara uymayı gerçekleştirirsek bu kayıpları şimdikinin 10''da 20''de 50''de birine düşürürüz. Bize 50-75 yıl arasında bir nefes alma süreci gerekir. Tabiat bunu verebilir ama ders almamız gerek. Kat ekleme hastalığından da kurtulmalıyız.
- Kışlalı -Köylerde durum nedir? Bu depremde oradan haber yansımadı?
Gürkan -Evet. Ben de merak ediyorum. Bütün kayıpların kentlerde olmaması gerekir. Oradaki durumu bilemiyorum. Ama gidip göreceğim.
- Kışlalı -Türkiye''de sizin konu alanınızda kaç bilim adamı var?
Gürkan -Fazla değildir. Deprem mühendisliği alanı. 1997''de yapılan bir toplantıda 350 kadar kayıt olan vardı. Hepsi üniversitelerde değil. Özel sektörden, devlet dairelerinden geliyorlar. Üniversitelerin bir kısmında Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezleri var. Burada olduğu gibi. İnşaat Mühendisliği bölümünün yapı dalında bu konularda uzmanlaşmış kimseler de var. Türkiye Deprem Mühendisliği Milli Komitesi içinde birleşme var. Türkiye''yi yurtdışındaki benzer kuruluşlar nezdinde temsil eder.
- Kışlalı -Yani Türkiye''de birleşmiş bir merkez yok bu konuda? Sizler eğitim veriyorsunuz? Netice alındığını düşünüyor musunuz?
Gürkan -Kamu hizmeti de var. Eğitim de... Netice konusunda durum ortada. Alınsaydı böyle şeyler olmazdı. Ekonomik gerçekler de var. Durumu güçleştiren.
- Kışlalı -Deprem İstanbul''da olsaydı ne olurdu? Bu soruyu 1992''de burada Prof. Uğur Ersoy''a sormuştum. Cevabı çok karamsardı. Siz ne dersiniz?
Gürkan -Tabii İstanbul''da böylesine şiddetli depremin olması halinde iyimser olmamızı gerektirecek hiçbir veri yok. Gösterge yok. Çok karamsar olabilirsiniz.
- Kışlalı -Bölgeyi gezdiğinizde önemli tespitleriniz oldu mu?
Gürkan -Fayı Sapanca Gölü''nden Değirmendere''ye kadar takip ettim. Otosan fabrikasının tam ortasından geçiyor. Bitmiş bir binanın içine girdik. Fay üzerine yerleştirilmiş sanayi tesisi. Görülmüş şey değil. Herhalde durumu bilmiyorlar. Bilseler yaparlar mı? Yapılan bir brifingte orası için jeoloji raporu almadıklarını öğrendim. Oysa böyle bir etüt kendilerine diyelim ki 10 bin dolara mal olurdu. Fayın iki tarafından 30''ar metrelik emniyet alanı bırakılsa sorun büyük çapta hallolordu. Jeologlar baktıklarında arazinin şeklinden fayın nerede olduğunu saptayabilecek uzmanlardır.
- Kışlalı -Fay üzerinde inşaat mümkün değil mi? Tedbir alınamaz mı?
Gürkan -Fay üzerinde tedbir alamazsınız. Gölcük deprem merkezinde kayma 2.5 metre. Böyle bir duruma hiçbir mühendislik yapısı dayanamaz. Uzakta yapmalı. Dediğim gibi ABD''de aktif haritalanmış, deprem doğuran fayların her iki tarafına 30''ar metrede bina yaptırmazlar.
- Kışlalı -Gölcük Askeri Tesisleri''nin durumu da kritik değil mi?
Gürkan -Gölcük Donanma Üssü fayın tam üzerinde. Barbaros Orduevi ki orada amiraller kalıyor, onun tam ortasından geçiyor. Bıçak gibi kesmiş. Oradan şehrin içine dalıyor. Binaların içinden geçmiş. Orada bir daha aynı tür tesis kurulması söz konusu olamaz. Donanmanın beyninin olduğu yerde bir fayın varlığı söz konusu olamaz.
- Kışlalı -Sizin yaptığınız türden araştırmaları, kendileriyle ilgili olarak, askerler de yapıyor mu? Tuzla''ya nakledileceği söyleniyor. Orası emniyetli mi?
Gürkan -Hayır. Askerler de uzmanların gösterdikleri emniyetli yerlerde tesislerini kurmak durumundadırlar. Bizim gibi uzmanlara ayrıca sahip olmalarına da gerek yok. Biz buradayız. Gölcük tesisinin kuruluşu ne kadar geriye gider bilmem. Osmanlı devrinde mi başlamıştır bilemem. Tuzla''da aktif fay yok ama orası da deprem bölgesi. Tabii Gölcük gibi değil. Orada donanmanın komuta kontrol sistemleri olmak gerekir. Savaş halinde gemiler burada tamir edilecek. Sadece binalar değil tesisler de gitmiş. Kullanılmaz hale gelmiş.
SİGORTA VE KONUTLAR - Kışlalı -Orada özel bir inceleme durumu var mı? Olsa herhalde sizin haberiniz olacak?
Gürkan -Bilmiyorum. Herhalde oranın ilerideki kullanılabilirliği açısından bir değerlendirme yapmışlardır. Ama uzman olmaya gerek yok. Gölcük mümkün değil. Apaçık görülüyor durum.
- Kışlalı -Bütün bu olaylardan sonra ümidiniz var mı?
Gürkan -Her musibetten bir nasihat çıkar mı acaba? Yoksa gene unutur gider miyiz? Bize verilen görevi iyi kötü şu kanun taslaklarını hazırlayarak yerine getirdiğimiz kanaatindeyim.
- Kışlalı -Deprem sigortası bir işe yarar mı? Gürkan -Şu anda bunun uygulanması hayaldir. Sigorta iki taraf arasındaki bahistir. Prim ödenir. Başa bir şey gelmezse prim sigortacının olur. Gelirse zararınızı tazmin etmesi gerekir. Sigorta yapılması için o şeyin sigorta edilebilir olması gerek. Ölmek üzere olan hastaya sağlık sigortası yapılır mı? Sigortalar Türkiye konutlarını sigorta edecek mali kaynağa sahip mi?

