Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, cezaevlerinde yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi: Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, 1935''te Trabzon''un Of ilçesinde doğdu. İlk, orta ve liseyi sırasıyla Of, Bafra ve İstanbul''da okudu. 1958''de İstanbul Hukuk Fakültesi''nden mezun oldu. Doktorasını Almanya''da Köln Üniversitesi''nde 1964''te tamamladı. Ankara Hukuk Fakültesi''nde, Ticaret Hukuku Kürsüsüne asistan oldu. 1977''de doçent, 1988''de profesör oldu. 1995''e kadar aynı yerde öğretim üyesiydi. 1995''te DSP''den Trabzon Milletvekili seçildi. 55. Hükümet''te insan haklarından sorumlu Devlet Bakanıydı. 56. Hükümet''te ise Milli Savunma Bakanı oldu. 57. Hükümet''te Adalet Bakanlığı''na geçti. Görevi, cezaevlerindeki isyanların başlamasıyla ağırlaştı. Prof. Türk bir yandan sorunların daha ağırlaşıp can kayıplarının olmaması, diğer yandan da mahkumların yasal olmayan isteklerinin reddedilmesi için çaba gösterdi. Kendisiyle daha ziyade bu konularda bir sohbet yaptık. Kışlalı -Hukuk Fakültesi''nden geliyorsunuz. Adalet Bakanlığı herhalde birikiminize uygun bir görev oluyor? Türk -Adalet Bakanlığı çok önemli bir bakanlık. 1920''lerde Mahmut Esad Bozkurt, devrim içeriğinde yasalar yaptı. Şimdi aradan geçen bu kadar yıl sonra eskiyen hükümlerin yerine yenilerini hazırlamak da bizim görevimiz. Zaten bu bakanlıkta yasa çalışmaları hiç durmamış. 1950''lerden beri çalışmalar var. Bunları sonuçlandırabilirsem benim için en büyük hizmet olur. MİLİTAN YETİŞTİRİLİYOR Kışlalı -Cezaevleri, sanıyorum görevinizin başında sizin için en büyük sorun oldu? Türk -Yasama çalışmaları dışında, ceza infaz kurumlarının da bizim bakanlıkta olması önemli. Bugün 561 cezaevinde 70 bin hükümlü ve tutuklu var. Tüm cezaevlerimizin kapasitesi ise 73 bin. cezaevlerinin en büyük sorunlarının başında koğuş sistemi geliyor. Bunlar çok kalabalık. Örgütlü suçlar ve terör suçları burada örgütlerinin disiplinini sürdürüyor. Buralarda militan yetiştiriliyor. Kışlalı -Bunu yıllardır yetkililer söylüyorlar. Hatırlıyorum Olağanüstü Hal Bölge Valisi Hayri Kozakçıoğlu Diyarbakır''dayken sorunu hep gündeme getirmişti. Türk -Buraya sempatizan olarak gelenler militan olarak çıkıyorlar. Koğuşların mutlaka küçültülmesi 1 ile 3 kişiliğe çevrilmesi gerek. Buna "hücre sistemi" diyerek, konuyu insan hakları ihlali çerçevesine sokmaya çalışanlar var. Bence yeni düzene "oda sistemi" demek gerekiyor. Hücre itibar kırıcı olarak kullanılıyor. "F tipi" cezaevi diyoruz bunlara. Bu sistemin, ne iddia edildiği gibi sosyal ilişkileri zayıflattığı, ne de insan haklarına aykırı olduğu doğru. Bizim yapmak istediğimiz, ilk adımlarını attığımız sistem uluslararası standartlara tamamen uygun. ESKİŞEHİR ÖRNEĞİ Kışlalı -Eskiden böyle bir cezaevi vardı. Eskişehir''de ama kapatıldı. Şimdi ne kadar yanlış olduğu anlaşıldı herhalde bu kararın? Türk -Biz Eskişehir''i örnek alan girişimlerde bulunduk. Eskişehir''de odaların küçük olduğu iddia edildi. Hiç öyle değil. Bugün faaliyette yüksek güvenlikli cezaevi durumunda Eskişehir. Eğer Eskişehir tipi cezaevleri yapım ve uygulaması sürseydi, bu günlerde verilmek zorunda kalınan ödünler verilmezdi. 1999 içinde 6 tane F tipi cezaevi ihalesi yapıldı. Bu yıl mayıs ayında teslim edilecekler. 5 tanesinin de ihalesi gerçekleştirildi. Bu sistemin mutlaka yaygınlaştırılması gerekiyor. Kışlalı -Bu büyük cezaevlerinin kapasitesi nedir? Türk -3 bin kişilik cezaevleri var. Oysa kapasite 500 kişiyi geçmemeli. Biz bölge cezaevleri konusuna da eğildik. Bunlar da yapılmalı. Ama her yerde cezaevi yapmak için yer bulamıyoruz. Mesela İstanbul''da yok. Bir de vatandaş, çevrelerine cezaevi yapılmasını da istemiyor. Kışlalı -Bu sözünü ettiğiniz yeni tiplerde odalar kaç kişilik? Türk -Bir F tipi cezaevinde 373 kişi kalıyor. 60 adet tek kişilik oda var. Gerisi üçer kişilik odalar. Bunlar yapıldığında artık cezaevlerinde örgüt disiplini kalmayacak. SORUN ÇOK Kışlalı -Cezaevi güvenliği iç rahatlatıcı durumda değil? Türk- Cezaevlerinde sorun çok. Personel de yetersiz. Onların da eğitimlerini geliştirmeye çalışıyoruz. Bir de iç ve dış güvenliğin ayrı örgütlerce üstlenilmesinden sorun çıkıyor. İçte Adalet Bakanlığı''na bağlı personel, dış güvenlikten ise Jandarma Genel Komutanlığı personeli sorumlu. Bunların birleştirilerek bir Adli Kolluk kurumu oluşturulmasına çalışılıyor. Kışlalı -Asıl sorun cezaevlerinde çıkan isyanlardan dolayı devletin itibarının zedelenmesinde! Disiplin yok. Devlet de aciz görünüyor isyanları bastırmakta. Türk -Burada basın çok haksızlık yapıyor. Örgütlü suç mensupları cezaevlerini, gardiyanları rehin alarak, kontrol altına alıyorlar. Açlık grevleri de yapılıyor. Böylece insan hayatı tehlikeye girince, sorunları müzakere yoluyla çözmek durumu ortaya çıkıyor. Bu durumlarda öne sürülen mahkum isteklerinden yasalara aykırı olanlar asla kabul edilmiyor. Ama insan hayatını kurtarma düşüncesi bazı isteklerin kabulünü doğuruyor. Yoksa Hükümet-mahkum pazarlığı değil yapılan. Arşivleri kontrol edin eskiden de böyle uzlaşmalar olmuş. SON OLAYLAR Kışlalı -Son ayaklanmalardan birinde cezaevine silahsız jandarma girince devletin, askerin itibarı çok kötü yara aldı. Bu askerlerin başındaki binbaşı bıçakla yaralandı? Türk -Bakınız; cezaevlerinin sivil personeli içteki duruma hakim olamayınca, gerektiğinde jandarma giriyor. Müdahale ediyor. Onlar içeriye emir-komuta zinciriyle hareket ederek giriyorlar. Ne yapacakları, nasıl yapacakları onların kendi sistemleriyle düzenleniyor. Adalet Bakanlığı''nın buna müdahalesi olmuyor. Rolü olmuyor. Metris''teki olaya jandarma silahsız girmiştir. Kapılar kapatıldı. Ama olay çıkaranlar oradan nakledildiler. Operasyon o içeri giren birliğin komutanınca yönetildi. Kışlalı -Neden silahsız girdiler? Türk -Ulucanlar''dakine benzer bir durum oluşturulmaması can kaybından kaçınılması dolayısıyla jandarma silahsız girdi. Sorun çözümlendi ama buna "utanç verici anlaşma" dendi. Kışlalı -Mahkumların haklı bulunan isteklerini önceden saptamanın, sorunları isyansız çözümlemenin bir yolu yok mu? Neden bunlar üstüste geldi? Türk -Af Yasası çıksaydı, bunlar olmazdı. Af beklentisinin oluşturduğu gerginlik ile af çıkmadığından dolayı cezaevlerinin dolu kalması da rol oynadı. Cezaevlerimiz aslında oraya girenlerin ıslahı içindir ama bugünkü durumda bu nitelik kaybolmuş. Sempatizan giren militan çıkıyor. Kışlalı -Cezaevleri yolgeçen hanı gibi içerde herşey bulunuyor? Türk -Sebep çok. Mesela yemek konusu. Devletin verdiği tahsisat yetmeyince bazı cezaevlerinde hükümlü ve tutuklulara yemek pişirme olanağı tanınıyor. Onunla birlikte içeri bazı şeyler girebiliyor. Bunlardan bir kısmı silaha dönüşüyor. Adalet Bakanlığı genel bütçeden çok küçük pay alıyor. Herşeye yetmiyor. Kışlalı -Durum nasıl düzelecek? Türk -Çok çalışmamız var. Personelin eğitimi, uygun binaların sağlanması, dış ve iç güvenlik sisteminin birleştirilmesi hep bu iyileştirme projesi parçaları. Devlet güçlerinin olaylar karşısında aciz duruma düşmemesi esas. Ama öyle de gösterilmemeli. Not: Geçen pazar günü yayınlanan "Haftanın Sohbeti" yazısında, yanlışlıkla Büyükelçi Uluç Özülker yerine Prof. Tamer Timur''un fotoğrafı yayınlanmıştır. Düzeltir özür dileriz.

