CHP Genel Başkanı Altan Öymen, 1932 yılında doğdu. Siyasal Bilgiler Fakültesi''ni bitirdi. Gazeteciliğe, üniversite yıllarında 1950''de Ulus Gazetesi''nde parlamento muhabiri olarak başladı. Yeni Ulus''ta (Halkçı) iki yıl çalıştıktan sonra Tercüman''ın Ankara Temsilcisi oldu. 1957''de Yeni Gün Genel Yayın Müdürü, 1958-60 arasında Ulus, Akis ve Kim yazarı, 1960-61 Öncü Genel Yayın Müdürü, Kurucu Meclis Üyesi, 1962-66 Bonn Büyükelçiliği Basın Ataşesi, 1966-67 Milliyet dizi yazarı, 1967-68 Ulus Genel Yayın Müdürü 1968-72 Akşam yazarı, WDR ve DPA muhabiri oldu. 1972-79 arasında ANKA ajansını kurdu, yönetti. Cumhuriyet ve Günaydın''a yazılar yazdı. 1977''de CHP''den Ankara Milletvekili oldu. Turizm ve Tanıtma Bakanlığı''na getirildi. 1978-79''da CHP Grup Başkan Vekiliydi. 1979-80 yıllarında CHP Genel Sekreter Yardımcılığı yaptı. 1980-82 yıllarında Cumhuriyet yazarıydı. 1982''de Milliyet''e Yayın Kurulu Üyesi ve yazar olarak katıldı. 1985-92 arasında Milliyet Genel Yayın Koordinatörü, Başyazar ve İdare Meclisi Üyeliği yaptı. 1992-95 arasında başyazarlığa devam etti. 1996''da CHP''den İstanbul Milletvekili seçildi, Milliyet''teki köşe yazılarına devam etti. Son seçimlerde aday olmadı. Daha sonra CHP Genel Başkanlığına seçildi. Altan Öymen ile CHP''nin içinde bulunduğu durum üzerinde bir sohbet yaptık.
CHP Genel Başkanı Altan Öymen, partinin toparlanması için çalıştıklarını belirterek, "29 maddelik bir çalışma programı hazırladık. 3''er kişilik, PM üyelerinden oluşan gruplar 80 il''e gittiler. Örgütün durumuyla, seçimlerde ne yapıldığını, şimdi ne yapılması gerektiğini tespit ettiler. Üye yazılımı yenileniyor" dedi. "Yeniden yapılanıyoruz" diye konuşan Öymen, çalışma gruplarının da güncel ya da uzun vadeli konularda politikalar ürettiklerini söyledi.
* Kışlalı -Genel Başkanlık görevini nasıl üstlendiniz?
Öymen -Son seçimlere katılmadığımda 20. Yüzyıl ile ilgili, dünya ama Türkiye ağırlıklı bir kitap hazırlığı içindeydim. Sonra da onu TV filmi haline getirecektim. Ekime kadar bitirecektim. Kişisel anılarımı da yazacaktım. Ama olmadı. 18 Nisan yenilgisi sonrası aday arayışları oldu. Benim adaylığımın sözü edilir hale geldi. Baykal çekildikten sonra oldu. O da başlangıçta destekliyor gibi göründü. İsteyenler de olunca kendimi aday olarak buldum.
* Kışlalı -Seçim kazanıp yeni düzen kurmanız kolay olmadı?
Öymen -13 oy farkla 22 Mayıs kongresinde kazandım seçimi. 7-8 diğer arkadaş vardı. Partinin manzarası ortadan ikiye bölünmüş gibiydi. Bir taraf diğer tarafa tahammül etmiyor gibiydi. Bana görev gibi gelen şey, bu bölünmüşlüğü mümkün olduğu kadar ortadan kaldırmaktı. 35 günü partide tek başıma, seçilmiş tek kişi olduğumdan, çalışma durumunda kaldım. Sonraki, Haziran''daki kongrede Parti Meclisi seçilebildi. O arada, 12 yerdeki yerel seçimde oy sayımızı yüzde 66''ya kadar arttırdığımız yerler oldu.
* Kışlalı -Son kurultayda birliği nasıl sağladınız?
Öymen -İlk kurultayda pet şişeleri atmışlardı ama son kurultay öncesi "çiçek atacağız" diyorlardı. Öyle oldu. Parti Meclisi ve Merkez Yönetim Kurulu seçimlerinde, parti içindeki değişik grupları bir araya getirmeye gayret ettik. 17 Temmuz''da herşey tamamlanmış, parti kadroları fiilen işe başlamıştı.
* Kışlalı -İki ay içinde epeyce yol aldınız galiba?
Öymen -29 maddelik bir çalışma programı hazırladık. İçinde 80 ilin taranması var. 17 gün içinde 3''er kişilik PM üyelerinden oluşan gruplar 80 ile gittiler. Örgütün durumuyla, seçimlerde ne yapıldığını şimdi ne yapılması gerektiğini tesbit ettiler. Üye yazımı yenileniyor. Maddelerin büyük kısmını başlattık. Bir kısmını tamamladık.
SEÇİM YENİLGİSİNİN SEBEBİ
* Kışlalı -Seçimi niye kaybettiniz?
Öymen -Bunu bir çalışma grubu inceliyor. Ekim sonunda bize sonucu bildirecekler. Siyasi değerlendirme yapılıyor. MYK üyeleri çalışıyor. Şimdi herkes bu duruma bulunduğu yerden kişisel bakıyor. "Baykal kötü konuştu da ondan" diyen var. "1991''de başladı. Hükümete girmiştik orada hayal kırıklığına sebep olduk" diyen var. "Parti içi çekişmeler ve parti içi muhalefet yüzünden" diyen var.
* Kışlalı -Sizin şahsi açınızdan durum nasıl gözüküyor?
Öymen -Bunu bir yerde söylemedim. Yapılan çalışmanın sebepleri objektif ortaya çıkaracağını düşündüm. Ama madem ısrar ediyorsunuz şahsi fikrimi söyleyeyim. Bence taktik hatalar, zamanlama hataları oldu. Sadece seçim ile meşgul olup sadece seçim isteyen bir partiymişiz gibi göründük. İsabetli işler yapmış olmamıza rağmen, onlar fazla göze çarpmadı. 1991 seçimlerinde de biz erken seçim isteyip dikte etmiştik.
* Kışlalı -Bunda Baykal''ın etkisi fazla. Onun erken seçim isteme alışkanlığı var. Hatırlarsınız 1974 Kıbrıs başarısından sonra da koalisyonu bozdurup erken seçim istemişti. Ama olmadı?
Öymen -Evet. O zaman da MSP ile koalisyonu bozup erken seçim istemişti CHP. Sadece Baykal değil. Ben o zaman da karşıydım. Yazar olarak eleştirdim. Yanlışlığı sonra ortaya çıktı. Milliyetçi Cephe oluştu. Erken seçim olmadı. 1995 ve 1999''da erken seçim ısrarımız netice verdi.
* Kışlalı -Baykal''ın kişiliğinin de CHP''nin barajı geçememesinde rol oynadığını düşünen çok insan var?
Öymen -Partiyi yeniden yapılandırma iddiasıyla geldik. 29 madde bu. Partinin politika oluşturma süreçlerinde de eksiklik var. Ana ve güncel konular süratle MYK''da tartışılıp görüş belirleniyor ana ilkelerimiz istikametinde. Bunu aramızda tartışarak yapıyoruz. Ortak çalışmayla ortak politika ortaya çıkıyor şimdi.
* Kışlalı -Böylece benim Baykal''ın kişiliği ile ilgili olarak sorduğum soruya cevap vermiş oluyorsunuz?
Öymen -Sanıyorum öyle oluyor. Yönetimde değildim. Evvelden bu çalışma ne ölçüde yapılıyordu bilemiyorum. Bunun faydası söylem farklılıklarının fazla olmamasında ortaya çıkıyor.
ARKADAŞLIK GRUPLARI
* Kışlalı -Son dönemde CHP''nin genel başkanın kişiliğine bağlı bir "Hizip Partisi" gibi göründüğü de öne sürüldü. Bunu nasıl yorumlarsınız?
Öymen -Partiler içinde, "arkadaşlık grupları" dediğim gruplar oluşabiliyor. Baykal ile birlikte politika yapanlar. Karayalçın ile Hasan Fehmi Bey''le politika yapanlar diyorum. Bizde de var, diğerlerinde de. Farklılaşmaların belirli nedenleri var. İdeoloji farklılıkları da olabilir, bazen başka nedenler de olabilir. Önemli olan işin sonunda bir grubun diğerini tamamen tasfiye etmesi ya da çoğunluğu elde ederek diğerini azınlık halinde bırakması ve yapılacak bütün işleri çoğunluğuyla yapması yanlış. Gruplar olursa seçimlerden sonra birlikte çalışma alışkanlığı içine girmelidirler.
* Kışlalı- Siz galiba PM ve MYK konusunda bunu sağladınız?
Öymen -Evet. PM karma meclis halinde oluştu. H. Fehmi Güneş, Murat Karayalçın, Ertuğrul Günay, bunlar benim seçimde rakiplerimdi. Yarıştık ama hepsi benim PM listemde varlardı. Olmalarını özellikle istedim. Bundan memnun oldum. Onlarla politika yapmış arkadaşların bir kısmına da listemde yer verdim.
* Kışlalı -Sizinle birlikte politika yapmış kimse de var mıydı?
Öymen -Yoktu. Ben böyle bir politikada yönetime gelme hazırlığı içinde değildim. Bu tür arkadaşlık grubu kurmamıştım. Ama hepsi politikada arkadaşımdı.
* Kışlalı - PM''de dışarda kalan grup oldu mu? Eski yönetimden de girdiler mi?
Öymen -Hayır, dışarda kalan grup olmadı. Eskilerden de girdiler. Birlikte çalışmanın mümkün olduğu görüldü. Şimdi küçük ekipler halinde çalışılıp netice alınıyor. 80 il dolaşan arkadaşlardan 19 rapor çıktı. İttifakla yazılmış raporlar. Demek ki birlikte çalışılabiliniyor.
* Kışlalı -Bu seçimlerden sonra Baykal ile bir temasınız oldu mu?
Öymen -Seçildikten sonra bir telefon konuşmamız oldu tebrik etti. Ondan sonra fırsat olmadı. Herhalde kendi programları vardı.
* Kışlalı -Eski arkadaşsınız? Acaba sizi de "çalışma grubu" olarak vasıflandırdığınız grup içinde düşünüyordu da, genel başkan seçilince sizi ihanet etmiş gibi mi kabul etti?
Öymen -Herkesle konuşuyorum. Onunla da isterim. Fakat olmadı. Diğer bana rakip çıkmış arkadaşlar buraya geldiler. Konuştuk. O bana rakip olarak çıkmamıştı gerçi. Temas imkanı olmadı. Söylediğiniz gibi bir durum olduğunu sanmıyorum. Böyle bir fikir oluşturması için ortada sebep yok. Ben söylediğiniz anlamda bir arkadaşlık grubu içinde değildim. Tabii arkadaşıydım ama. Onunla beraber parti içi politikada ekip gibi zaten değildim. Partiyi bütün ekip olarak kabul eden çizgim var. Kendisi adaylıktan çekildikten sonra benim adaylığım söz konusu olmuş, ben de aday olduğumu bildirmiştim.
* Kışlalı -Dışarda kalanlardan, eski alışkanlıklarla hizip hareketi eğiliminde olanlar var mı?
Öymen -Eski alışkanlıklarla hareket edenler maalesef oluyor. Bizim MYK içinde şimdiye kadar bu durum ortaya çıkmadı. Sadece geçenlerde bir PM üyesi basın toplantısı yaptı. Şeyle beraber, eski yönetimle politika yapmış olan arkadaşlardan. Üye yazım uygulamasını eleştirdi. Birtakım münasebetsiz laflar da söyledi. Kendisi PM üyesi olduğundan bunları orada söylemesi lazımdı. Bu karar PM''de, kendisinin de katılmasıyla, oy birliğiyle çıkmıştı. Herhalde şaşırdı. PM''ye gireyim derken basın toplantısına girdi. Öyle telakki ettim.
* Kışlalı -Eski yönetim şimdi parti merkezine kimsenin uğramadığını öne sürdü geçenlerde! Tutumlar enteresan. Galiba devam eden mücadele var?
Öymen -İster pazar günü ister gece gelin, burada çalışanları görürsünüz. 29 madde üzerinde çalışılıyor. PM dışından, "eski yönetim olsaydı gelişen olaylar karşısında daha etkili hareket edilirdi" diyenler oldu.
KENDİLERİ DE DÜŞERLER
* Kışlalı -"Baykal olsa demeçleriyle hükümeti sallardı" diyenler oldu?
Öymen -Evet, bunu bana gazeteciler de sordular. Ben de "Hükümeti sallamak her zaman yararlı olmayabilir. Bazen ''hükümeti sallıyoruz'' diyenler, hükümeti düşürmezler de kendileri düşerler" dedim.
* Kışlalı -Sizin için öncelik partiyi toparlamak değil mi?
Öymen -Tabii. Onun için çalışıyoruz. 29 maddede toparlanan konular bunlar. Yeniden yapılanıyoruz. Çalışma gruplarımız da güncel ya da uzun vadeli konularda politikalar üretiyor.

