Kışlalı:Geçen dönem Devlet Bakanlığı adedi az olduğundan üzerinizde çok görev vardı. Şimdi bunlardan çoğunu sayısı artan devlet bakanlıklarına devrettiniz? Gürel:Evet. Gümrükler, Denizcilik, İnsan Hakları, Türk Cumhuriyetleri, Kıbrıs, Devlet Personel ve başkaları. Çok ağır yükler vardı. Toplu sözleşmeler de üzerimdeydi. Büyük çoğunluğu gitti. Kışlalı:Avrupa Birliği ile ilişkiler yer aldığınız son iki hükümet sırasında sizin görevleriniz arasındaydı. Bu konuyu nereden aldınız? Nereye getirdiniz? Gürel:Görevi Temmuz 1997''de aldım. Lüksemburg doruğuna gidildi. Orada bizimle alınan kararı yorumladık ve ertesinde artık AB ile ilişkilerimizi nasıl götüreceğimize ilişkin bir karar aldık. Kışlalı: Kısaca ne demiştik? Gürel:Türkiye orada ayrımcı bir yaklaşımla değerlendirilmişti. AB bize karşı yükümlülüklerinden çoğunu yerine getirmemişti. Kıbrıs gibi bazı konulardaki abartılı değerlendirmeleri kabul etmedik. Çok yönlü siyasal sorunları da ele almayacaktık. Bunların başında Kıbrıs ve Türk-Yunan ilişkileri geliyordu. Siyasi şartlar öne sürülmüştü. Bunlar değişmeden ilişkilerimizde çok yönlü diyalog olamayacağını söyledik. Kararımızdan sapmadık. Kışlalı:AB''nin vecibeleriyle ilgili bir çalışmanız da olmuştu? Gürel:AB konusunda koordinasyondan sorumlu olarak bütün kurumlar ve bakanlıklar arasında uyumu sağlamaya da çalıştım. Siyasi ilişkilerimiz sınırlandı. Ama AP ile 1963 Ortaklık Anlaşması ve Gümrük Birliği ile ilgili teknik çalışmalar devam edip düzenlenmeliydi. Bunun için AB üstüne düşen temel yükümlülükleri yerine getirmeliydi. Benim yapıp yayımladığım çalışma odur. GELİŞME YOK Kışlalı:AB bu konuda üzerine düşenleri yaptı mı? Gelişme oldu mu? Gürel:Hayır. Hiçbir gelişme olmadı. Kışlalı:Bunu neye bağlıyorsunuz? Köln''de de beklediğimiz olmadı. Gürel:Bence önemli olan AB''nin veya üyelerinin tek tek Avrupa''nın gelecek kimliğiyle ilgili bir karar vermeleridir. Bunu hep dile getirmeye çalıştık. Bu karar sadece Türkiye ile olmayacak kendi kimlikleriyle ilgili olacak. Çok kültürlü ve çok dinli bir Avrupa mı istiyorlar? Yoksa başka türlü Avrupa mı? Kışlalı:Bu sorunuzu Lüksemburg''dan önce Kohl''ün ''AB Hıristiyan kulübüdür. Müslüman Türkiye giremez'' mahiyetindeki sözlerinden sonraydı herhalde? Gürel:Evet. Bunu din farklılığına dayalı ayrımcılık olarak görmüyorum. Daha geniş başka bir dünyaya ait gibi. Kışlalı:Bize ihtiyaçları yok mu? Gürel:Var. İki noktada ihtiyaçları var. Bunlardan biri Avrupa güvenliği konusunda. Diğeri de Türkiye''nin büyük bir pazar oluşuyla ilgili. Kışlalı:Ama bunlardan biri NATO ile diğeri de Gümrük Birliği ile halledilmiş. Bunları almışlar. Bizi neden istesinler şimdi? Gürel:Benim söyleyeceğimi siz söylediniz şimdi. Doğru. Biz vereceğimizi vermişiz neden istesinler bizi şimdi? O bile bizim aleyhimize çalışıyor. DURUM ALEYHİMİZE Kışlalı:Gümrük Birliği mi? Gürel: Orada da aleyhimize işleyen taraf var. AB bu konuda temel hükümlülüklerini de yerine getirmedi. Bu konuma daha ne kadar tahammül edebiliriz? İthalatımız AB''den hızla büyüdü. İhracat ise beklediğimiz gibi olmadı. Kışlalı:Ne gibi çalışmalar yaptınız başka? Gürel:Geçen yıl sonunda AB ile ilgili bütün kuruluşlarımızın neler yapmaları gerektiğini de bir esasa bağladık. Başbakanlık genelgesi olarak bu dağıtıldı. Kışlalı:Kardif Zirvesinden sonra Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile sizin yorumlarınız farklı olmuştu. Dışişleri Bakanlığı Kardif neticelerinin ileri adımlar olduğunu siz ise bunların kabul edilemez olduğunu söylemiştiniz. Neredeyse iki taban tabana zıt yorumdu bunlar. Siz o zaman İsmail Cem''e vekalet ediyordunuz. Bu farklılık herhalde başka alanlara da yayıldı? Gürel:Onlar Dışişleri Bakanlığından bakıyorlar. Ben Devlet Bakanlığından bakıyorum. Gördüğümüz şeylerdeki farklılıklardan ileri gelmiş olabilir. Kışlalı:Sizin hazırladığınız ve Bakanlar Kurulundan geçirdiğiniz AB ile ilgili strateji belgesi uygulandı mı? Dışişleri Bakanlığı bunu uyguladı mı? Gürel: O strateji bence en gerçekçi ve en yapıcı yaklaşımdı. İkili ilişkilerimizi de düzenleyebilirdi. Ama son dönemde gündeme getirilmedi. Fakat hükümet kararı olarak benimsenmiş olan bu strateji aslında Türkiye''nin AB ile ilişkilerinin temelini oluşturması gereken belgedir. Dışişleri Bakanlığımız da AB ile ilişkileri görüşürken bu temel belgeyi esas almalıdır. Kışlalı:Peki bu belge ilişkilerde esas alınmadıysa ilişkiler neye göre yürütülüyor? Gürel:Çok daha önce AB''nin bize sunduğu strateji temel alınarak görüşmelerin sürdürüldüğü anlaşılıyor. Kışlalı:Köln toplantısıyla Başbakan Ecevit''in Alman Şansölyesiyle teati ettiği mektupların ilişkilere yeni unsur getirdiği görüşünde misiniz? Gürel:Zannetmiyorum. Türkiye özünde başkaları istediği için değil, kendi halkını layık gördüğünde birtakım reformlara girişmeyi amaçlayan hükümetlerce yönetiliyor. Şimdi böyle vaatlerde bulunuyorsak bu sadece bizim niyetlerimizi açıklayan bir tutumdur. Buna bağlı olarak başkalarının tutumu herhalde değişmeyecektir. Kışlalı:Yunanistan engelinin bahane olduğunu herhalde siz de düşünüyorsunuz? Gürel:AB''nin Almanya gibi güçlü üyeleri sadece Yunanistan gibi Türkiye''ye husumet peşinde koşan, dış politikalarını buna dayandıran bazı AB üyelerinin engellemelerini aşamayacaklarsa Türkiye''nin tam üyeliği yolunda AB fazla ilerleme sağlayamaz. Polonya''nın AB üyeliği önünde Yunanistan engel oluştursa Almanya Yunanistan''ı bu konuda hizaya getiremez mi? Böyle bir şey düşünülemez. Artık bazı konularda söyleneler bizim açımızdan inandırıcılıklarını kaybetmişlerdir. Kışlalı:Can alıcı bir nokta var. Türkiye''ye adaylık statüsü tanınmadan ilişkilerde ilerleme olabilir mi? İki yıldır bu işin tam içindesiniz? Gürel:Hayır. Alman Şansölyesi Helsinki toplantısında da diğer adaylarla müzakereye başlar sizinle başlatmazsak sakın bunu ayrımcılık olarak almayın, diyor. Şimdiden altı ay sonra dahi Türkiye ile müzakere başlatılmayacağını söylemiş oluyor. Niyetleri yok. Bir kere daha görülmeli ki Türkiye AB ile ilişkilerini gerçekçi bir zemin üzerinde ele almalıdır. Kimse hayale kapılmamalıdır. Kışlalı:Nasıl bir gerçekçilik? Gürel:İkili ilişkilerin düzeltilmesi için de doğru bir yaklaşımdır gerçekçilik. Kimse kimseyi aldatmamış olur. Herkes üstüne düşen gerçek yükümlülüğü yerine getirmelidir. Ne AB borcunu yerine getiremeyen bir tüccar konumunda olur. Ne de Türkiye sürekli aldatılan müşteri gibi kalır. KENDİMİZ İÇİN İSTİYORUZ Kışlalı:Gerçek duruma rağmen bir medya kesimi Türkiye''nin aday kabul edilmeden birçok şey yapıp adım atmasını öneriyor. Bunu nasıl yorumlarsınız? Gürel:Tanzimattan beri Türkiye''de reform dış dinamiğin zorlamasıyla yapılabilir diye düşünülmüş. Bunu Mustafa Kemal değiştirmiş. Tanzimat reformculuğunun izleri bunlar. Zaman zaman güç de kazanıyor. Biz AB''ye girmek için değil, kendimize layık gördüğümüz için bazı reformları istiyoruz. Kışlalı:Süddeutscher Zeitung''da hakkınızda bir yazı çıktı. Sizi Türkiye-AB ilişkilerinin kötüleşmesinden sorumlu tutuyor: Sizin için ''Avrupa''yı ret politikasının mimarı'' diyor... Yeni hükümette AB''den sorumlu olmamanızın Bonn, Brüksel ve Paris''te insanların rahat nefes almasına sebep olduğunu söylüyor. O çevrelerdeki yetkililerin sizinle karşılaşmaktan kaçındıklarını iddia ediyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? Gürel:Türkiye-AB ilişkilerini kötüleştirme gibi bir işlevim olmadı. Onu kabul etmem söz konusu değil. Benimle kimse görüşmekten kaçınmadı. Burada da orada da hep görüştük. İlişkilerimiz hiç kırıcı olmadı. Ancak benim yaklaşımım gerçekçi temellerin değerlendirilmesiyle ilgiliydi. Bazılarının bu hoşuna gitmemiş olabilir. Belki başka konuları baskı için gündeme getirdiklerinde hükümetim adına benim bunları reddetmem de hoşlarına gitmemiştir. Şimdi rahat nefes almış olabilirler. Şükrü Sina Gürel kimdir Devlet Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel 1950''de İzmir''de doğdu. İlkokulu Söke''de, ortayı Bornova''da okudu. 1964''te lise için Robert Kolej''e gitti. İki yıl sonra ABD''ye gidip liseyi bitirdi. 1967''de Ankara''da SBF''ye girdi. 1971''de Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Doktora yaparken Ege Üniversitesi''nde asistan oldu. 1976''da SBF''ye asistan olarak döndü. 1977''de doktor, 1984''te doçent ve 1990''da profesör oldu. İngiltere, Almanya ve Fransa''da bilimsel çalışmalar yaptı. ABD Denver Üniversitesi''nde, Türkiye''de de ODTÜ, Bilkent ve KKTC üniversitelerinde ders verdi. 1982-83''te Ecevit''in Arayış dergisi yazı kurulunda görev yaptı. 1991''de DSP''den İstanbul adayı oldu. Ama 1995''te İzmir''den milletvekili seçildi. 1997-1999 arasında da 55, 56 ve 57. hükümetlerde devlet bakanı ve hükümet sözcüsü oldu. Prof. Gürel ile yeni hükümette Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik''e devrettiği Avrupa Birliği ile ilişkiler konusunda sohbet yaptık.

