Kaydet
a- | +A

Ankara Veteriner Fakültesi Acil Servis''inde görev yapan Doğa Temizsoylu, Başkent''te 20-30 bin kadar ev hayvanı bulunduğunu belirterek, "En çok trafik kazaları geliyor. Sokak hayvanı, Ankara''da çok fazla. Korumasızlar. Trafik de çok yoğun. Kedi, köpek ve kuş en çok getirilen hayvanlar" dedi.

Doğa Temizsoylu, 1974''te Kayseri''de doğdu. İlk, orta ve liseyi orada bitirdi. 1990''da Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi''ne girdi. 1995''te mezun oldu. Aynı yıl Cerrahi Anabilim Dalı''nda doktoraya başladı. 1998 Temmuz''unda, Akdeniz Üniversitesi Burdur Veteriner Fakültesi''ne Araştırma Görevlisi olarak girdi. Orada doktora eğitimi verilemediğinden, şimdi doktora çalışmalarını bu sene Ankara''da Veteriner Fakültesi''nde tamamladıktan sonra Burdur''a dönecek. Ankara Veteriner Fakültesi''nin "Acil Servis"inde de yoğun çalışmalar içinde olan Temizsoylu ile gittikçe artan ev hayvanları ve bunların sağlıklarıyla ilgili sorunların çözüm şekilleri üzerine bir sohbet yaptık.

* Kışlalı -Veteriner olmaya nasıl karar verdiniz?

Temizsoylu -Annem ve babamın kökeni köye dayanır. Onlar köyden öğretmen olarak ayrılmışlardır. Ama hiçbir zaman köyle bağlantımız kesilmemiştir. Köy hayatının ayrılmaz parçaları olan hayvanlara sevgim çok eskiye gider. Veteriner dostlarımızın da etkisi olmuştur seçimimde. Kısacası hayvan sevgisi bana bu mesleği seçtirdi. Yoksa başka çok çekici tarafı yok. Maddi bakımdan sadece memursunuz. Memur geliriniz olur.

* Kışlalı -Fakültenizdeki acil servisin faaliyetini yerinde gözlemledim.

Temizsoylu -Sanıyorum 1994''te açıldı bu servis. O günden bu yana günde 24 saat hizmet veriyor. Aktif servis. Orada çalışabilmek için araştırma görevlisi titrine sahip olmak lazım. Doktoranın yeterlik aşamasında bütün araştırma görevlileri orada nöbet tutuyorlar. Yeni asistanlar nöbet tutmaz. Belli deneyim kazanmaları lazım. En az klinikte iki yıl çalışmış olanlar nöbet tutabiliyor.

* Kışlalı -Acilde kaç kişi sürekli çalışıyor?

Temizsoylu -Fakültede üç klinik var: Doğum, dahiliye ve cerrahi. Her birinin araştırma görevlileri ve adetleri farklı. Ay üçe bölünüyor. Bu üç bölüm arasında paylaşılıyor. Neticede fasılasız bütün gün ve bütün ay bu hizmet sürüyor. Müracaatlar hangi saatte olursa olsun mutlaka karşılanıyor.

* Kışlalı -Daha ziyade hangi şikayetlerle size ev hayvanlarını getiriyorlar?

Temizsoylu -En çok trafik kazaları geliyor. Sokak hayvanı Ankara''da çok fazla. Korumasızlar. Trafik de çok yoğun. Kedi, köpek ve kuş en çok getirilen hayvanlar. Egzotik hayvanlar da gelebiliyor arada bir. Ankara çevresinde çiftçi olan insanlar var.

* Kışlalı -Farklı hayvanlar da geliyor mu?

Temizsoylu -Evet. Mesela maymunlar geliyor. Ankara''da birkaç tane var. Devamlı hastamız. Bunlardan birinin bacağı kırılmış geldi. Evde bir kazaya uğramış. Bir defasında yılan geldiğini hatırlıyorum. O zaman ben öğrenciydim. Papağan, av hayvanları: Şahin, doğan, atmaca gelir. Bunları avcılar vurup bırakır. Hayvansever vatandaşlar alıp tedavi için getirirler.

* Kışlalı -Kazalar mı, yoksa hastalıklar mı daha fazla sebep oluyor?

Temizsoylu -Belli olmuyor. Mesela bazı su kaplumbağası besleyenler var. Pet merkezlerde görmüşsünüzdür. Küçük su kaplumbağaları. Bazen onların iştahları kesiliyor. Bazen düşüp bir yerlerini kırıyorlar. Üzerlerine basılıyor. Kış uykusuna tabiatta olduğu gibi yatamadıklarından hastalanıyorlar. Ya da devamlı uyku dönemleri onları besleyenleri endişelendiriyor.

* Kışlalı -Kış uykuları ortalama ne kadar sürer? Bir şey yemeden içmeden nasıl yaşarlar?

Temizsoylu- Metabolizmaları bu uyku süresinde hayatta kalmalarını sağlıyor. Hayvanına göre değişiyor ama ortalama 3-4 ay diyebilirsiniz. Bazen kalkıp ihtiyaçlarını giderirler. Yazın aldıkları besinlerle idare ederler. Ama ev ortamında olunca ısı değişikliği dolayısıyla normal kış uykularını yapamazlar. Kaplumbağalar böyle.

* Kışlalı -Ankara''da en yaygın hayvanlar herhalde kedi ve köpek. Neredeyse her yerde veteriner klinikleri görülüyor. Bunlar iş yapıyor ki açılıyor?

Temizsoylu -Bizim Veterinerler Odası''na kayıtlı 80 kadar özel klinik var. Çoğu 24 saat hizmet verir. Ama fakültemizde acayip hasta popülasyonu vardır. Bir dakika bile boş durmayız. Gelip gördünüz. Ankara''daki geniş popülasyondan bütün klinikler geçimlerini sağlıyorlar. Pratiker veteriner hekimler klinik açabiliyor.

* Kışlalı -Uzmanlık gerektiren vakalar olunca da size mi getiriyorlar?

Temizsoylu -Doğum, dahiliye, göz, kulak, cerrahi alanlarına bakmaları biraz arzulanan şeyler değil. Uzman veteriner hekim sayısı çok az. Çoğu pratisyen. Bazen yanlış uygulama olabiliyor. Fakülte olması Ankara''da bu durumdan doğacak mahzurları minimale indiriyor. Kendisini aşan vakaları pratisyen veteriner arkadaşlar hemen fakülteye gönderiyorlar. Fakültesi olmayan bölge ve kentlerden bize sürekli hastalar getiriliyor. Felçler gibi zor iyileşen hastalıklar gelir.

30 BİN EV HAYVANI

* Kışlalı- İnsanlara gösterilen ilgi ve bilim hizmeti şimdi giderek ev hayvanlarına da veriliyor.

Temizsoylu -Doğru bir rakam veremeyebilirim. Çünkü bu hayvanların hepsi kayıtlı değildir. Kayıtlı olmaları gerekir bir merkezde. Çoğunun sadece aşı kağıtları vardır. O kadar. Tahminen Ankara''da 20-30 bin kadar ev hayvanı vardır. Bundan dolayı da bütün klinikler tatmin edici gelir sağlamaktadırlar.

Sahibine göre tedavi Ankara Veteriner Fakültesi Acil Servis''inde görev yapan Doğa Temizsoylu, doktorlarda olduğu gibi ücretlerde belli ölçüler olup olmadığı sorusuna şöyle cevap veriyor:

-Bizim odamız var. Tarife belirler. Muayene, aşı, operasyon ücretleri bellidir. Muayene 5 milyon sanıyorum ama bu fiks değil. Çankaya''daki bir kliniğin muayene ücretiyle Batıkent''tekininki aynı değildir. Daha ziyade hasta sahibinin ekonomik gücüne göre farklılıklar vardır. Hayvanına verdiği değer de rol oynar. Röntgen, ultrason, kan muayenesi ayrı masrafları gerektirir. Hayvan sahipleri klinik farklılıklarını da yavaş yavaş öğreniyorlar.

HAYVAN SAHİPLERİ TİTİZ

Temizsoylu''ya belediye veterinerlerini soruyoruz. Onlara neden gidilmiyor?

Bu sorumuzu da, "Galiba oradan pek memnun kalınmıyor. Hayvan sahibi güleryüz, ilgi, iyi bakım, temizlik gibi şeyler arıyor. Belediyelerin imkanlarıyla bu istenenler sağlanamıyor sanıyorum. Maddi imkanı olmayanların durumu zor. Bunların çoğu bize geliyor. Sokakta yaralı hayvan bulan bize getirip bırakıyor. Bu noktada tıkanıyoruz" diye cevaplıyor.

MALZEME HAYVAN SAHİPLERİNDEN

Temizsoylu, "Döner sermayeniz yok mu? Bundan pay alıyor musunuz?" şeklindeki sorumuza karşılık da şunları söyledi:

-Evet. Hekim olarak yapmamız gereken şeyler var. İlaç gerek. Röntgen filmi gerek. Sargı malzemeleri. Çok farklı ihtiyaç maddeleri var. Sahipsiz hayvan çok gelir. Bunları karşılayacak mekanizma yok. Döner sermaye sistemi var ama diğer hastahaneler gibi değil. Gelir doğrudan Maliye''ye gider. Başka türlü kullanamayız. Malzemeleri mümkün olduğunca hasta sahiplerinden sağlarız. Artarsa maddi imkanı olmayanlarda kullanırız. İmkanı olmayanlardan muayene ücreti bile almayız. Ama ilaç konusunda tıkanıyoruz. Bir antibiyotik 3 milyon lira. Devletin imkanları da sınırlı.