Prof. Dr. Cevat Geray kimdir? Şehircilik uzmanı Prof. Dr. Cevat Geray, 1930 yılında İstanbul''da doğdu. İlk veorta okulu Kasımpaşa''da, liseyi Haydarpaşa''da okudu. 1949''da Siyasal Bilgiler Fakültesi''ne girdi. 1953''te mezun olduktan sonra Antalya''nın Gündoğmuş ilçesine kaymakam oldu. Ardından SBF''de açılan sınavı kazanarak, 1956''da şehircilik kürsüsüne asistan oldu. 1967''de doçent, 1974''te de profesör oldu. 1962-67 yılları arasında Devlet Planlama Teşkilatı Toplum Kalkınması ve Kentleşme konularında araştırma danışmanı olarak çalıştı. 1970''de Adnan Öztrak''ın Genel Müdürlüğü sırasında TRT''de "Genel Yayın Planlaması" üzerinde çalışmalar yaptı. 1974''te MSP-CHP koalisyonu döneminde, önce danışman sonra da müsteşar olarak İmar İskan Bakanlığı''nda çalıştı. 1976''da Basın Yayın Yüksek Okulu Müdürü oldu. 1977''de SBF Dekanlığına seçildi. Böylece üç defa dekanlığa seçilmiş oluyordu. 1982''ye kadar bu görevi sürdürdü. 1983 Şubat''ında 1402 sayılı sıkıyönetim yasasıyla üniversiteden ayrılmak zorunda kaldı. Kentkoop danışmanı oldu. Danıştay''daki davayı 1990''da içtihadı birleştirme kararıyla kazanınca SBF''ye döndü. 1996''da Mersin Üniversitesi yeni kurulduğunda kamu yönetimi bölümünün oluşturulması, kentleşme ve çevre sorunları alanının işlenmesi, programların hazırlanması için Mersin''e gitti. Master programları başlattı. 1998''den itibaren öğrenci almaya başladı üniversite. Geray, emeklilik sınırına dayandığında Ankara''ya SBF''ye döndü. Türkiye''deki depremleri şehircilik açısından izlemiş olan Prof. Geray ile günün konusu üzerine sohbet yaptık. Uzmanların yaptıkları araştırmalar sonucu İstanbul yakınlarında, Körfez''de bir facianın ortaya çıkacağının tahmin edildiğini hatırlatan Prof. Dr. Cevat Geray, Türkiye''de çıkarılan Deprem Yönetmeliği''nin de uygulanamadığını belirterek, "Uygulanabilse, inşaatlar sıkı denetlenebilseydi, herhalde depremler daha hafif atlatılabilirdi. Çıkar bu konuda çok önemli rol oynadı. Kentler ''çıkarkent'' oldu. Nüfus yığıldı. Toprak talebi arttı. Açıkgöz insanlar bundan yararlandı. Ranta göre şehirleşme oldu. Plana göre değil" dedi. Kışlalı- Sizin deprem konusuyla sadece bilim adamı, şehircilik uzmanı olarak değil, aynı zamanda icrada görev almış bir kişi olarak görüşünüzü alabilir miyim? Geray -Kamuoyunda oluşan görüşe katılıyorum. Türkiye''nin geride bırakmakta olduğumuz yüzyılda başına gelen en büyük felaket. Nedeni büyük ölçüde nüfusun büyük çoğunluğunun yerleştiği, kentleşmiş ve sanayileşmiş, çok geniş ve fayların üzerindeki bir bölgede olması. Bu bekleniyordu. Kışlalı -Ne zamandır bekleniyordu? Geray -İlk Erzincan depreminden sonra Kuzey Anadolu fay hattı ortaya çıktı. Bu, batıya doğru ilerleyen depremlerle bilim adamlarımızın dikkatini çekti. İstanbul yakınlarında, Körfez''de bir facianın ortaya çıkacağını tahmin ettiler. Bu konuda birçok yazı, çalışma, rapor var. 5-6 yıl önce İstanbul''da İnşaat Mühendisleri Odası öncülüğünde hazırlanmış bir rapor da var. Kışlalı-Bu beklentiye karşılık deprem ülkesi olan Türkiye''de neler yapıldı? Neler yapılmalıydı? Sizin müsteşarlığınız sırasında ne yaptınız? Geray -Maalesef karar süreçlerini etkileyen siyasal ve ekonomik güçler kayıtsız kaldılar. Ben müsteşar iken, 1975 yılında Deprem Yönetmeliği''ni yürürlüğe koyduk. Ben teknik bir adam değilim. Ama tanınmış bilim adamlarımızı bir araya getirdik. Afet İşleri Genel Müdürlüğü ile Deprem Araştırma Enstitüsü de vardı. İşbirliğiyle yönetmelik hazırlandı. Son biçimini incelemiştim. Bazı şeyleri de öğrenmiştim. Kışlalı- Bu yönetmeliğin içeriği neydi? Geray- Dünyada uygulanan bütün teknolojik bilgiyi yansıtan bir yönetmelikti. Ama bu yönetmelik uygulandığı takdirde Türkiye''de inşaat maliyeti artacaktı. Bu endişe bir ara hakim oldu. Özellikle zamanın bakanı -kendisi de inşaat mühendisi idi- Babüroğlu tereddüt etti. Maliyetlerde yüzde 5-10 arasında bir artış olacaktı. Türkiye''nin geleceği için Babüroğlu sonunda bunu göze aldı ve yönetmelik 1975 Şubat''ı veya Mart''ında yayınlandı. Ama uygulanmadı. Uygulanabilse, inşaatlar sıkı denetlenebilseydi herhalde depremler daha hafif atlatılabilirdi. Kışlalı -Yönetmelikler uygulanmadıkça neye yarıyor? Geray -Öğretici tarafları var ama dediğiniz gibi uygulanmaları için yönetsel güçlü yapı gerek. Bu kurulamamıştır. Afet öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılacak işler Türkiye çapında, hassas bölgelerde neler yapılacağıyla ilgili planlama, hazırlık yapılıp gereken örgütler kurulmadı. RANTA GÖRE ŞEHİRLEŞME Kışlalı -Bu olumsuzluğun sizce sebepleri neler? Geray -Çıkar, bu konuda çok önemli rol oynadı. Kentler ''çıkarkent'' oldu. Nüfus yığıldı. Toprak talebi arttı. Toprak korkunç değer kazandı. Açıkgöz insanlar bundan yararlandı. Bina yapılmaması gereken yerde yapıya izin verildi. Yeşil alanlar iskana açıldı. 2-3 katlı konuta açık alanlar yüksek apartmanlara açık hale geldi. Çatı katlar tam kat oldu. İskan yerlerinde gereken jeolojik zeminle ilgili araştırma yapılmadı. Oradan doğabilecek tehlikeleri önleyecek ilave tedbirler, maliyet artıracak diye alınamadı. Yapılar kontrol edilemedi. Ranta göre şehirleşme oldu. Plana göre değil. Kışlalı- Devletin sizce en büyük eksiği nedir bu konuda? Geray -Kentleşme, sanayileşme ve yerleşme politikasının olmaması. Stratejik açıdan, kent bilimi açısından, sanayileşme açısından bu çok önemli. Meskun yerlerde iç içe olmaması gereken tesislere izin verildi. Tüpraş bir örnek. Kıyıları doldurmanın da yanlış olduğunu öne sürenler son deprem ile haklı çıktılar. Kışlalı -Türkiye''nin deprem bölgesi olması sizin derslerdeki bilimsel çerçeveyi de etkiliyor mu? Geray -Kent bilimi ve çevreyle ilgili derslerimizde, afetler ülkesi olmanın doğurduğu gerekler nelerdir, alınması gereken tedbirler konusunda açıklamalarımız oluyor. Bu sadece mühendislik işi değil. Kent planlamacılığını da çok ilgilendiriyor. Kentler nerelere kurulmalı? Mevcut şartlara nasıl uyulmalı? Hangi bölgeleri daha dayanıklı, ya da dayanıksız. Bunlara ne yapılmalı? Bu noktalar üzerinde geniş duruyoruz. PANİK DUYGUSU Kışlalı -İlçe ve illerde kaymakam ve vali olarak sizin eski öğrencileriniz var. Tabii felaketler karşısında gösterdikleri davranışı nasıl buluyorsunuz? Geray -Depremin sebep olduğu bir panik duygusu onlarda da insan olarak hissediliyor. Böyle durumlarda derhal deneyimli vali ve kaymakamların yardımcı olmak üzere o il ve ilçelere gönderilmesinde yarar vardır. Bu olmuyor. Deprem sırasında ve sonrasındaki kurtarma ve ilk yardım çalışmalarında kurulan gruplar var ama yeterli olmuyor bunlar. Eğitimden geçmemiş oluyorlar. Örgütleri yok, dağınıklık oluyor. Uzmanlaşmış kişiler yetiştirerek çeşitli bölgelere yerleştirmek ve yeterli teçhizatla, hazır tutmak gerekiyor. Kışlalı -Neden şimdiye kadar bu yola gidilmedi? Geray -Biz hep askeriyeye güveniyoruz. TSK, son depremde de görüldüğü gibi gidip bütün tedbirleri aldılar. Kazma kürek ile can kurtarma görevini de yüklendiler. Bu güzel ama bu görevi sivil yönetim, askere bırakarak çözüm bulmamalı. Bu onun işi. Tabii gerektiğinde yasaya göre askerden de yardım istenir. Bu normal ama "Nasılsa asker geliyor, önlüyor" denemez. Kaldı ki onların da kurtarma konusunda eğitimleri yok. Bu özel eğitim isteyen bir iş. Kışlalı -Depremden hemen sonra depremzedeleri çadırlara yerleştirmek bir çözüm mü? Geray -Olabilir ama çadırdan çadıra da fark var. Kızılay''ın mahruti çadırda ısrar etmesini anlamak zor. Çok gelişmiş çadırlar var. Bu konuda da örgütlenmenin eksik olduğu görüldü. Sivil toplum gönüllü örgütlenmesi de teşvik edilmeli. AKUT gibi. Başarılı oldular. O noktadan hareketle bu akım genişletilmeli. Eskiden yangın konusunda her mahallede, her camide "tulumba ekipleri" vardı. Halk böyle felaketlere karşı hazırlıklı olurlardı. Yangına yetişirlerdi. Halkın geleneğinde bu yardımlaşma var. Onu geliştirmek lazım. İdarenin A''dan Z''ye çağdaş yöntemlerle yeniden yapılanarak bunları çözer hale gelmesi lazım. Kışlalı -Yerel yönetimlerle mi? Geray -Bunlar halka en yakın hizmet verirler ama yıllardır reformu yapılamadı. Çok yetenekli belediye başkanları olduğu gibi yağmacılarla işbirliği yapan belediye başkanları da var. Denetim özel firmalara da yaptırılamaz. Anayasa Mahkemesi''nin görüşüne aykırı olur. Yapı Polisi mutlaka gerekli. Yapı Mahkemeleri düşünülebilir. Yapı denetiminin örgütü olmalı. PREFABRİK SİSTEM Kışlalı -Yasalar deprem karşısında neyi öngörüyor? Geray -Önce insanların çadırkentlere yerleştirilmesini. Sonra geçici iskan ve daha sonra da kalıcı iskan. Devletin görevi bu. Prefabrik çözümün, geçici iskan kabul edilmesi bence yanlış. Hâlâ Varto depremindeki geçici yapılar kalıcı hale getirilemedi. Devlet borçlu, onbinlerce konut yapması gerek. Biraz sabırla prefabrik yapı endüstrisinin gelişmiş halinden yararlanılarak geçici iskan dönemi atlanarak 5-6 ay içinde kalıcı iskan geliştirilmiş prefabrik sistemle sağlanabilir. O dönemin geçiştirilmesi için bir formül bulunabilir "afet evi" kavramını bırakıp "ev"e dönmek gerek. Bitirilmeye yaklaşmış kooperatif evlerinden de yararlanılabilir. Toplu konuttan bitirilmek üzere fon bekleyenlere destek verilebilir. Kışlalı -Böyle projeler var mı hemen yararlanılabilecek? Geray -Var. İzmit''te vardı. Erol Köse başlatmıştı. 10-15 bin konutluk projelerdi, bir kısmı tamamlandı. Geride kalanlar olmalı. Başka ciddi kooperatifçilik yaptığı bilinen kurumlar var. Onların yapılarından yararlanılabilir. Kışlalı -Bu aşamada yapabileceğiniz en acil öneri ne olabilir? Geray -Erzincan''da yapılanlardan dersler almak gerekir. Orada hasara uğramış ama yıkılmamış evler onarıldı. Güçlendirildi. Takviye edildi ve içinde yaşanabilir duruma getirildi. Şimdi özellikle İstanbul''un büyük bir zayiata uğramaması için bence İstanbul''daki bütün binaların benzer biçimde gözden geçirilmesi ve sağlamlaştırılması gerek. Dayanıklı duruma getirilemezse onlar da yıkılmalı. Artık işin başka türlü yaklaşma tahammülü yok. Aynı şiddette bir deprem İstanbul fayında olsaydı İstanbul perişan olurdu. Bunun yüzbinlerle ifade edilecek zayiat olacağı kestiriliyor. Bina muayenesi yapılabiliyor. Dayanıklılık ölçülebiliyor. Uzmanlık konusu bu. Ondan sonra da gereken yapılabiliyor. Erzincan''da yapılmış örnek var. Bu mutlaka yapılmalı.

